Gürkan Akçay
Boğaziçi Üniversitesi - Yazar / Editör

Koronavirüs tehditinin artmasıyla birlikte, el yıkamanın önemi de bir kez daha arttı. Virüse karşı henüz bir aşı geliştirilememiş olmasından kaynaklı virüsün yayılmasını durdurmak için alınacak önlemler de önemli hale geldi. Peki böylesine basit ve neredeyse hiç teknoloji içermeyen bir çözüm nasıl bir fark yaratabilir? Bildiğimiz üzere, koronavirüs; öksürme, hapşırma ve soluk alışverişi sırasında saçılan damlacıklar aracılığıyla kolaylıkla yayılabiliyor. Ellerimiz, gün içerisinde pek çok yüzeye temas eder ve virüsler de dahil olmak üzere mikropları toplayabilir. Bulaş olmuş bir elin; gözlere, buruna ya da ağız bölgesine temasıyla birlikte de patojenler vücuda enfekte olur.

Bakteri ve virüsler gibi mikroplar ve bu patojenlerin hayvan konakçılarıyla nasıl etkileşime girdikleri arasında farklar bulunur. 2007 yılında Journal of Preventive Medicine and Public Health‘de yayımlanan ve 2800 katılımcı ile yürütülen araştırmada, katılımcıların %93.2’sinin öksürme veya hapşırma sonrası ellerini yıkamadıkları sonucuna ulaşıldı.

Şimdi gelin el yıkamanın, ellerimizdeki mikrop sayısını nasıl azalttığı ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasını nasıl önlediğine bakalım.

Virüsler ve Bakteriler Arasındaki Farklar

Bakteri ve virüsler, pek çok açıdan birbirinden farklılık gösterir. Bakteriler, kendi başlarına çoğalabilen tek hücreli organizmalardır, virüsler ise bir protein kılıfı ile kapsüllenmiş bir genetik materyal çekirdeği oluşturur ve yalnızca konakçı hücrelere bağlanarak çoğalabilir.

Virüslerin , kendi kendilerine üreyebilecekleri organelleri bulunmadığından, yeni virüs üretimi için konak olarak kullandıkları canlının hücrelerini “gasp eder” ve kullanırlar. Bu farklılıklarından dolayı, antibiyotikler; bakteri hücrelerindeki özel yapıları hedefleyebilirken; virüslerde bu yapılar bulunmadığından antibiyotikler virüsleri öldüremez. Bu farklılıklarına rağmen, yine de bakteriyel ve viral patojenlerin sebep olduğu hastalıkları önlemenin en iyi yolu, ellerinizi etkili bir biçimde yıkamaktır.

Ellerinizdeki mikrop sayısını azaltmada iki önemli strateji söz konusudur.

  • Birincisi, mikropların genel biyokütlesini azaltmak, yani eldeki Bakteri , virüs ve diğer mikroorganizma türlerinin miktarını azaltmaktır. Bizler bu stratejiyi sabun ve su kullanarak uyguluyoruz. Sabunun kimyası, kendi cildimizin kaygan özelliklerinden de faydalanarak mikroorganizmaları elimizden kaydırmaya yardımcı olur.
  • İkinci strateji ise mikropları öldürmektir. Bu stratejiyi ise bizler, alkol, klor, peroksitler, klorheksidin veya triklosan gibi antibakteriyel bir madde kullanarak uyguluyoruz. Ancak, bu maddelerin etkinliği, söz konusu mikroba göre değişkenlik gösterebiliyor.

Önerilen

Virüs Nedir?

Sabun ve Su Yeterli mi?

Bazı akademik çalışmalar, mikroplu ellerde antibakteriyel sabunların, normal sabunlara kıyasla çok daha etkili olduğunu gösteriyor. Ancak bir sorun söz konusudur. Elimizdeki bazı bakteri hücreleri, kendilerini herhangi bir antibakteriyel maddeye karşı dirençli hale getirebilen genlere sahiptir.

Bu da şu anlama geliyor: antibakteriyel madde elimizdeki bazı bakterileri öldürdükten sonra, dirençli suşlar ellerimizde kalabilir. Ayrıca, bakterilerin dirençli olmasını sağlayan genler, diğer bakterilere geçerek daha dirençli suşlara neden olabilir. Koronavirüs açısından daha da önemlisi, oral antibiyotikler gibi antibakteriyel ajanlar virüsleri öldürmez.

İlkokul Eğitimine Geri Dönüş

El yıkamanın öneminin artmasıyla birlikte, halk sağlığı merkezleri de toplumun el yıkama rutinlerine yönelik önerilerde bulunuyor. CDC’ye (Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi) göre, ellerinizi temiz su ile ıslattıktan sonra, sabun uygulayarak her kıvrımını 20-30 saniye boyunca ovuşturarak yıkamalısınız.  Ardından temiz su ile iyice durulayın ve ellerinizi temiz kağıt havlu ile durulayın. 20-30 saniyelik sabunla ovuşturma sırasında Dünya Sağlık Örgütü, ellerinizin tüm kısımlarını yıkamak için altı manevra eklemenizi öneriyor.

Eğer sabun ve su yok ise, CDC, en az %60 oranında etanol (etil alkol) içeren alkol bazlı bir el dezenfektanı kullanılmasını öneriyor. Alkoller geniş bir antimikrobiyal aktivite spektrumuna sahiptir ve diğer antibakteriyel kimyasallara kıyasla direnç için daha az seçicidir. Öte yandan, alkol bazlı el dezenfektanları, tüm mikrop sınıflarında işe yaramayabilir, ancak Dünya Sağlık Örgütü ellerinizde olabilecek virüsleri öldürmek için alkol bazlı bir dezenfektanla ellerin ovulmasını önerir. 

Bütün Mikroplar Zararlı Değildir

Bazı mikropların varlığı, tamamen kötü bir şey değildir. Hatta, aslında içimizde veya üzerimizde bulunan pek çok mikroskobik canlı sağlığımız için önemlidir.

Mikrobiyal bir dünyada yaşıyoruz: Derimizde, bağırsaklarımızda ve vücut açıklıklarımızda trilyonlarca farklı mikrop türü yaşar. Bakteriler, arkeler, mantarlar ve virüslerden oluşan bu mikrobiyal dünya, bizim mikrobiyotamız olarak isimlendirilir.

Çok sayıda heyecan verici araştırma, hayvan konakçılarının mikrobiyotaları ile olan ilişkilerinin, konakçının biyolojisi için temel olarak önemli olduğunu düşündürmektedir. Mikrobiyotamız, bağışıklık sistemimizi eğiterek ve patojenlerin kolonizasyonunu engelleyerek bizi mikroplardan koruyabilir.

Ortaklaşa yaşadığımız bakterilerin, istilacı virüsleri denetler ve bazı durumlarda viral enfeksiyonlarda baskılayıcı bir rol oynadığını gösteren çok sayıda araştırma vardır. Örneğin, bakteriler, influenza virüsü enfeksiyonunu virüse doğrudan bağlanarak veya yakalayarak ya da influenza virionlarının stabilitesini azaltan metabolitler üreterek önleyebilir.

Mikrobiyal topluluklar ile konakçı hücreler arasındaki karmaşık etkileşimleri anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerekmekle birlikte, araştırmalar, çeşitli mikrop populasyonunun ve bu topluluğun dengesinin sağlığımız için önemli olduğunu gösteriyor.

Sıvı sabun ve suyla ellerimizi yıkamak, antimikrobiyal ajanlara dirençli olanlar da dahil olmak üzere bulaşıcı mikroorganizmaların yayılımını azaltmada oldukça etkili bir yöntemdir. Ellerinizi yıkama fırsatınız yoksa, yüzeylere dokunduktan sonra mutlaka alkol bazlı bir dezenfektan kullanın. Ellerinizin, göz, ağız ve burun gibi bölgelerinizle temasını sınırlandırmaya özen göstermelisiniz.

Kaynak ve İleri Okuma
Etiket

Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?

Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.

Destek Ol

Yorum Yap (0)

Bunlar da İlginizi Çekebilir