Evreni Yok Etmemiz Mümkün mü?

Büyük güçler, büyük sorumlulukları da beraberinde getirir. Dünya üzerindeki gücümüzü ve bilgimizi daha da ileriye taşımamız, Dünya üzerindeki canlı yaşamı ya da en azından insanlığı yok edebilme ihtim..
Görsel Telif:

Büyük güçler, büyük sorumlulukları da beraberinde getirir. Dünya üzerindeki gücümüzü ve bilgimizi daha da ileriye taşımamız, Dünya üzerindeki canlı yaşamı ya da en azından insanlığı yok edebilme ihtimalimizi her geçen gün arttırıyor.  Peki, evreni yok etmemiz mümkün mü?

CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı parçacıkları çarpıştırmaya başladığı sıralardaki yaygaraları hatırlayın. Birkaç felaket tellalı, bu deneylerin kıyamete açılan bir kapı olduğunu iddia ediyordu. Var olan bu öfke, protonların yüksek enerjilerle çarpıştırılıp araştırılması ile tetiklendi. Einstein’ın genel görelilik teorisine göre; bu kadar yüksek enerjinin atomdan daha küçük hacimde yoğunlaştırılması, evreni ve zamanı bozup evrenin dokusunda bir delik açabilmeye yetebilir. Bu mini kara delik aniden büyüyerek evreni yutabilir.

CERN, bu ihtimali ciddiye alıyor ve güvenlik/sağlık tedbirlerini çalışma alanında göz önünde bulunduruyor. 2008 yılında açıklandığı üzre de, bu felaket senaryolarının gerçekleşmesi neredeyse imkansız. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın enerjisi orijinalinin 2 katına çıkartılsa dahi, herhangi bir felaketin gerçekleşmesi söz konusu değil. Fakat, yine de tam olarak bu işten sıyrılmış değiliz. Çünkü, 2012 yılında Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda keşfedilen Higgs bozonu, aslında evrenin tamamen farklı bir yolla yok edilebileceğine inanmamıza sebep oldu.

Case Western Reserve University’den Lawrence Krauss ve James Dent, bu tehlikeye ilk defa 2008 yılında dikkat çekmişlerdi. Krauss ve Dent’in belirttiğine göre, problem, evrenin kuantum fiziğinin kanunlarına göre işlemesi ve bu sistemin gözleminin kuantum durumu etkileyebilmesinden kaynaklanıyor.

Bu durum size Schrödinger’in kedisi formundan tanıdık gelebilir. Bu kedi, kapalı bir kutuda ölümcül bir zehir ile yaşayan hayali bir hayvandır. Kutu açılana kadar kedi, hem ölü hem diri olarak bulunur. Fakat, kutuyu açma eylemi, muhtemel geleceklerinden birisini görmemize olanak sağlar. Kutu kapalıyken hem ölü hem diri olarak bulunabilecek kedi, kutu açıldığında ya ölü ya da diri olabilir. Bunun imkansız görünmesinin sebebi basit bir şekilde insana özgü sezgilerimizin bu duruma aşina olmamasıdır. Fakat kuantum mekaniğinin tuhaf kurallarına göre bu bütünüyle mümkündür. Bunun gerçekleşebilmesinin sebebi, kuantum mekaniğindeki olasılık alanının devasa olmasıdır. Matematiksel olarak bir kuantum mekaniği durumu, tüm muhtemel durumların bir toplamıdır (yani süperkonumudur). Schrödinger’in kedisi’nin durumunda kedi, ‘ölü’ ve ‘diri’ durumlarının süperkonumunda (aynı anda her ikisinde birden) bulunur. Başka bir deyişle, insan gözlemi sistemin durumunu değiştirir.

Krauss ve Dent’in önermesine göre, benzer bir durum evren için de uygulanabilir. Kosmos için kuantum hal yazmak, teorik olarak mümkün. Farklı haller arasındaki bu geçişler, tıpkı Schrödinger’in kedisi deneyinde olduğu gibi, insan gözlemi ile etkilenebilir. Bütün kosmosa ait bir özelliğin gözlemlenmesi, evrenin genişlemesini hızlandırdığı düşünülen karanlık enerji gibi, halihazırda bulunan iki farklı halin kesin tek bir hale dönmesine sebep olabilir. Yani, bir süpernovaya bakmak, bütün bir evrenin kuantum halini değiştirmeye yeterlidir.

Bu gözlemin sonucu, evrenin halini resetleyebilir. Başka bir deyişle, evrenin halini birkaç adım geriye götürebilir. Fakat, bu durumda uzak ihtimal olarak bir yıkım da mevcut. Çünkü, aslında biz, fizikçilerin ”false vacuum” olarak adlandırdığı, uzay ve zamanın stabil olmayan bir yapısında yaşıyoruz. Bu durum, evrenin kuantum halinin yavaş yavaş daha stabil olana doğru bozunduğu anlamına geliyor. Bundan dolayı, gözlem yapmak bu kuantum hale aniden geçmenin bir anahtarı olabilir. Evren bir anda kendi varlığına son verip, bizim artık içinde olmadığımız daha stabil bir kosmos olarak ortaya çıkabilir.

Tabii ki, bu görüş ilk ortaya atıldığında oldukça tartışmalıydı. Çünkü, fizikçilerin ”false vacuum” olarak adlandırdığı sistemin içerisinde yaşayıp yaşamadığımızı bilmiyorduk. Fakat, Higgs bozonunun bazı özellikleri gösteriyor ki, neredeyse kesin bir şekilde ”false vacuum” içerisinde yaşıyoruz. Şimdilerde Arizona State University’de çalışmalarına devam eden Krauss’un belirttiğine göre; bu keşif, sorunları daha amacına uygun tartışmamızı sağladı.

Şu anda, kesin bir şekilde kozmozu gözlemlemenin, kozmozun kuantum halini etkileyip etkilemeyeceğini bilmiyoruz. Eğer etkiliyorsa, gerçekten de evrenin ölümünün zeminini hazırlıyor olabiliriz. Fakat, tıpkı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’ndaki kara delik korkusunda olduğu gibi, geceleri uykumuzu kaçıracak bir durum söz konusu değil. Yani bu durum, yalnızca bir düşünce deneyi; felaketin habercisi değil.


Kaynak: ”The human universe: Could we destroy the fabric of the cosmos?New Scientists, Retrieved from https://www.newscientist.com/article/mg22630190-700-the-human-universe-could-we-destroy-the-fabric-of-the-cosmos/


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv