Dünyanın Kutup Bölgelerinin Karşılaştırması

Gezegenimizin kuzey kutbu ile güney kutbu arasında bazı benzerlikler olmakla birlikte, onları hem metaforik hem de gerçek anlamda “karşıt kutuplar” kılan dikkate değer farkları da bulunuyo..
Görsel Telif: Uwe Dedering

Gezegenimizin kuzey kutbu ile güney kutbu arasında bazı benzerlikler olmakla birlikte, onları hem metaforik hem de gerçek anlamda “karşıt kutuplar” kılan dikkate değer farkları da bulunuyor. Üst görseldeki haritalarda ilk göze çarpan fark şu olsa gerek: Arktik yani kuzey kutbu karayla çevrili denize denk gelirken, Antarktik yani güney kutbu denizle çevrili karaya denk geliyor. Bu temel fark, iki bölge arasındaki diğer farkların çoğunun da temelini oluşturuyor.

Kutupların çeşitli özelliklerini karşılaştırmaya geçmeden önce adlandırmalarına da değinelim. Arktik adı Yunanca “ayı” anlamındaki “ἄρκτος (arktos)” sözcüğünden geliyor; ” ἀρκτικός (arktikos)”un anlamı “ayının yanındaki, kuzeydeki” oluyor. Bu adlandırmanın temelinde ise kuzey yarıküre göğünde görülebilen Büyük Ayı ve Küçük Ayı takımyıldızları bulunuyor. Ayrıca kutup ayılarının yaşadığı kutup olması itibariyle de bu adlandırmaya uyuyor. Antarktik adı da tahmin edilebileceği üzere “Anti-Arktik” sözcüğünden geliyor.

Başkalaşımlar

Kuzey Kutbu’ndaki Arktik, doğal bir erime çevrimine sahiptir. Bu çevrim sırasında, yazın buz sahanlığının neredeyse yarısı erir ve kışın yeniden donarak eski büyüklüğüne geri döner. Kış boyunca arktik buz sahanlığının yüzeyi neredeyse ABD büyüklüğünde olur. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar, Grönland’a ait 3,5 km kalınlığındaki buz sahanlığının hızla eridiğini ve içinde bulunduğumuz yüzyıl biterken gözden kaybolmuş olabileceğini açığa çıkardı. Bazı başka çalışmalarda da Arktik bölgenin, yüz yıldan kısa süre içinde yazın buzsuz hâle gelebileceği tahmini yapıldı.

Öte yandan Antarktik bölge yani Güney Kutbu’nda böyle bir erime çevrimi görülmez; buz sahanlığı 12 ay boyunca hemen hemen aynı şekli ve büyüklüğü korur. Bir süre önce yapılan incelemelerde, Antarktik bölgenin de erimekte olduğu sonucuna ulaşıldı. Bunun nedeni ise doğal süreçlerden değil, küresel ısınmanın etkilerinden ileri geliyor. Eğer günün birinde Güney Kutbu’ndaki tüm buz erirse, uzmanlar deniz ve okyanus düzeylerinin 60 metre yükseleceğini söylüyor. İşin ilginci, Arktik bölgenin daha hızlı erimesinin nedeni suya batmış olması ve dolayısıyla okyanus akıntılarının süreci hızlandırması iken, Antarktik bölge bundan pek etkilenmeyecek şekilde kaya üzerinde bulunuyor.

Ozon Deliği

Antarktik bölgenin üzerindeki ozon katmanında, ABD kıtasal yüzeyinden neredeyse üç kat daha büyük bir delik var. Arktik bölgenin üzerindeki ozon katmanı da giderek inceliyor ama henüz delik yok. Elbette ozon katmanında delik olması, orada fiziksel bir gediğin hakkaten bulunduğu anlamına gelmiyor. Bu terim, Dünya’yı sarmalayarak güneş ışınımına karşı koruyan kimyasal maddenin, yani ozonun ciddi şekilde hasar görmüş ve hatta bazı yerlerde tümden yok olmuş olduğunu anlatıyor.

Kuzey yarıküreden ozon kaybı, güney yarıküreden olana kıyasla düşük çünkü daha yüksek olan Arktik sıcaklıklar, ozonu yok eden kutupsal stratosferik bulutların oluşumunu önlüyor. Ancak Kuzey Kutbu’nun stratosferinin sıcaklıkları son yıllarda yavaş yavaş düşerek, ozon katmanında kayda değer kayıplara yol açtı.

Soğuk ve Dondurucu Soğuk

Güney Kutbu, Kuzey Kutbu’ndan çok daha soğuktur. Aslında Antarktik sıcaklıkları o kadar düşüktür ki, bu kıtanın bazı bölgelerine hiç kar yağmaz. Kıtanın yıllık ortalama sıcaklığı -49˚C olup, dünyanın en soğuk yeri ünvanına sahiptir. Tersine, Arktik bölgenin ortalama kış sıcaklığı -34˚C’dir ve yazın birkaç derece daha yükselir.

Dünya üzerine şimdiye dek kaydedilmiş en düşük sıcaklık -89,6˚C‘dir ve jeomanyetik Güney Kutbu yakınlarındaki Vostok Üssü’nde raporlanmıştır. Arktik bölge bir buz sahanlığıdır ve bu da onu iklim değişikliklerine karşı daha savunmasız kılar.

Vostok

Bitkiler & Hayvanlar

Çoğu insan, kutup ayıları ile penguenlerin aynı yaşam alanını paylaştığını sanıyor. Böyle düşünmelerinde muhtemelen reklamlarda ve kartpostallarda sıklıkla bir arada kullanılmalarının payı olsa gerek. İşin aslı şu ki, penguenler sadece güney yarıkürede yani Antarktik’te yaşarken, kutup ayıları kuzey yarıkürede yaşar. Eğer aynı bölgede yaşasalardı, kutup ayılarının besin kaynağı konusunda endişelenmesine gerek kalmazdı.

Ama dünyanın iki ayrı ucunda yaşıyorlar ve böylelikle kutup ayısına eşdeğer bir avcının bulunmadığı güney kutup bölgesinde, penguenlerin evrimsel süreci, onların uçamayan ve koşamayan kuşlar hâline gelip hayatta kalmalarına olanak tanıyor. Kanatları yüzmeye uyumlanan kuşlar olan penguenler uçamasa da, kanatlarıyla suda çok iyi manevralar yapabilir. Dünyanın en iri kara avcıları olan kutup ayıları ise kuzey yarıküreye özgü endemik bir türdür ve foklar, deniz inekleri ve hatta bazen sahile vuran balinalarla beslenirler.

Antarktika flora ve faunası.

Arktik bölgede yaşayan hayvanlardan diğer birkaçını sayacak olursak, ren geyiği, misk öküzü, yabani sıçan, arktik tavşanı, arktik deniz kırlangıcı, kar baykuşu, sincap, arktik tilkisi akla ilk gelenlerdir. Deniz hayvanı olarak ise değişik fok türleri, mors, deniz gergedanı ve balık sayılabilir. Antarktik’te yaşayan en büyük kara hayvanı ise 1,3 cm civarındaki bir kanatsız tatarcık (Lat. Belgica antarctica) türüdür; uçan böcek yoktur. Denizden beslenen hayvanlar olarak değişik penguen türleri, değişik fok türleri ve çok sayıda kuş türü sayılabilir.

Arktik’teki bitki yaşamı, büyük ölçüde tundra üzerinde yetişenlerle karakterize edilir; alçak bitkilerin yaşadığı ağaçsız bir bölgedir. Toplamda 1.700 çeşit bitkiye ev sahipliği yapar; bunların arasında çiçekli bitkiler, likenler, otlar vb bulunur. Tundra, çok sayıda otçul hayvanı besler; ren geyiği, misk öküzü, yaban sıçanı, arktik tavşanı ve sincap gibi. Arktik’in güney ucuna doğru tundra %80-100 oranında bitki ile kaplı olabilir; kuzeye doğru ise bitki örtüsü %0’a inebilir.

Antarktik’teki bitki yaşamı daha az çeşitlilik sergiler. Kıtanın sadece %1 kadar buzsuzdur ve “nunatak” denilen dayanıklı bitkiler buralarda yaşayabilir. Bunun dışında bir ot ve bir çiçekli bitki türü, 100 kadar yosun türü, 300-400 civarında liken çeşidi ve 25 tür kızılyaprak da mevcuttur. Çok uç koşulların bulunduğu alanlardaki kayaların iç boşluklarında yaşayan alg ve likenlere de rastlanmıştır.

Kara Altın

Tahminlere göre, dünyanın kalan petrol birikiminin neredeyse yarısı, Arktik Daire’nin kuzey kısmındaki buzun altında yatıyor. Bu nedenle, Rusya zaten Arktik bölgenin büyük bölümü üzerinde tekelleşme talep ediyor. Böylece, 1800 km’nin üzerinde alana yayılan ve 10 milyar ton ham petrol içerdiği sanılan Lomonosov tepelerindeki birikintilerden yararlanmayı umuyor. ABD de bölgeden kendine pay istiyor ve Alaska yakınlarındaki arazileri işaretlemek için buz kırıcılar gönderiyor.

Antarktik bölgenin kıtasal kabuğunun altında da, örneğin Ross Denizi’nde petrol birikimi olduğu düşünülüyor. Ama Antarktik Paktı, bölgede herhangi bir petrol arama çalışmasını şu andan kesin olarak yasaklıyor.

Petrol arama istasyonu

Tarafsız Bölge

Güney Kutbu’nun buzuna gururla bayrak diken kâşiflerin simgesel resimlerine karşın, Antarktika kıtası dünya üzerinde hiç kimseye ait olmayan tek yerdir. Kıtada yerli insanların yaşamış olduğuna ilişkin hiçbir ize rastlanmamıştır ve bölge Antarktik Paktı ile yönetilir. Buna göre Antarktika sadece barışçıl ve bilimsel amaçlarla kullanılabilecektir.

Güney Kutbu

Tersine, Arktik Daire’nin içinde 4 milyondan fazla insan yaşar. Bölgede hem küçük köyler, hem de şehirler vardır: Alaska-Barrow, Norveç-Tromso ya da Rusya-Murmansk ve Salekhard gibi. Antarktika’ya ise insanlar ender olarak, araştırma amaçlı ayak basar.

Her Yan Buz

Gezegenin en güneyindeki kıta, gezegendeki tüm buzun %90’ını barındırır; bu da küresel tatlısu depolarının 3/4’ü anlamına gelir. Bu nedenden ötürü, büyük buz parçaları koparıp alarak, çorak arazilerin susuzluğunun dindirilmesi bile akıldan geçirilmiştir. Hatta Suudi Arabistan prensi Muhammed el Faysal, Antarktik bölgeden 100 milyon tonluk bir buzdağını yerinden söküp, Arap yarımadasına taşımayı planlamıştır. Karşılaştırma yaparsak, Kuzey Kutbu’ndaki buz miktarı Güney Kutbu’ndakinden çok daha azdır.

Güney Kutbu & Kuzey Kutbu

Biri Kıta, Biri Okyanus

Kuzey Kutbu, Grönland’ın kuzey ucunun yaklaşık 700 km kuzeyinde, Arktik Okyanus’ta bir noktadır ve orada derinlik 4.261 m’dir. Deniz buzu ile kalıcı biçimde kaplıdır ama deniz buzu çok yavaş da olsa sürekli bir hareket hâlindedir. Yani Arktik bölge temel olarak donmuş okyanustur.

Tersine, Antarktik bölgenin kendisi bir kıta olup, kayadan bir temel sahiptir ve çeşitli yüzey şekilleri barındırır; dağlar, vadiler ve göller gibi. Antarktika, etkin yanardağa bile sahiptir: Erebus Dağı. Güney Kutbu, Doğu Antarktika’nın büyük buz katmanı üzerinde bulunan, 2.835 m yükseklikte bir noktadır. Burada yüksek irtifa hastalığına tutulma olasılığı vardır ve en yakın açık deniz Balinalar Körfezi’ndedir. Güney Kutbu’nda buz yılda yaklaşık 10 m hızla kayar ve her yıl Ocak ayının ilk günü, yeniden konumlama seremonisi yapılır.

Erebus Dağı

Sosyal ve politik bir bakış açısından oldukça ironik bir şekilde, sadece buzdan oluşan Arktik bölge çoğu ülkenin ilgi gösterdiği bir yerdir: Kanada, Grönland (Daminarka’ya bağlı), Rusya, Izlanda, Norveç, İsveç, Finlandiya ve ABD. Güney Kutbu ise kimseye ait değildir ve bilindiği kadarıyla orada insanlar hiç yaşamamıştır.

Kuzey Kutbu

Kutupsal Girdap

Dünyanın coğrafi kutuplarının yakınlarında ilginç bir olay gerçekleşir: Kutupsal girdap. Bu, gezegenin dikey kenarlarının yakınında oluşan devasa bir siklondur. Kutupsal girdaplar, troposfer ve stratosferin orta ve üst kısımlarında yer alır. Kutupsal bölgeleri çevreler ve “kutupsal cephe”nin (kutupsal bölge hava kütleleri ile ona komşu olan daha ılık alanlar arası iklim sınırının) bir parçasıdır.

Antarktik kutupsal girdap, Arktik kutupsal girdaptan daha güçlüdür ve daha uzun sürer. Bunun nedeni, kuzey yarıkürenin yüksek irtifalı bölgelerinde yoğunlaşan geniş kara alanlarıdır; bunlar Rossby atmosferik dalgalarını üretir ve böylece girdabın yoğunluğunu azaltırlar. Tersine, Güney Kutbu’nda girdabı etkileyebilecek pek fazla etken bulunmaz.

Kutupsal girdaplar

Manyetik Alan ve Mineral Birikimleri

Antarktik bir kara parçası olduğundan, pek çok mineral barındırır: Nikel, altın, gümüş, platin, demir. Tahmin edilebileceği üzere, Arktik bölgede mineral yoktur.

Dünyanın manyetik kutuplarından söz etmek gerekirse, biri güneye, diğeri de kuzeye yakındır. Manyetik kuzey kutbu dediğimizde, aynı adı taşıyan coğrafik bölgeden bahsetmiş oluruz. Ama dünyanın manyetik alanının kuzey kutbu, aslında güneydedir; manyetik alanın güney kutbu da kuzeydedir. Dolayısıyla pusulalar aslında manyetik kuzeyi değik, coğrafi kuzeyi gösterir. Yine de üzerinde anlaşmaya varılarak, manyetik kuzeyin coğrafik kuzeyin yakınında ve manyetik güneyin de coğrafik güneyin yakınında olduğu kabul edilir.

Gezegenin manyetik kutupları, coğrafik kutuplara denk düşmez çünkü Dünya’nın manyetik alanı değişir. Coğrafik kutuplardan farklı olarak, manyetik kutuplar aslında hareket eder ve bu, her iki kutbun ortak özelliği olarak düşünülebilir. Yalnız aralarında şöyle bir fark vardır: Manyetik kuzey kutbu (manyetik alanın güneyi) artık Arktik bölgede olmayıp, yılda 55-60 km hızla Doğu yönünde ilerlemektedir. Manyetik güney kutbu (manyetik alanın kuzeyi) ise hâlâ Antarktika’dadır ama o da Batı yönünde yılda 10-15 km hızla ilerlemektedir.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv