Memeler Kendi Mikrobiyomlarına Sahip ve Bu Mikrobiyomlar Meme Kanseri Riskini Etkiliyor Olabilir

Dünya üzerindeki her insanın, bağırsağında kendine has bir bakteri kolonisi yaşadığı bilgisini muhtemelen duymuşsunuzdur. Ve bu “mikrobiyom”, felçten ve kronik yorgunluk riskinden tutun da..
Görsel Telif:

Dünya üzerindeki her insanın, bağırsağında kendine has bir bakteri kolonisi yaşadığı bilgisini muhtemelen duymuşsunuzdur. Ve bu “mikrobiyom”, felçten ve kronik yorgunluk riskinden tutun da iştahınızı ve kilonuzu kontrol edebilme yetinize kadar hemen her şeyle ilişkilendirilir.

Ancak ne var ki; bakterinin, kadın meme dokusunda da yaşadığı gerçekliğinin muhtemelen henüz farkında değildiniz. Yeni yapılan bir araştırma, kişinin kendine has meme mikrobiyomunun, meme kanseri gelişimini ya engelleyebildiğine ya da tetiklediğine dair deliller elde etti.

Bütün meme kanseri vakalarının yalnızca %5 ila %10’nunun genetik olduğu düşünülüyordu1. Bu da şu anlama geliyor, kişinin kanser riskine neden olan; yaş, kilo, nesil ve geçmişteki kanser vakalarını da içeren farklı pek çok faktör söz konusudur. 1960lı yıllardan beri yapılan araştırmalar2; hamilelik ve emzirmenin her ikisinin birden meme kanseri riskiyle küçük de olsa bir ilişkisi olduğunu ortaya koyuyor3.

Araştırmalara göre, 30 yaşından sonra tam gebelik dönemi yaşamayan kadınların, yaşayanlara kıyasla daha yüksek bir risk sahibi oldukları ileri sürülüyor. Yakın geçmişte, bilim insanları bu bağlantıyı açıklayan biyolojik bir neden bulmayı denediler ve anne sütünde bulunan bakterilerin anneyi meme kanseri geliştirme riskinden alıkoymada rol oynayabileceği bulgusuna ulaştılar. O zamanlarda, mevcut meme dokusunda bakterilerin bulunduğuna dair herhangi bir delil elde edilmemişti. Yani, bundan yalnızca iki yıl önceye kadar4 bilim insanları, meme dokusunun herhangi bir bakteri bulundurmayan tamamen steril yapı olduğunu varsayıyorlardı. Ancak Kanada’daki Western University’den bilim insanları, 2014 yılında yayımladıkları bir makale ile bütün senaryoyu değiştirdi5. Araştırmada, memelerin aslında çevredeki bağışıklık hücrelerini uyararak meme dokusunun sağlıklı kalmasına katkıda bulunan çeşit çeşit bakteri toplulukları içerdiği ortaya çıkarıldı. Bu durumu daha derinlemesine araştırmak için, araştırma ekibi; meme dokusunda tam olarak ne tür bakterilerin bulunduğunu ve bu bakteri topluluklarının meme kanseri tanısı konulmuş kadınlar ile meme kanseri tanısı konulmamış kadınlarda bir farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkarmak için yeni bir çalışma yürüttüler.

Ekip, iyi huylu lumpektomi ve mastektomi tedavisi gören 13 katılımcı ve kötü huylu kanser tümörü tedavisi gören 45 katılımcıdan oluşan toplamda 58 kadının meme dokusu örneklerinden alınan bakteri DNA’larını analiz etti. Analizler, meme kanseri tanısı konulmamış 23 sağlıklı kadından alınan örneklerle karşılaştırıldı. Yapılan karşılaştırmalar neticesinde, meme kanseri tanısı konulmuş kadınlarda Enterobakter, Stafilokok ve Basilus bakteri seviyelerinin önemli oranda yüksek olduğu bulgusuna ulaşıldı. Geçmişte yapılan çalışmalar6 bu bakterilerin insanların HeLa hücrelerindeki DNA’nın çift sarmal yapısında kırılmalara (kanser gelişimiyle bağlantılı belirli tip bir DNA hasarına) sebep olduğu ortaya koyulmuştu. DNA’nın çift sarmal yapısındaki kırılmalar, DNA hasarının en zararlı biçimleridir. Öte yandan, meme kanseri tanısı konulmamış katılımcılarda ise güçlü kanser önleyicileri olduğu düşünülen Laktokok ve Streptokok bakterilerinin yüksek oranlarda olduğu görüldü.

Applied and Environmental Microbiology‘de yayımlanan araştırmanın7 ekibine göre8, bu bakteri grubunun bir örneği olan Streptococcus thermophilus, kanserle bağlantılı bir DNA hasarına sebep olan reaktif oksijen türleri olarak isimlendirilen bir grup molekülü etkisiz hale getiren antioksidanlar üretiyor9. Esasında, bahsettiğimiz bu çift sarmal kırılmalarının reaktif oksijen türlerine neden olduğu düşünülüyordu, bu yüzden de bazı kadınlar memelerinde meme kanseri geliştirmeyi tetikleyen bakterilere sahip olabilirken, bazıları da meme kanserini önleyebilen bakterilere sahipler.

Scietific American’a 10 konuşan araştırmacılardan Gregor Reid; sonuçların, memelerdeki mikropların düşük oranlarda dahi olsa bazı durumlarda meme kanseri riskini geliştirmede, bazı durumlarda da meme kanseri riskini düşürmede rol oynadığını ortaya koyduğunu söylüyor. Ancak belirtmekte fayda var ki; bu durum oldukça küçük bir örneklemde incelendi ve kadınlar arasında en yaygın kanser tipi olan meme kanseri için bütün kadınlara dair çıkarımda bulunabilmek şu an için pek mümkün değil. İyi haber şu ki, araştırma ekibinin; belirli bakteri kolonilerinin, kadınların meme kanseri geliştirme riskini artırdığı ya da azalttığı yönündeki hipotezleri daha fazla araştırma tarafından desteklense dahi, doğuştan gelen bu mikrobiyoma sıkışmış durumda değilsiniz.

Araştırma ekibi, eğer belirli bakteri türlerinin, kadınların meme kanserinden kaçınma şanslarını artırabildiği doğrulanabilirse, kadınlar için gelecekte daha koruyucu bakteri kolonileri sağlamak için bu bakterilerin bir probiyotik olarak uygulanabileceğini ileri sürüyor. İspanya’da yürütülen bir araştırma, kadınlar tarafından sindirilen probiyotik laktik asit bakterilerinin meme bezlerine ulaşabildiği ortaya konulmuştu. Elde edilen bu sonuç Kanada’da yürütülen yukarıda bahsettiğimiz araştırma ile beraber ele alındığında; akıllara şu soru geliyor: Kadınlar, özellikle de meme kanseri riskindekiler, memelerindeki faydalı bakteri oranını artırmak için probiyotik laktik asit bakterileri almalı mı?

Artık tek yapmamız gereken bu araştırmanın nasıl yürüyeceğini izlemek, fakat en azından şimdilik kadın memelerinin tamamen steril olmadığını biliyoruz.


Kaynaklar ve İleri Okuma:
1 Breast Cancer Risk Factors. http://www.breastcancer.org/risk/factors
2 Scietific American. https://www.scientificamerican.com/article/the-breast-has-its-own-microbiome-and-the-mix-of-bacteria-could-prevent-or-encourage-cancer/
3 Reproductive History and Breast Cancer Risk. https://www.cancer.gov/about-cancer/causes-prevention/risk/hormones/reproductive-history-fact-sheet
4 Applied and Environmental Microbiology. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4018903/
5 Applied and Environmental Microbiology. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4018903/
6 Applied and Environmental Microbiology. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/27342554
7 Applied and Environmental Microbiology. http://aem.asm.org/content/early/2016/06/06/AEM.01235-16
8 American Society For Microbiology. https://www.eurekalert.org/pub_releases/2016-06/asfm-bbm062216.php
9 Reactive oxygen species. https://en.wikipedia.org/wiki/Reactive_oxygen_species
10 Scientific American. https://www.scientificamerican.com/article/the-breast-has-its-own-microbiome-and-the-mix-of-bacteria-could-prevent-or-encourage-cancer/
— Crew, B. “Breasts have their own microbiome – and it could influence your cancer risk.” ScienceAlert. http://www.sciencealert.com/breasts-have-their-own-microbiome-and-it-could-influence-your-cancer-risk?perpetual=yes&limitstart=1

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv