Baran Bozdağ
Boğaziçi Üniversitesi - Yazar / Editör
İnsanlık tarihi hatta tüm yüksek organizmaların evrim tarihi boyunca hastalıklarının ve ölümlerinin en önemli sebeplerinden biri olarak, süreklilik içinde varlıklarını ve hasarlarını sürdürmeyi başarmış olan virüsler anlaşılması oldukça zor yapılardır. Tarih boyunca sayısız hayatı sonlandırmış bu çekirdek varlıklar, grip türlerinden çiçek hastalığına; AIDS'ten tüm sistemleri etkileyebilen hastalıklara kadar çok geniş spektrumda hastalıklara sebep olabiliyor.

Ebola, HIV, Marburg virüsü gibi dehşet verici virüslerin yanı sıra yakın zamanda bir de Koronavirüs ile karşılaştık. Virüsleri bir yaşam formu olarak kabul ettiğimizde, virüsler en küçükleri sayılabilir. Aksi takdirde de canlı form olarak sayılmamaları da mümkün çünkü içine yerleşecek bir hücre olmadığı sürece yaşamsal bir faaliyette bulunamayan hatta üreyemeyen yalnızca genetik materyal (DNA veya RNA) ve kılıftan oluşan yapılardır.

Genetik materyalleri içindeki genleri çok büyük oranda kendilerini kopyalamaya, patojenik proteinleri ve viral kılıflarını üretmeye yarayan genlerdir. Bu genleri tanıdığımızı düşünüyoruz ancak yakın zamanda bilim insanları tanıdık hiçbir geni olmayan bir virüs keşfetti. Bunun üzerine yine başka bir araştırma grubu binlerce yeni virüsün hayvan dokularında gizlenmekte olduğunu keşfetti.

Federal University of Minas Gerais'ten virolog Jônatas Abrahão henüz virüs dünyasında öğrenmemiz gereken çok şey olduğunu belirtti. Keşfi büyük boyutlu virüsleri araştırırken gerçekleştiren Abrahão, bu mikropların bazılarının neredeyse bakteri boyutlarında olduğunu ve ilk keşfini 2003 yılında Ameoba (amoebae) cinsi içinde gerçekleştirmişti.

Yerel bir yapay göl içinden toplanan örneklerde virüs çalışan araştırma ekibi dev virüsler keşfetmekle de kalmadı aynı zamanda ameoba içinde bulunma olasılığını düşük sayabileceğimiz kadar küçük boyutlarda bir virüs daha keşfetti. Yaravirus adı verilen (Y su ve iara ise lord, tanrı anlamlarındaki kelimelerin birleşiminden oluşan  Tupi-huarani veya Tupi-Guarani indojen mitolojisinde su tanrısı anlamına gelen Yara kelimesinden türetilme) virüsün genomu sekanslandığında hiçbir geninin veritabanında bulunmadığı yani tanıdık olmadığı tespit edildi.

Ön yayını bioRxiv'de yapılan çalışmada Yaravirüs'ün genlerinin bir kısmının dev virüstekine benzediği rapor edildi ancak bu iki virüs tipinin birbiri ile bağıntısı henüz belirlenebilmiş değil. NYU'dan Elodie Ghedin, lağımlarda bulunan birçok virüsün genlerinin veritabanındaki referans genomlarla eşleşme göstermediğini belirtiyor.

National Cancer Institute'ten Christopher Buck ve öğrencisi Michael Tisza ise tek tek virüs aramak yerine, oldukça geniş çaplı bir araştırmada hayvan dokuları içine yayılmış sirküler virüsler aramaya koyulmuştu. Bu tip, genetik mirasını sirküler bir yapıya hapsetmiş virüslere örnek olarak HPV dediğimiz (human papillomavirüsün de içinde bulunduğu) papilloma virüs ailesini örnek verebiliriz. HPV, kadınlarda servikal kansere veya tehlikesiz bir takım tipleri de siğil oluşumlarına sebep olabilmektedir.

Düzinelerce hayvan ve insan doku örneğinden yararlanan araştırmacılar sirküler genoma sahip virüsleri taradı. Araştırmacılar, genelde virüs kabuğunu yapan geni gördüklerinde o DNA'nın bir virüse ait oduğunu kolaylıkla tespit edebildi. Bu gen sekansları çoğunlukla tanıyamadığımız diziler olduğundan, Tisza; bu ayırt edilebilir virüs kabuğu kodlayıcı dizilerinin hangileri olabileceğini tahmin edebilecek bir bilgisayar programı geliştirmeyi başardı.

Bu yolla araştırmacılar yaklaşık 2500 sirküler DNA sahibi virüs keşfetti ve bunların tam 600 tanesi tamamen yeni tipler. Araştırma ekibinin eLife'ta yayımladığı rapora göre bu yeni keşfedilen tiplerin insan ve hayvan sağlığına ne tip olumsuz etkilerinin olduğunu da henüz net bir biçimde bilemiyoruz.

Ancak elde ettikleri gen sekansı datalarının, diğer bilim insanları ve alan uzmanı doktorların vakalar ile eşleştirmeler yapmalarını kolaylaştıracağını belirten Christopher Buck yüzlece hatta binlerce bilinmeyen virüs tipinin genomlarının patolojik, pandemik ve epidemik etkilerinin de zamanla anlaşılmasının mümkün olduğunu söylüyor.
Kaynak ve İleri Okuma
Etiket

Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?

Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.

Destek Ol

Yorum Yap (0)

Bunlar da İlginizi Çekebilir