Bir Beyin Hasarı Kişiliğinizi Değiştirebilir mi?

"Kimiz?" "Bizi "biz" yapan şey ne?" Tarih boyunca tartışılagelmiş bu sorulara, felsefi düzeyde bazı yanıtlar aranmaya çalışılmıştır.
Görsel Telif: Greg Brave / Shutterstock

“Kimiz?” “Bizi ‘biz’ yapan şey ne?” Tarih boyunca tartışılagelmiş bu sorulara felsefi düzeyde bazı yanıtlar aranmaya çalışılmıştır. Birey özelinde, kişinin eşsiz özünün içerikleri büyük oranda kişilik kavramlarından oluşur; nezaket, sıcaklık, kin ve bencillik gibi. Daha derinlemesine ise, çevremizdeki dünyaya nasıl tepki verdiğimiz, sosyal tepkilerimiz, ahlâki muhakememiz, duyguları ve davranışları yönetebilme kabiliyetimizdir.

Platon ve Descartes gibi düşünürlerin de içerisinde bulunduğu filozoflar, bu deneyimleri, beyinden ayrı olarak fiziksel olmayan özlere bağladı. “Ruhlar”, insan deneyimlerinin gerçekleştiği yerler olarak tanımlandı. Bu inanca göre, ruhlar, kişiliklerimize ev sahipliği yapıyor ve ahlaki muhakemenin ortaya çıkmasını sağlıyor. Bu tarz metafizik inanışlar, günümüzde hala büyük destek görüyor. Pek çok insan, ruhların beyin gerektirmediği ve zihinsel yaşamın ölümden sonra da varlığını sürdürdüğü düşüncesiyle kendisini rahatlatmaya devam ediyor.

O halde; eğer kim olduğumuz beyinden bağımsız, fiziksel olmayan bir öze bağlıysa, beyine alınan fiziksel bir hasarın kişiyi değiştirmemesi gerekir. Fakat, oldukça fazla sayıdaki nöropsikolojik delil bunun yalnızca mümkün olduğunu değil, aynı zamanda nispeten de yaygın görüldüğünü ortaya koyuyor.

Vaka Örnekleri

Phineas Gage, yaralanma sonrası. / Görsel Kaynak: Jack ve Beverly Wilgus koleksiyonundan.

Phineas Gage vakası, bu durumu açıklamak için mükemmel bir başlangıç noktasıdır.

1848 yılında, 25 yaşındaki Gage, bir demiryolu şirketinde ustabaşı olarak çalışıyordu. Yaptığı iş gereği, kayaları patlatmak için patlayıcılar kullanılması gerekiyordu. Bu prosedür, patlayıcı toz ve onu sıkıştırmada kullanılan demir bir çubuk gerektiriyordu. Bir anlık dikkatsizlik sonucu, patlayıcı tozun aşırı sıkışmasıyla patlama meydana gelmiş ve Gage’in elindeki demir çubuk, patlamanın etkisiyle; sol yanağından içeriye girip, kafatasını kırarak beyninin ön kısmından geçip yüksek bir hızda kafasını delip geçmiştir. Günümüz modern yöntemleri, muhtemel hasar alanının, Gage’in prefrontal korteksine ait kısımlarında olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Yere düşen Gage, sersemlemiş haldedir ancak bilinci hala yerindedir. Geçen zaman içerisinde Gage’in vücudu iyileşmiş, fakat kendisinde sıradışı davranışsal değişimler görülmeye başlanmıştır. Geçmişte iyi huylu, saygın ve zeki bir iş insanı olan Gage, sorumsuz, kaba ve agresif bir adama dönüşmüştür. Kendisi umursamaz ve iyi kararlar alamayan bir birey haline gelmiştir. Kadınlara, Gage’in şirketinde uzun süre kalmamaları önerilmiş, arkadaşları onu tanımakta güçlük çekmeye başlamıştır.

Benzer bir vaka da fotoğrafçı ve hareketli resimlerin öncüsü; Eadweard Muybridge vakasıdır. 1860 yılında, Muybridge, bir trafik kazasına karışmış ve orbitofrontal kortekste Prefrontal korteksin bir kısmı.orbitofrontal kortekste beyin hasarı geçirmiştir. Muybridge, geçirdiği kazaya dair hiçbir şey hatırlamamakta ve eski benliğinden oldukça farklı özellikler geliştirmiştir. Agresif, duygusal olarak dalgalanmalı, dürtüsel ve baskıcı bir birey haline gelen Muybridge; 1874 yılında, karısının kendisini aldattığını öğrendiği adamı silahla öldürmüştür. Avukatı, kendisinde kazadan sonra kişilik değişimlerinden kaynaklı insanite görüldüğü kapsamında savunma yapmıştır. Mahkemede verilen yeminli ifadeler, Muybridge’in farklı bir adam olduğu yönündedir.

Phineas Gage’in beyninde hasara neden olan yaralanma ve demir çubuk. /Görsel Kaynak: Alamy.

Belki daha tartışmalı olan başka bir örnek, 40 yaşındaki bir öğretmene ait vakadır. 2000 yılında gerçekleşen ve daha güncel olan bu vakada, öğretmenin, özellikle de çocuk pornografisi olmak üzere güçlü bir pornografi ilgisi geliştirdiği görüldü. Hasta, bu ilgisinin kabul edilemez olduğunu kendisine itiraf etmiş ve kendisinin bu dürtülerini bastırmak için de büyük çaba sarfettiği ileri sürülüyor. Ancak, cinsel dürtülerinden kurtulamamış ve dürtüleriyle hareket etmeye başlamıştır. Nihayetinde, üvey kızına yönelik cinsel istismar girişiminde bulununca, yasal olarak evden uzaklaştırılmış ve pedofili tanısı konulmuştur. Daha sonra, adamın orbitofrontal korteksinin bir kısmında, bu beyin bölgesinin fonksiyonlarını kesintiye uğratan bir tümör bulunduğu anlaşılmıştır. Tümörün çıkarılmasıyla, cinsel semptomlarda da düzelme gözlemlendiği ileri sürülüyor.

Farklı Kişilikler

Bütün bu vakalarda bir ortak yan bulunuyor: Prefrontal korteks bölgelerinde hasarlar, daha da özelde orbitofrontal kortekste hasarlar. Her ne kadar aşırı örnekler olsalar da, beynin bu bölümlerine zarar verilmesinin ciddi kişilik değişiklikleri ile sonuçlandığı düşüncesi günümüzde daha iyi bilinmektedir.

Orbitofrontal korteks. / Görsel Kaynak: Wikimedia-Paul Wicks

Prefrontal korteks, bilinen diğer fonksiyonlarının yanı sıra; davranış yönetimi, duyguların düzenlenmesi ve uygun şekilde tepkiler verilmesinden sorumlu beyin bölgesidir. Dolayısıyla, utanmaz, uygunsuz, suça yönelik davranışlar, psikopati ve dürtüselliğin beynin bu bölgesindeki hasar ile ilişkilendirilmesi akla uygun görünüyor.

Fakat, yaralanma sonrası görülen değişiklikler geçmişte tanımlanmış olanlardan daha incelikli olabilir. Bir bina inşaatını denetlerken çatıdan düştükten sonra ciddi travmatik beyin hasarı geçiren Bay L.’nin durumunu göz önüne alalım. Daha sonraki saldırgan davranışları ve karısının kendisini aldatttığına dair sanrısal kıskançlığı ilişkilerinde bir bozulmaya neden oldu. Karısına göre, Bay L. artık aynı adam değildi.

Bunun gibi duygu yönetiminde yaşanan zorluklar, yalnızca tedirgin edici değil; aynı zamanda da düşük psikolojik uyumun, olumsuz sosyal değişimlerin ve daha ciddi tıbbi tehlikelerin öncülüdür. Beyin hasarı geçirmiş pek çok kişi, yaralanma sonrası hayatlarına uyum çabası içerisindeyken depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon gibi psikolojik bazı durumlar yaşarlar. Ancak rehabilitasyonlarda, duygusal uyumun uygunluğunun giderek artması ve bu değişimlerin yönetilmesine yardımcı olmak için tedaviler geliştirilmiştir.

Olumlu Değişim Örnekleri de Mevcut

Geçmişte uysal ve zeki olan insanlar herhangi bir beyin hasarının ardından kaba ve saldırgan hale gelebiliyor, hatta psikopati dahi sergileyebiliyordu. Öte yandan geçmişteki tüm örnekler olumsuz değişimlere işaret ediyor olsa da, beyin hasarının, az sayıda da olsa bazı hastalarda olumlu kişilik değişimine neden olduğunu gösteren veriler de bulunuyor.

Kasım 2017’de Neuropsychologia‘da yayımlanan bir araştırmaya göre, beyinlerinin belli bir bölgesi daimi hasara uğrayan 97 hastanın 22’sinde olumlu kişilik değişimi meydana geldi. Hastaların 54’ünde olumsuz kişilik değişimi görülürken 21’inde de hiçbir değişim kaydedilmemişti. Yapılan beyin taramalarında, karakter olarak ilerleme gösteren hastaların, beyinlerinin orbitofrontal korteks kısımlarının hasar görmüş olması ihtimalinin daha yüksek olduğu görüldü.

Felsefi açıdan farklı cevaplar verilse de, “Kimiz?” sorusunun nöropsikolojik cevabının ruhlar gibi fiziksel olmayan bazı inanışlara değil beynimize bağlı olduğu su götürmez bir gerçektir. Prefrontal kortekste meydana gelen bir hasar, kişiliğimizde değişimler yaratabilir, insanlar geçmişte olduklarından daha tanınmaz hale gelebilirler. Gage, Muybridge ve diğerleri için geç kalınmış olabilir ancak beyin hasarı geçirmiş insanlara gelecekte eski hallerine dönebilecekleri stratejiler geliştirilmeye devam ediyor. 

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (3 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  • Yasemin Işık 22 Mayıs 2018 - 12:54
  • “Kimiz?” sorusunun nöropsikolojik cevabının ruhlar gibi fiziksel olmayan bazı inanışlara değil beynimize bağlı olduğu “su götürmez bir gerçek” değil, sizin “yorumunuzdur”. İnsan; sosyal, psikolojik ve biyolojik bir varlıktır. Bu üç unsur insanın bütünlüğünü oluşturur. Bunlardan birine gelen bir zarar, elbette insanı değiştirecektir. Bu çok normaldir. Bu dünyada yaşarken fiziksel şartlardan dolayı elbette birtakım olaylar yaşayacağız. Örnek gösterdiğiniz vakalar, insanın bir ruhunun olmadığını kanıtlamaz. Kendi yorumunuzu, kanıtlanmış bir gerçek olarak dillendirmemenizi rica edeceğim. İyi günler dilerim.

    • Editör 22 Mayıs 2018 - 23:42
    • Aslına bakarsanız, bu bilimsel bir ağızdan çıkmış bir cümle; bizim “kendi yorumumuz”dan ibaret değil. 2017 yılında Manchester Üniversitesi’nden Prof. Brian Cox, İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan CERN parçacık fiziği laboratuvarındaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda (LHC) yapılan deneylerin, ruh diye bir şey olmadığını kanıtladığını belirtmişti. Konuyla ilgili çıkan bir haberin çevirisini biz de vermiştik: https://bilimfili.com/buyuk-hadron-carpistiricisi-hayaletlerin-olmadigini-kanitladi-mi/

  • Rıdvan Cingöz 19 Mayıs 2018 - 18:24
  • Muazzam olmuş.Elinize sağlık.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv