İnsanlığın Evreni

Dünya üzerinde kuralları biz koyuyoruz. Homo sapiens: gezegenimizin en zeki, en etkili ve en yıkıcı türü. Dünya’da o kadar baskınız ki bütün bir jeolojik dönemin yalnızca  biz ortaya çıktıktan sonra i..
Görsel Telif:

Dünya üzerinde kuralları biz koyuyoruz. Homo sapiens: gezegenimizin en zeki, en etkili ve en yıkıcı türü. Dünya’da o kadar baskınız ki bütün bir jeolojik dönemin yalnızca  biz ortaya çıktıktan sonra isimlendirilmiş olan kısmını önemsiyoruz. Fakat dışarıda hayal edebileceklerimizin çok ötesinde bir boyuttaki evren gerçekliği var. Bu kozmik ölçütle kendimizi nasıl mukayese edebiliriz? İnsanlığın gücü evrenle başa çıkmaya yetecek mi? Acaba evrendeki tek zeki varlıklar bizler miyiz? Peki evrende bizim varlığımızdan haberdar varlıkların olması muhtemel midir? İnsanlık başka gezegenlere de yayılacak mı ya da yayılmalı mı? İnsanlığın en uzun süre kalacak olan mirası ne olacak? Bu listede derlediğimiz 8 yazıyla, insanlığın evrendeki yerini sorguluyoruz.

1- Evren, Bizim İçin mi Oluştu?

insanligin-evreni-1-bilimfilicomDünya üzerindeki varlıklarının büyük bir kısmında, insanlar kendilerini oldukça özel hissettiler. Fakat bilimsel bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, tek kelimeyle önemsiz olduğumuz ortaya çıkıyor. Evrenin merkezinde değiliz. Özel değiliz. Yalnızca, milyarlarca galaksinin bulunduğu ve biz olmadan da yaklaşık olarak 13.8 milyar yıl boyunca var olmuş evrende, bir galaksideki önemsiz bir yıldızın etrafında dolanan, önemsiz küçük bir gezegendeki türleriz.

 

2- Gerçekliği Yaratan Bilinç midir?

insanligin-evreni-2-bilimfilicomYüzyıllardır insanlığın deneyimlerine ve gözlemlerine dayalı olarak hem bilimsel hem felsefi temelde cevap aradığı sorulardan birisi şu: gerçekliği bilinç mi yaratır? Samuel Johnson’a göre bu tartışmayı bir anda bitirmek mümkün, ona göre büyükçe bir taşa tekme atmanız yeterlidir. Kendisi de ayağı gerçeklikten geri teptiği zaman “Böylelikle yanlışlamış oldum” diye haykırmıştı. 18. yüzyılın başında Dünya’ya gelmiş olan Johnson, kuantum mekaniği biliyor olsaydı belki de şişmiş bir baş parmağı olmayacaktı.

 

3- Her Şeyi Anlayabilir miyiz?

insanligin-evreni-3-bilimfilicomYaklaşık 3.8 milyar yıl sürdü ama sonunda bu günlere gelebildik. Dünya üzerinde yaşam, tarihinin büyük bir kısmı boyunca oldukça sıkıcıydı. Daha sonra insanlar ortaya çıktı ve herşey daha da ilginç bir hal aldı. Bizim türümüzü tanımlayan özelliklerden bir tanesi de bağlantı kurabilme yeteneğimizdir. Doğumundan itibaren insan, etrafında gördüğü her şeyi algılayıp yorumlar. Bazen bunlar basit olarak sesleri ve ışığı algılamak aşamasında kalırken, bazen de kurduğu bağlantılarla Dünya’nın işleme kanunlarının çıkarımını yapabilir -gündüz ve gecenin birbirini takip etmesi, havaya atılan nesnelerin yere düşmesi gibi.

 

4- Evreni Yok Etmemiz Mümkün mü?

insanligin-evreni-4-bilimfilicomBüyük güçler, büyük sorumlulukları da beraberinde getirir. Dünya üzerindeki gücümüzü ve bilgimizi daha da ileriye taşımamız, Dünya üzerindeki canlı yaşamı ya da en azından insanlığı yok edebilme ihtimalimizi her geçen gün arttırıyor. Peki evreni yok etmemiz mümkün mü?

 

5- “Uzaylılar” Bizim Varlığımızdan Haberdar mı?

insanligin-evreni-5-bilimfilicomŞu ana kadar bildiğimiz şey, evrende yalnız olduğumuz. Fakat yalnız değilsek ve evrende başka canlılar da varsa o canlılar yalnız olmadıklarının farkındalar mı? Eğer bizim varlığımızdan haberdarlarsa da, bizimle ilgili ne kadar şey biliyor olabilirler?

 

6- Evrende Koloniler Kurmamız Mümkün mü?

insanligin-evreni-6-bilimfilicomEğer evrende gerçekten de yalnızsak, Dünya’daki yaşamı başka gezegenlere de taşımalı mıyız? Uzaydaki yaşam hakkında spekülasyonlarda bulunmak eğlencelidir. Fakat ya uzayda yaşam yoksa? Enrico Fermi’nin yalnızlığımıza ilk defa dikkat çekmesinden bu güne tam 65 yıl geçti. Fermi’ye göre, gelişmiş teknolojik medeniyetin galaksiyi varlığı ile doldurması yaklaşık olarak 10 milyon yıl sürer.

 

7- Evrenin Mühendisliğini Yapmamız Mümkün mü?

insanligin-evreni-7-bilimfilicomDünya üzerinde mimarinin uzmanları olabiliriz fakat teknolojideki birkaç atılımdan sonra, kozmosu ve hatta kozmosun kaderini de şekillendirebileceğimizi düşünmeye başladık. Dünya’yı değiştirdik ve değiştirmeye de devam ediyoruz. İnşa ettiğimiz şehirler, taşıma ağları, elektrik santralleri, ve gökyüzüne serpiştirdiğimiz uydular… Eğer mühendislikteki bu yeteneğimizi kendi yaşadığımız çevreyi değiştirecek şekilde uygulayabiliyorsak, acaba uzayı da değiştirebilecek miyiz?

 

8- İnsan, Gelecekte Kendi Yarattığı Evrenin “Tanrısı” Olabilecek mi?

insanligin-evreni-8-bilimfilicomBizim kadar zeki ve meraklı canlılardan oluşan ve bizim ürettiğimiz bir evrenin “tanrısı” olmamıza ne kadar kaldı? İnsanlar meraklı varlıklardır ve bu merak insanların evren içerisindeki yuvası Dünya’da ilginç fikirleri de oluşturmasını sağlar: tanrılar, evrim, kuantum bilinç ve çoklu evrenler gibi. Fakat, belki de meraklı varlıklar olarak yaşadığımız ve fikirlerimizi ürettiğimiz bu Dünya, gerçek değildir. Belki de, üstün zekalı başka bir varlığın yarattığı bilgisayar simülasyonu içerisinde yaşıyoruzdur.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (1 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  • Damla 25 Ağustos 2016 - 09:12
  • İnsanın özel hissetmesi nasıl temelsiz ise önemsiz olduğumuzun sürekli vurgulanması o kadar temelsiz. Bunlar birinin zıttı. Bilimsel olarak gezegenin büyüklüğü, Güneş’in büyüklüğü ve Samanyolu’nun “ücra” bir köşesinde yer almamız önemsiz oldugumuzu anlatıyor ise önemi boyut ve kordinat(uzayın tümünü henuz ölçmediğimizden herşeyin en ortasında ya da en kenarında olduğumuzu da bilemiyoruz) ile mi ölçüyoruz? Ya da diğer cisimleri/nesneleri/insanları etkileme gücüyle mi? Etkileme gücüyle ise (ki her zaman boyut hatta kütle bile bu degerlendirmede %100 sonuc vermiyor) o zaman geldik yine (Evren’in olmasa bile) Dünya’nin en önemli canlısı olduğumuza… (ki bir de kozmozu sekillendirebilmeyi en azından hayal eden bir türüz!)

    Dolayısıyla önemimizi bilemiyoruz.

    “önem” denilen şey biraz irdelersek hayatta kalmaya yönelik iç güdünün önceliklerinin sosyal ve kültürel olarak dallanıp budaklandırılmış hali bile olabilir.

    Taş sinir uçlarımız ve beynimiz yolu ile bize var olduğunu nasıl anlatıyorsa, “önemli” ve “özel” kelimesinin de kullanıldığı yere göre psikolojimizi değiştirmesi ile var olduğunu söyleyebiliriz. Ancak kelimeler anlayacak biri olmadan oldukça anlamsız. Taş da yapısını bozabilecegi bir organizmanın yüzeyine çarpıp, organizmaya bir daha öyle yapmaması gerektiğini acı yolu ile anlatmazken anlamsız olabilirdi.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv