Kütleçekim Bir Yasa mıdır, Yoksa Bir Kuram mıdır?

Yasa, çekim kuvvetinin büyüklüğünü hesaplar. Kuram, çekimin neden varolduğunu açıklar.
Görsel Telif:

Neden Newton‘un evrensel kütleçekim yasası diyoruz da, Newton‘un evrensel kütleçekim kuramı demiyoruz? Acaba Einstein‘ın genel görelilik kuramı, Newton‘un kütleçekim yasasından daha mı değersiz? Ne de olsa günlük dilde “yasa” sözcüğü, “kuram” sözcüğünden daha güçlü bir anlama sahip.

Bilimde kullanılan “terim“ler, günlük hayatta kullanılan sesteşlerinden çoğu zaman farklı anlam ifade eder. Bilim dilinde “kuram” terimi, halk dilindeki “kuram” sözcüğünden başka bir şey anlatır. Diğer birkaç böyle önemli bilimsel terim örneği olarak aksiyom, hipotez, deney, model ve yasa sayılabilir. Belirli bir dala özgü olarak kazandıkları anlamlar bakımından sözcüklerin incelenmesi ise “terminoloji” olarak adlandırılır. Sadece bilim dallarının değil, hemen hemen tüm faaliyet alanlarının kendine özgü birer dili, birer jargonu vardır; örneğin depolarda çalışan kişilerin malları “çekmek”ten söz ettiğini duymuş ve bir yerden başka yere sürüklemeyi kastettiklerini düşünmüş olabilirsiniz ama onlar büyük olasılıkla bir kamyonun getirdiği yükün depoya alınması konusunda konuşuyorlardır.

Bilim gibi büyük bir yerleşik gelenek, bilimsel yöntem adı verilen sağlam bir yöntem yoluyla düzenli tutulur. Bilimsel terimler de bu bilimsel yöntemin içinde yer alan kavramlara karşılık gelir. O nedenle önce bir örnek yardımıyla bilimsel yöntemi anlamaya çalışalım; ardından kütleçekimin kuram mı yoksa yasa mı olduğuna bakalım.

Çiçeklerin arıları çektiği gözlemlenmiştir. Bu ifade, daha ileri akıl yürütme ve çıkarımlar için bir öncül yani başlangıç noktası görevi görmek üzere, doğru kabul edilir. Buna “aksiyom” denir. Burdan doğal olarak bir soru doğar. Çiçekler neden arıları çeker? Bilimsel yöntemin ilk adımı budur. Bir gözlemi, bir soru izler. Hatırlarsanız, bir yaz günü Newton da bir elmanın düşüşünü sorgulamıştı.

Çiçeklerin arılara çekici gelme nedeninin renkleri olduğu tahmininde bulunan biri çıkabilir. Başka biri de, çiçeklerdeki nektarın arıları çektiğini söyleyebilir. Üçüncü bir kişi ise başka bir bakış açısı önererek, her ikisinin de arıları çiçeklere çektiğini ileri sürebilir. Tüm bu tahminler birer hipotezdir. Bilimsel bir hipotez, bir deney yardımıyla laboratuvarda sınanabilir. Arılar önce yapay çiçeklerin bulunduğu cam bir odacığa alınır. Sonra başka bir cam odacığa gerçek çiçekler konup, oraya arılar alınır. Yapılan gözlemler not edilir.

Yapay çiçeklerin arıları çektiğinin, üzerlerine konduklarının ama hemen ardından uçup gittiklerinin farkına varılmıştır. İlk hipotez doğru gibi görünmektedir; renkler gerçekten de arıları çekmektedir. İkinci düzenekte arılar gerçek çiçeklere konar ve uzun süre kalır. O hâlde, ikinci hipotez de doğrudur. Hipotezler sınandıktan sonra, sonuçlara dayanarak yasaların ve kuramların formüle edilmesine sıra gelir. Bizim basit örneğimizde, arılar hem renklerine hem de nektarlarına bağlı olarak çiçekleri çekici bulur.

Yasa, fiziksel durumu tanımlayan bir formüldür. Newton’un evrensel çekim yasası, sadece iki nesne arasındaki kütleçekimsel kuvvetin büyüklüğünü hesaplamada işe yarar. Newton’un evrensel çekim yasası, ayrıca bir modelde kullanılır; böylelikle bir elmanın düşüşü gibi herhangi bir yerel fiziksel görüngüyü temsil eder. O halde, model genel anlamda bir simülasyondur. Ama Newton’un yasası, kütleçekimin nasıl ve neden işlediğini açıklama girişiminde bulunmaz.

Bir kuramın içinde çok sayıda yasa bulunabilir. Örneğin genel görelilik kuramının kapsamında “ışık hızının sabitliği yasası”, “kütleçekim ile ivmelenmenin eşdeğerliği yasası” gibi yasalar vardır.

Bilim dilinde kuram, ele alınan konu hakkındaki tüm olguları, yasaları, çıkarımları ve sınanmış hipotezleri kapsayabilen, iyi doğrulanmış bir açıklamadır. Einstein’ın genel görelilik kuramı, nesnelerin neden düştüğünü doğru biçimde açıklar. Yasalar ender olarak değişirken, yeni kanıtlar keşfedildikçe kuramlar sık sık modifiye edilir. Einstein genel görelilik kuramının kendi versiyonunu, 1915 yılında yayımlamıştır ve o zamandan beri, evrene bakışımızı genişleten yeni teknolojiler ve yeni bulgular ışığında kuramda gereken uyarlamalar yapılmıştır.

Öyleyse kütleçekimden söz ederken, onu kuram olarak mı, yoksa yasa olarak mı alıyoruz? İkisi de olabilir: İki nesne arasındaki çekim kuvvetini hesaplayan kütleçekim yasasından da bahsedebiliriz, nesnelerin birbirlerini neden çektiğini açıklayan kütleçekim kuramından da konuşabiliriz. Artık aksiyom, hipotez, deney, yasa, model ve kuram gibi terimlerin bilimsel terminolojideki anlamlarını daha iyi kavradığımıza ve bilimsel yöntemdeki yerlerini anladığımıza göre, “ama o sadece bir kuram” diyen biri olursa, kütleçekim örneği üzerinden giderek terimleri daha iyi anlamasına yardımcı olabiliriz.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (1 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  • Mustafa Uzun 09 Haziran 2019 - 02:03
  • Bilim adına,bir kişi dünyada bulunan sayısız nimetlerden sadece birini konu olarak ele alıp ömrü boyunca araştırsa ve hatta ve hatta dünyada bulunan insanların hepsi sadece ve sadece bir konu üzerine araştırma yapsa hiç bir zaman için kesin tanıya varamaz. Birde onun yasasıymış iyiymiş öyle olsun.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv