Gürkan Akçay
Boğaziçi Üniversitesi - Yazar / Editör
Birkaç hafta içinde hepimiz COVID-19 ve buna neden olan SARS-CoV-2 virüsü hakkında çok şey öğrendik. Ancak henüz bilmediklerimiz bildiklerimizden çok daha fazla ve etrafta da çok fazla söylenti dolaşıyor. Virüs hakkındaki bilimsel makale sayısı hızla artarken, virüsün kökenine dair hâlâ tam olarak cevaplanamamış sorular duruyor. 

Hangi hayvan türünde ortaya çıktı? Yarasa, pangolin, peki ya diğer hayvanlar? Nereden geldi? Çin'in Hubei eyaletindeki bir mağaradan mı yoksa ormandan mı? Cevabını arayan bu sorular hâlâ etrafta dolaşmaya devam ediyor. 

Aralık 2019'da, hastaneye kaldırılan ilk 41 kişiden 27'si (% 66) Çin'in Hubei eyaletindeki Wuhan şehrinin merkezinde yer alan bir pazardan geçti. Fakat, Wuhan Hastanesi'nde yürütülen bir araştırmaya göre, tespit edilen ilk insan vakasının bu pazardan geçmediğini ileri sürdü. Bunun yerine, SARS-CoV-2 genomik dizilerine dayanan moleküler bir tarih tahmini, Kasım ayında ortaya çıkan bir kökene işaret ediyor. Bu da COVID-19 salgını ile yaban hayatı arasındaki bağlantı hakkında yeni sorular doğurmaktadır.

Genom Verileri 

Çinli araştırmacılar, SARS-CoV-2'nin genomunu çok hızlı bir biçimde dizilemeyi başardılar. Buna göre, viral zarfın yüzeyinde bulunan bir proteini kodlayan S geni dahil olmak üzere 15 gen içeren yaklaşık 30.000 bazlık bir RNA molekülü ortaya çıktı. (Bir karşılaştırma yapabilmeniz için: Bizim genomumuz yaklaşık 3 milyar baz büyüklüğünde çift DNA sarmalı biçimindedir ve yaklaşık 30.000 gen içerir.)

Karşılaştırmalı genomik analizler, SARS-CoV-2'nin Betacoronavirüs grubuna ait olduğunu ve Kasım 2002'de Çin'in Guangdong eyaletinde ortaya çıkan ve daha sonra 2003 yılında 29 ülkeye yayılan akut pnömoni salgınından sorumlu olan SARS-CoV'ye çok yakın olduğunu göstermiştir. Toplam vaka sayısı 8098 olarak kaydedilirken, 774 kişinin de hayatını kaybettiği görüldü. Rhinolophus cinsinin yarasalarının (potansiyel olarak birkaç mağara türü) bu virüsün rezervuarı olduğu ve küçük bir etobur olan palmiye misk kedisinin (Paguma larvata) yarasalar ve ilk insan vakaları arasında bir ara konakçı olarak hizmet ettiği bilinmektedir.

O zamandan beri de, çoğunlukla yarasalarda olmak üzere, insanlarda da birçok Betacoronavirüs keşfedildi. Örneğin, Çin'in Yunan Eyaletinde toplanan Rhinolophus affinis türünün bir yarasasından izole edilen RaTG13, son zamanlarda SARS-CoV-2'ye çok benzer olarak tanımlanmıştır ve genom sekansları %96 oranında aynıdır. Bu sonuçlar, yarasaların ve özellikle Rhinolophus cinsinin türlerinin SARS-CoV ve SARS-CoV-2 virüslerinin kaynağını oluşturduğunu göstermektedir.

Rhinolophus affinis, yarasa. (Görsel Kaynak: Alexandre Hassanin)
Peki bunların kaynak (rezervuar) olduğunu nereden biliyoruz? Bir rezervuar, doğal olarak bir veya birkaç virüsü barındıran ve virüse karşı hassas olmayan veya çok hassas olmayan bir veya birkaç hayvan türü olarak tanımlanır. Hastalığın semptomlarının görülmemesi, bu hayvanların çok fazla viral proliferasyona (üremeye) karşı savaşmalarını sağlayan bağışıklık sistemlerinin etkin olması ile açıklanmaktadır.

Rekombinasyon Mekanizması

7 Şubat 2020'de, SARS-CoV-2'ye çok benzer bir virüsün pangolinde keşfedildiğini öğrendik. Genomik uyumun %99 olduğu rapor edilmesiyle birlikte, pangolinin, yarasalardan daha muhtemel bir rezervuar olduğu ortaya çıktı. Bununla birlikte, review (akademik inceleme) aşamasında olan yeni bir çalışma, Malezya pangolininden (Manis javanica) izole edilen koronavirüs genomunun, %90 genomik uyumla SARS-Cov-2'ye daha az benzer olduğunu göstermektedir. Bu da, pangolin içinde izole edilen virüsün şu anda şiddetli olan COVID-19 salgından sorumlu olmadığını gösterebilir.

Öte yandan, pangolinden izole edilen koronavirüs, S proteininin belirli bir bölgesinde %99 oranında benzerdir. Bu da, virüsün insan hücrelerini enfekte etmesine olanak sağlayan ACE2 reseptör (Angiotensin Converting Enzyme 2) bağlanma alanında yer alan 74 aminoaside karşılık gelir. Buna karşılık, yarasa R. affinis'ten izole edilen RaTG13 virüsü bu spesifik bölgede oldukça farklıdır (%77 benzer). Bu da, pangolinden izole edilen koronavirüsün insan hücrelerine girebildiği, ancak yarasa R. affinis'ten izole edilenin ise giremediği anlamına gelir.

Pangolinde bulunan bir koronavirüs, COVID-19'un kaynaklarından biri olabilir.
(Görsel Kaynak: Wildlife Alliance/Flickr
Bununla birlikte, bu genomik karşılaştırmalar, SARS-Cov-2 virüsünün biri RaTG13'e ve diğeri pangolin virüsüne daha yakın olan iki farklı virüs arasındaki rekombinasyonun bir sonucu olduğunu göstermektedir. Yani, SARS-CoV-2'nin daha önceden var olan iki virüs arasındaki bir kimera (ikisinin karışımı) olduğuna işaret etmektedir. 

Bu rekombinasyon mekanizması, özellikle SARS-CoV'nin kökenini açıklamak için koronavirüslerde zaten tanımlanmıştı. Rekombinasyon sonucu yeni bir virüsün ortaya çıkması demek, potansiyel olarak yeni bir konakçı türünü de enfekte edebilecek olması anlamına gelir. Rekombinasyonun meydana gelmesi için, iki ıraksak virüsün aynı anda aynı organizmayı enfekte etmiş olması gerekir.

İki soru hâlâ cevapsız kalıyor. Birincisi: Bu rekombinasyon hangi organizmada meydana geldi? Yarasa mı, pangolin mi yoksa başka bir tür mü? İkinci soru ise: Bu rekombinasyon hangi koşullar altında gerçekleşti? Cevaplar için daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var.
Kaynak ve İleri Okuma
Etiket

Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?

Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.

Destek Ol

Yorum Yap (0)

Bunlar da İlginizi Çekebilir