Baran Bozdağ
Boğaziçi Üniversitesi - Yazar / Editör
Türk filmlerinin matematiğinde bir insanın görülmemiş derecede büyük bir aşk acısına yakalanmış olmasının anlatılmasında kullanılan, acı ve stresle baş edemeyen karakterin bir gecede saçlarının beyazlaması ve bu imgelemin ikonoklazmı hepimizin kafasında yer etmiştir. Biyolojik temeli ile ilgili de pek bir az bilgimizin olduğu bu durumun ise tarihte kaydedilmiş vakaları mevcut; Marie Antoinette İhtilal sırasında alıkonulduğunda bir gecede saçları ağarmıştı.

Stresli olayların tecrübe edilmesi ile saçların ağarması anektotlar nedeniyle sürekli birbiri ile ilişkili görülmüş ancak fizyolojik ve moleküler nedenlerine dair detaylı verilerin olmaması nedeni ile bu gizem çözülememişti. Harvard'lı bilim insanları şimdi bu sürecin; stres nedeni ile 'savaş ya da sıvış' mekanizmasının bir bileşeni olan sinirlerin uyarıldığı ve akabinde saç foliküllerindeki pigment üreten kök hücrelerin kalıcı hasarlar görmesine neden olduğu bir yolak olduğunu ortaya koydu.

Nature'da yayımlanan çalışmanın stres ve vücutta yarattığı değişimler ile ilgili olarak bilgi havuzumuzu derinleştirdiği aşikâr. Elbette bu konudaki anektotlar ve şikayetler büyük oranda saç ve deri gibi görünen dokular ile ilintili olduğundan iç organlarda olan minör değişimler çoğunlukla hem stresin muhatabı hem de tıp dünyası tarafından göz ardı edilmek durumundaydı. Araştırmacılardan Ya-Chieh Hsu, stres ve fizyolojik değişimler arasındaki bağın doğru olup olmadığını anlamak istediklerini ve bunun için kıl pigmentasyonunun hem ulaşımı hem de takibi kolay bir başlangıç noktası olduğunu düşündüklerini belirtti.

Hangi vücut sisteminin stres ve kıl rengi arasındaki bağıntıyı kurmakta görevli olduğunu anlamaya çalışan araştırmacılar, önce bağışıklık sisteminin pigment üreten hücrelere saldırdığı hipotezini öne sürdü. Ancak bağışıklık hücreleri olmayan farelerde kıl beyazlamasının görülmesi nedeni ile bu hipotez çöpe atıldı.

Kortizol hormonun etkilerini inceleyen bilimciler, adrenal bezleri alınan farelerde -yani kortizol hormonlarını üretemeyen farelerde- stresle gri kılların oluştuğunu gözlemledi ve bu yolun da çıkmaz sokak olduğu görüldü.

Akabinde simpatik sinir sistemine gözleri eviren araştırmacılar bu sistemin direkt olarak vücudun savaş-sıvış tepkisini kontrol eden mekanizmaya dahil olması ile hipotezlerini genişletti. Simpatik sinirler vücudumuzdaki her kıla kadar dallanarak ulaşan sistemi oluşturur. Araştırmacılar stresin bu nöronlardan nörepinefrin (norepinephrine) adını verdiğimiz nörotransmitter kimyasalı saldığını ve salınan bu nörepinefrinin pigment üreten kök hücreler tarafından reseptörleri aracılığı ile alındığını tespit etti.

Akut stres simpatik sinir sisteminin hiperaktivasyonuna (sürekli ateşlemeler dolayısıyla nöronların sürekli aktif konumda kalması) ve bu da nörepinefrin salgısının artmasına neden olur. Nörepinefrin pigment üretimi yapan kök hücrelerin hızlı biçimde sayılarının azalmasına ve sonunda kılların beyazlamasına neden olur. Telif: Hsu Laboratory, Harvard University


Kıl veya saç foliküllerinde pigment üreten hücrelerden bir rezervuar mevcuttur bunlardan bazıları kıl oluşumu sırasında özelleşerek renk pigmenti üreten hücrelere dönüşür. Araştırmacılar da simpatik sinirlerden salınınan nörepinefrinin rezervuarın büyük kısmını pigment üretici hücrelere çevirerek rezervuarın bir anda azalmasına neden olduğunu keşfetti.

Çalışmada birkaç günlük zaman içerisinde pigment üreten kök hücrelerin tamamen yok olduğu ve ve bir daha pigment üretilemediği için kalıcı biçimde kılların beyazladığı tespit edildi.

Bunun bir negatif stres yan etkisi mi yoksa evrimsel olarak koruyucu bir doğal tepki mi olduğu henüz anlaşılabilmiş değildi. Savaş-sıvış tepkilerinin bir hayvanın hayatta kalmasında birincil derecede önemli olduğunu biliyoruz ancak bu özel durumda kalıcı etkilerin olması bilimcileri düşündürüyor.

Stresi saç beyazlaması ile ilişkilendirebilmek için araştırmacılar tüm vücuttan organlara, dokulara ve sonrasında hücreler arası etkileşimlere kadar inerek moleküler dinamiklerde cevabı bulmayı başardı. Periferal sinirlerin organ fonksiyonlarınıı kontrol etmekteki görevlerinin verdiği olumlu fikir karşılık buldu ve bağışıklıktan daha özele geçerek nihâi cevap simpatik sinir sisteminde bulundu.

Stresin çok farklı organ ve dokularda yaptığı değişimleri, neden olduğu geçici ve kalıcı hasarları tespit etme yolunda atılan önemli bir adım olan bu araştırma ile stresin ve zarar verici etkilerinin terapisinde önemli etkiler yaratacak yeni çalışmaların da önü açılmış oldu.
Kaynak ve İleri Okuma
Etiket

Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?

Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.

Destek Ol

Yorum Yap (0)

Bunlar da İlginizi Çekebilir