Yeni Bir Hafıza Fazı Keşfedildi

Hafıza üzerine çalışan araştırmacılar, bir kognitif belirsizliğe daha ışık tutan gelişmelere imza attılar. Normal şartlarda, yeni tanıştığımız bir insanın ismini birkaç saniye boyunca işler bellek den..
Görsel Telif:

Hafıza üzerine çalışan araştırmacılar, bir kognitif belirsizliğe daha ışık tutan gelişmelere imza attılar. Normal şartlarda, yeni tanıştığımız bir insanın ismini birkaç saniye boyunca işler bellek denen (working memory) mekanizma ile ilgili nöronların ileti başlatması ve aktive olmasıyla saklarız. Eğer bu insan sizin için önemli ise birkaç gün sonra ismi de uzun-süreli belleğinize kaydedilir. Bunun için de bir takım nöronlarınızın bağlantıları kalıcı olarak değiştirilir ve ismi kaydetmek için bu patern korunur. Peki, acaba bu isim bilgisi, kısa süreli hafızadan uzun-süreli hafızaya nasıl geçer? Ya da aradaki saatler ve günler sürebilen geçiş sırasında (işler hafızadan çıkıp, uzun süreli hafızaya kaydedilene kadar geçen süre) nerede konuçlanır?

Araştırmaları Science dergisinde yayımlanan bilimciler, hafızanın yeniden doğabildiğini ortaya koydu. Yapılan gözlemler de, artan nöral aktivite olmadan var olabilen yeni bir işler bellek fazına işaret ediyor. Araştırmacıların öncelikli uzun-süreli hafıza şeklinde isimlendirdikleri bu faz benzer çalışmaların bulguları ile son derece yakın biçimde örtüşüyor. Özellikle de,  konvansiyonel işler-hafızanın süresini doldurmasından sonra bile, edinilen bilginin  nöronların arasında bulunan sinapslarda saklanabildiğini ve korunabildiğini gösteren inceleme ile sonuçlar tamamen aynı görünüyor.

Keşfin niteliğinin son derece üst düzeyde olduğunu belirtmekte de fayda var. Çünkü, aslında orada olması gerektiğini bildiğimiz ancak nerede ve ne şekilde mevcut olduğunu bilmediğimiz ve hatta ölçemediğimiz ara hafıza fazı mevcut araştırma ile ortaya çıkmış oluyor. Araştırmaya dahil olmayan Vanderbilt University’den kognitif sinirbilimci Geoffrey Woodman’a göre; keşfedilen şey teorik fizikte ‘kara madde’ yi gözlemlemiş olmakla aynı önem seviyesine sahip.

Araştırmanın gerçekleştiği Madison’daki University of Wisconsin’den Nathan Rose ve çalışma arkadaşları ilk olarak gönüllülere yüzlerin kelimelerin veya noktaların bir yöne doğru hareket ettiği bir dizi slayt izletti. Sonuçtaki nöral aktiviteyi fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) izleyen araştırmacılar, bununla birlikte kendi kendine öğrenebilen algoritmanın da yardımı ile her görsel ile ilgili olan beyin aktivitesini sınıflandırabildiklerini ve birbirinden ayırabildiklerini gösterdi.

Daha sonra tüm bu görselleri kombinasyonlar halinde gören (bir yüz ve kelime birlikte gösterilen slaytlarla) gönüllülerin bu birimlerden yalnızca bir tanesine odaklanmaları istendi. İlk anda EEG ölçümlerinde, iki parçanın da beyindeki aktivasyonuna ait izler görülürken, gönüllülerin odaklanmadıkları kısma ait nöral aktivitenin minimal seviyeye düşürülerek unutulma fazına girdiği görüldü. Bu da hala, o parça için de işler-belleğin yürürlükte olduğu anlamına geliyor. Bununla birlikte de gönüllüler odaklanmadıkları kısmı birkaç saniye sonra hatırlayabiliyorlardı.

Araştırmacılar bu uygulamanın akabinde transkraniyal manyetik stimülasyon (transcranial magnetic stimulation – TMS) adı verilen ve hasar verici olmayan bir metot ile beyine hızla değişen manyetik alanın ürettiği elektrik uyarı vermeyi denediler. Aynı ipuçları ile testi gönüllülere tekrar uygulayan bilimciler, her görselin beyinde yarattığı nöral aktivasyon söner sönmez geniş TMS pulsları uyguladı. Sönmüş olan ipucuna ait beyin aktivasyonu yinelenirken, beyinde latent fazda olan hafızanın bilinç içi duruma geri taşınabildiği de gösterilmiş oldu.

Ne var ki, araştırma; sinapsların ve diğer nöronal özelliklerin bu ikinci düzey işler hafızayı  nasıl kurduklarını ve koruduklarını mekanizması ile ortaya koyamıyor. Yine de, koşullardan ve mekanizmadan bağımsız olarak bu hafıza fazının da varlığının gün yüzüne çıkarılmış olması henüz ilk de olsa büyük bir adım olarak nitelendiriliyor.

İyi bilimsel araştırmaların, kendilerinden sonra daha fazla sorunun oluşmasına sebep oldukları bilinir. Burada edinilen hafıza süreçleri ile ilgili bilgilerin ve ileride çözülmesi umulan bu ikincil işler-bellek fazının, birçok nörolojik kondisyona da – amnezi, epilepsi, şizofreni gibi- yeni çözümler üretilebilmesinin önünü açabileceği ön görülüyor.


Makale Referans: DOI: 10.1126/science.aal0446


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak istersen
Patreon üzerinden
aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsin.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv