Onur Demir
Boğaziçi Üniversitesi - Çevirmen/Yazar

Merak duygusuna hepimiz aşinayızdır. Bilmediğimiz, bizim için yeni sayılabilecek bir şeyle karşılaştığımızda, ya anlayabilmek için daha da yaklaşıp inceleriz ya da korunmacı bir içgüdü ile kendimizi geri çekeriz. Merak duygusu, insanlığın tarihte yaptığı birçok bilimsel keşfin de temelinde yatıyor. Yeni Dünya olarak anılan Amerika kıtasının Avrupalılarca keşfinden, Ay’a ilk ayak basılan ana kadar, merak ve yeniliğe duyulan istek, bilim için en büyük motivasyon kaynağı olarak görülebilir. Canlıların meraka ve yeniliğe olan ilgisine iki farklı şey sebep oluyor diyebiliriz; alışılmamışlık ve haz merkezi.

Alışılmamışlık

Canlılar, biyolojik olarak, yeni uyaranlara karşı daha duyarlıdır. Görme, işitme, duyma, koklama ve dokunma gibi temel duyusal yeteneklerimiz, sürekli maruz kaldığı uyaranlara karşı zaman içinde duyarlılığını yitirir. Bu duruma “alışma” ismi veriliyor. Örneğin, sıktığımız parfümün bir süre sonra kokusunu almamamız da bu sebeptendir.

Alışma sürecinde kazanılan alışkanlık için beyinde bir girdi oluşturuluyor. Yeni bir çevresel uyarıcı, bu girdiden ne kadar farklıysa organizma o kadar hızlı şekilde uyarılıyor ve tepki veriyor. Bu durum, yeni uyaranlara karşı bir tür duyarlılık oluşturuyor. Bu duyarlılık, uygun bir seviyede olursa, organizmayı, keşfetmeye yönelik harekete geçiriyor ve bir “motivasyon” durumuna geliyor.

Haz Merkezi ve Dopamin

Motivasyonla harekete geçen organizmanın beyninde, uyarana karşı, motivasyon ve nörotransmitter görevi gören dopamin seviyesi ile bağlantılı olarak bir “istek” oluşuyor. Dopamin seviyesi ne kadar yüksek olursa, oluşan istek de o kadar büyük oluyor.

Üç makak maymunu üzerinde yapılan bir çalışmada, maymunların, bir bilgisayar ekranından gösterilen ve içlerinden rastgele birine ödül değeri verilen 3 fotoğraftan birini seçmeleri sağlandı. Eğer maymun, ödül değeri olan fotoğrafı seçerse meyve suyu ile ödüllendirildi. Fotoğraflardan biri, rastgele dağıtılan aralıklarla değişecek şekilde ayarlandı. Maymunlar, farklı aralıklarda tuzlu su ve “Vanoxerine” isimli; dopamin salınım noktalarına yerleşerek, dopamin salınımını azaltırken, dopaminin görevini üstlenen bir ilaç enjekte edilerek teste tabî tutuldu. Her iki durumda da yeni fotoğrafı seçme oranının yüksek olduğu gözlenirken, “Vanoxerine” enjeksiyonundan sonra maymunlarda, yeni fotoğrafı seçme oranının daha da yükseldiği gözlendi.

Görsel Telif: Behavioral Neuroscience

Bu durumda, maymunlar için, meyve suyu ödülü, yeniliğin sebep olduğu motivasyon ile birleşerek bir “istek” haline dönüştü ve bu isteğin karşılanması ile, haz merkezi bir “tatmin olmuşluk” hissetti. Benzer bir test, insanlar üzerinde de gerçekleştirildi. Bir grup denek, tekrarlayan uyaranlara maruz bırakıldı. Ancak süreç içerisinde, tekrarlayan uyaranlardan farklı olarak yeni uyaranlar da eklendi. İnsanların da, laboratuvar hayvanlarına benzer şekilde, alıştıklarının dışında bir uyarana karşı daha hassas davranarak ilgi odaklarını, yeni uyarana kaydırdıkları gözlendi.

Dikkatimizi çeken her yeni uyarıcı, benzer bir süreçle bir motivasyon-istek-ödül döngüsü içerisinde sindiriliyor ve alışılana kadar da süreç devam ediyor. Merak güdümüz, evrimsel sürecimizde kilit sıçrayışlara sebep olması bakımından da önemli. Canlılık var oldukça, keşfetme-haz döngüsünün kolay kolay yok olmayacağını bilmek, geleceği daha heyecan verici kılıyor ve bilim bu döngünün kilit noktasını oluşturuyor.
Kaynak ve İleri Okuma
  • Costa, V. D., Tran, V. L., Turchi, J., & Averbeck, B. B. (2014). Dopamine modulates novelty seeking behavior during decision making. Behavioral neuroscience, doi: 10.1037/a0037128
  • Di Chiara, G., & Bassareo, V. (2007). Reward system and addiction: what dopamine does and doesn’t do. Current opinion in pharmacology, DOI: 10.1016/j.coph.2006.11.003
Etiket

Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?

Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.

Destek Ol

Yorum Yap (0)

Bunlar da İlginizi Çekebilir