Neden Tüylü ve Yumuşak Şeylere Dokunmak Hoşumuza Gider?

Dokunuş üzerine yapılan araştırmalar, parmaklarımızla ve yüzümüzle hissettiğimiz kürk hissinden aldığımız hazzın farklı türde hazlar olduğunu ortaya koyuyor.
Görsel Telif: Uros Petrovic / Adobe Stock

Bir kediyi okşamak, ipek bir kumaşa dokunmak ya da sevgilinin saçlarıyla oynamak, hayatın en basit hazlarından birkaçı olarak görünebilir. Fakat bu ve bunun gibi diğer deneyimlerden aldığımız haz, bazıları fiziksel ve duygusal olan pek çok bileşenin kompleks bir karışımıdır.

Bu dokunuşların bizi iyi hissettirmesi, dokunuşa, vücudumuzdaki çeşitli tipteki sinir hücrelerine ve beynimizin durumu okuyuşuna dayalıdır. Deneyim, kişiden kişiye ve vücudun bir parçasından bir başka parçasına değişkenlik gösterir. Dokunuş üzerine yapılan araştırmalar, parmaklarımızla ve yüzümüzle hissettiğimiz kürk hissinden aldığımız hazzın farklı türde hazlar olduğunu ortaya koyuyor.

İyi Hissettiren Nedir?

Araştırmacılar, materyalleri hoş yapan özelliklerin neler olduğunu uzunca bir süredir merak ediyorlar. 1895 yılında American Journal of Psychiatry’de yayımlanan bir araştırmada, insanlardan 51 farklı bez türüne dokunmaları ve dokundukları bezlerden hangisinin haz verici olduğunu bildirmeleri isteniyor. 1937 yılında yayımlanan bir araştırma ise, insanların, pürüzsüz ve yumuşak kumaşları “rahatlatıcı” bulduklarını ortaya koyuyor.

Daha güncel olarak, 2012 yılındaki bir araştırma, 123 tasarım öğrencisinden hangi kumaş türlerine dokunmaktan hoşlandıklarını, nedenleriyle belirtmelerini istiyordu. Öğrenciler, kaşındırıcı ve pürüzlü kumaşlara dokunmaktan hoşlanmadıklarını belirtiyor ve katılımcıların %41’i bu tür kumaşlara örnek olarak yünden bahsediyordu. Bunun yanı sıra kaba, inişli çıkışlı ya da soğuk kumaşlar da hoşlanılmayan gruba dahil ediliyordu.

 

Ortaya çıkan olumlu özellikler ise çoğunlukla yumuşak, pürüzsüz ve sıcak olarak belirtilirken, ipeksi, ince tüylü ve kabarık özellikler ilk sıraları kaptı. Öte yandan ipek, pamuk ve polar, sıralamanın en tepesinde yer aldı. Öğrenciler, seçim nedenlerine dair sıklıkla duygusal yüklü kelimeleri (“rahat”, “sevimli”, “güvende” ve “rahatlatıcı” vb.) kullandılar.

Araştırmacılar, bilişsel dokunuş özelliklerinin, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları karşılamak için birleştiren duygusal özellikler ile bağlantılı olduğunda daha anlamlı ve unutulmaz hale geldiğini söylüyor. Bunun yanı sıra, kişiliklerimiz de yumuşak şeyleri ne kadar sevdiğimizi etkiliyor olabilir. Fransa’da yürütülen bir araştırmada, yüzlerce insan bir kişilik testine dahil edildi ve sonrasında da katılımcılardan farklı tür kumaşları değerlendirmeleri istendi. Yumuşak his uyandıran kumaşlardan hoşlanan insanların, “etki yoğunluğu” (olumlu ve olumsuz duyguları güçlü bir şekilde deneyimleme olasılığı) bakımından yüksek puanlama eğiliminde oldukları görüldü.

Araştırmacılara göre, duygusal etki yoğunluğu yüksek olan ve duygusal açıdan durağan olmayan kişilerin, duygusal durağanlık ve güvenlik gereksinimlerini karşılayan uyaranlara yönelmeleri daha olası. Öte yandan yumuşaklığın, rahatlık ve koruma hisleriyle ilişkili olabileceği belirtiliyor.

Yumuşak kumaşlar, iyi bir gece uykusu için yeterince rahatlatıcı olabilir. Kore’de yürütülen bir çalışmada kadınlar, yumuşak yataklarda yattıklarında daha iyi uyuduklarını, uykularının daha az bölündüğünü ve yatakta daha az döndüklerini ifade ediyor. Çalışmada bunun yanı sıra katılımcıların idrarlarında daha az adrenalin ve nöradrenaline (kalp atış hızını ve kan basıncını yükselten hormonlar) rastlandığı belirtiliyor.

 

Nasıl Dokunuyoruz?

Dokunuş, yalnızca neye dokunduğumuza bağlı değildir, aynı zamanda nasıl dokunduğumuza da bağlıdır. İnsanlar genellikle hafif hafif ve yavaş yavaş dokunulan bir nesnenin, hızlıca dokunulandan daha iyi hissettirdiğini düşünür.

Yumuşak ve pürüzsüz zeminler her ne kadar genellikle kaba ve pürüzlü zeminlere göre daha haz verici olsa da bazen doku, gözlemcinin gözünde –ya da parmaklarında– şekillenir. Bir doku sıralaması çalışması, insanların algısının, parmak uçlarının nemli olmasından etkilendiği bulgusuna ulaşmıştır.

 

Parmak uçları kuru olan insanlara kıyasla nemli parmak uçları olan insanlar, kaba ve pürüzlü malzemelere dokunmanın daha hoş olduğu hissine kapılıyorlar. Kaba ve pürüzlü materyaller, yüzeylerine bir nem katmanı ekler. Bu durum da sürtünmeyi azaltır ve parmaklar yüzey boyunca süzülür, bu da nemli parmaklarda yüzeyin daha haz verici olduğu hissini uyandırır. Buna karşın nem, pürüzsüz materyalleri daha pürüzlü ve dokunuşu daha az haz verici hale sokar.

Bu farklılıkların dışında, katılımcılar, çok pürüzlü veya yapışkan olan maddelere (lateks, yapışkan film veya mum gibi) dokunmanın ipek, kadife veya kağıt gibi yumuşak malzemelere kıyasla daha az keyif verici olduğunu da düşünebilir.

Dokunuş Tipleri

Bilim insanları, avuç içlerimizi, parmak uçlarımızı ve ayaklarımızın pürüzsüz veya tüysüz kısımlarını “tüysüz cilt”, geri kalan yerlerimizi ise “tüylü cilt” olarak tanımlıyor. Tüysüz deri, dokunuş için son derece hassastır ve etrafımızdaki çevreyi tanımamıza ve keşfetmemize yardımcı olur. Fakat aynı zamanda da bilim insanlarının dokunuşun keyif verici ve ödüllendirici yönü için gerekli olabileceğine inandıkları özel bir sinir lifi de bu bölgelerde yoktur.

Bu ikinci tür dokunuş, yani duygusal dokunuş ise dokunsal uyarıya olan duygusal tepkimizi tanımlıyor. Tüylü derinin yavaş, yumuşak bir biçimde uyarılması, yakın ilişkisel etkileşimler sırasında daha muhtemeldir. Bu uyarılma yalnızca çiftler arasında değil, ebeveyn-çocuk arasında, kardeşler arasında ya da güven ilişkilerinde de ortaya çıkabilir. Bu tarz duygusal dokunuşlar, duyusal-ayırımcı işlevleri ile değil, toplumsal bağlamı ve buna eşlik eden öznel bileşeni ile karakterize edilen ayrı bir dokunuş alanı oluşturabilir.

 

Sinir hücrelerinde, dürtüleri ileten uzun, düzensiz aksonlar, sahip oldukları yağlı kaplama miktarına göre değişir. Bu kaplamaya miyelin kılıf adı verilir ve bu kılıf kalınlaştıkça akson sinir impulslarını (atımlarını) daha hızlı iletebilir. Ayırıcı dokunma için gerekli olan sinir lifleri, A-lifleri olarak adlandırılır ve bunlar C-lifleri olarak adlandırılan duygusal dokunma için kullanılanlardan daha kalın kılıflara sahiptir.

Bu farklı lif çeşitlerinin tamamı izole edilmemiştir. Buzdolabından bir kutu süt almak, hem mekanik (pürüzsüz) hem de termal (soğuk) bilgiyi iletir. Okşanan ya da okşadığınız parmağınız, hem A-liflerini hem de C-liflerini harekete geçirir.

Duygusal dokunuş için kullanılan C-lifleri, memelilerde ilk olarak 1939 yılında tanımlandı. Fakat insanların, ilk bakışta ilkel görünen bu dokunsal sisteme sahip olmadığı varsayıldı. Duygusal dokunuş lifleri, insanlarda yüz sinirlerindeki elektriksel uyarıların kayıtlarında işaretleri keşfedilene kadar (1988 yılına kadar) bulunamamıştı.

Haz ve Acı

Hem dokunsal hem de duygusal deneyim olan acıyı hissetmek için, kalın miyelin kılıfı içeren veya içermeyen lifleri kullanırız. Bunlar bize, araştırmacıların “birincil” ve “ikincil” olarak tanımladığı acıyı verirler. İlk acı hızlıdır; elinizi sıcak su dolu bir çaydanlıktan çekmenize imkân tanıyan şey budur. C-lifleri ise bilgi iletir ve ikinci acıdan, kendinizi yaktığınızı fark ettiğinizde oluşan zonklama acısından sorumludur.

 

Benzer durum zevk için de işliyor olabilir. İki acı sistemine paralel iki dokunmatik sistem vardır; ilk dokunma, A-liflerle sağlanır. Bu, hissettiğimiz her şeyin fiziksel özelliklerini (ıslaklık, sertlik ya da pürüzlülük gibi) hızla tanımlamamıza olanak sağlar. İkinci dokunuş, bir okşamaya benzeyen yavaş, hafif dokunuşlar, C-liflerinin bir tipi tarafından iletilir. Bu lifler, ameliyattan bir gün önce hemşireye dokunan hastaların daha az stresli olmasının ya da darbe yemenin kan basıncını düşürmesinin ve acı toleransını arttırmasının nedeni olabilir.

Dokunma, yalnızca duygusal ve romantik bir insan tutkusu değil, biyolojik açıdan gerekli bir uyarılma biçimi olarak görülebilir. Yetişkinlerin de başkalarıyla fiziksel temasa ihtiyaç duyduğu göz önünde bulundurulursa dokunma ihtiyacının ömür boyunca azalmadığı sonucuna ulaşılabilir ve dokunma, biyolojik bir uyarılma biçimi olarak tartışılabilir.

Dokunmak ya da Dokunulmak

Peki, okşamaktan hoşnut olduğumuz kediler için ne diyebiliriz? Birçok kişi için, avuç içi ve parmak uçlarındaki yumuşak kürk hissi, kumaş ve parmak ucu araştırmalarında olduğu gibi dayanılmazdır.

Buna karşın, diğer çalışmalar, insanların avuç içlerinde değil tüylü ciltlerinde hafifçe sürtünmeyi daha keyifli bulduklarını göstermiştir.

Araştırmacılar, insanların ön kollarına ya da avuç içlerine nazikçe dokunulduğu sırada beyinlerinin PET taramalarını aldılar ve farklı türlerdeki bu dokunma hazlarının beynin farklı bölgelerini uyardığı bulgusuna ulaştılar. Birisinin avuç içi sürtünmesi, dokunma ile ilgili girdileri alan somatosensoryal kortekste bir dizi aktivite tetikliyor. Öte yandan ön koldaki okşama, öncelikle duyguları işlemekle görevli olan insular korteksi aktifleştiriyor.

Ellerimizi yumuşak bir kedi veya kadife zemin üzerinde gezdirirken hissettiğimiz zevkin duygusal dokunuşla bilgilendirilmesi mümkündür. Beynimiz, avuç içindeki hızlı A-liflerinden gelen dokunmatik girdileri kullanabilir ve bunu C-lifleriyle donanmış alanlar üzerinde, önceki deneyimlerden edinilen hoş algıya bağlayabilir.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv