İnsanların Yüz İfadelerini Taklit Ederek Ne Hissettiklerini Anlayabilir miyiz?

Taklit yetisi; yalnızca daha soyut ve empatetik hisler şeklinde, duygusal algıyı değil, aynı zamanda görsel algıyı da etkileyebilir.
Görsel Telif: Gearstd / Shutterstock

“Birisinin ne kadar bilge ya da ne kadar aptal, ne kadar iyi ya da ne kadar kötü olduğunu ya da ne düşündüğünü anlamak istediğimde yüz ifademi olabildiğince onunkine benzetirim ve ardından zihnimde ya da kalbimde, bu ifadeye uygun düşen hangi duygu ve düşünceler ortaya çıkacak diye beklerim.” –Edgar Allan Poe, “Purloined Mektubu”

Poe’nun bir kısa öyküsünden yaptığımız yukarıdaki alıntı, tahmin oyunlarını kazanmak için empatik becerilerini kullanan akıllı bir öğrenciye atıfta bulunmaktadır. Bu, aynı zamanda 2015 yılında Trends in Cognitive Sciences‘da yayımlanan ve yüz ifadelerini taklit etmenin duyguları okuyabilmemize nasıl yardımcı olduğunu ortaya koyan bir araştırma makalesinin de epigrafıdır.

Poe’nun kısa öyküsündeki bu öğrencinin stratejisi, aslında bizlerin de etkileşim içerisinde olduğumuz insanlara dair bilinçsiz olarak uyguladığımız, işe yarar bir yöntemdir. Başkalarının yüz ifadelerini taklit ediyoruz ve araştırma makalesi, aynı yüz ifadelerini yaptığımızda bu hareketlerin aynı duyguları yaşamamıza yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu sensorimotor uyarım, diğer kişinin ne hissediyor olabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor. Bu nedenle, mimikleri taklit etmek, başkalarının duygularını okumamıza olanak sağlıyor.

Öte yandan, bu durumun tersi de doğru olabilir. Bazı deliller, taklit yetisindeki zayıflamanın, duyguları anlama yetimizi azalttığını gösteriyor. Örneğin, Basic and Applied Social Psychology ‘de yayımlanan bir araştırmada, erkek bebeklerin emzik emme sürelerinin uzaması, bu çocukların büyüdüğünde ağızla ilgili duygusal ifadeleri ve nihayetinde de başkalarının yüz ifadelerini taklit etmede daha az başarılı olduklarını ortaya koydu. (Aynı etki kız çocuklarında gözlemlenmedi.) PLoS One‘da 2014 yılında yayımlanan bir başka araştırmada da, şeffaf diş düzeltici ve koruyucu (ifadeleri taklit edebilmeyi engeller) kullanan üniversite öğrencilerinin, bu koruyucuyu kullanmayan öğrencilere kıyasla gerçek ve sahte gülüşleri birbirinden ayırt etmede daha başarısız oldukları ortaya koyuldu.

Nasıl Olur?

Yüzümüze yansıttığımız ifadeler içeride ne hissettiklerimizdir. Peki süreci tersine çevirsek? Yani, yüzümüzü bir ifadeye soksak, bu ifade ile ilgili duyguları içeride hissedebilir miyiz? Bu durum mümkün görünüyor. Örneğin, kendinizi gülmeye zorlarsanız, daha iyi hissedebilirsiniz. Yüz felci yaşayan insanlarda, ağızın köşelerini kaldırmayı ve hareket ettirmeyi sağlayan elmacık kemiği (zigomatik) kasının hareketsizlik derecesi kişinin depresyon olasılığını güçlendirir.

İşte bu yüzden, başka bir insanın çehresini taklit ettiğimizde, duygularla ilişkili aynı iç bağlantı bizde de aktif hale gelir ve aynı zamanda bu duyguları da –en azından kendimize has versiyonlarını– taklit ederiz.

Gülümsemenin; neden mutlulukla ya da asık suratlılığın neden üzüntü ile ilişkilendirildiğini merak ediyor olabilirsiniz. Bunun nedeni, pek çok ifadenin o kadar da evrensel olmamasıdır. Bu ifadeler öğrenme ve kültür tarafından şekillendirilmiş kısa, incelikli ve kişiye özgü yüz jestleridir. Farklı duygular, tutumlar ve niyetler; kaş pozisyonundaki, kafa eğikliğindeki ya da dudak hareketindeki hafif bir değişimle ifade edilebilir. Taklit yoluyla, bu duygusal ifadeleri isimlendirmeden veya onları düşünmeden bile anlayabiliriz.

Öte yandan, duyguları anlamak için yüz taklidi yapmak mutlak suretle gerekli değildir. Örneğin, yüz ifadelerine ilişkin bilgiyi engelleyen, yüz kaslarındaki bir zayıflık ya da felç durumu olan Moebius sendromuna sahip insanlar, hala diğer insanların duygularını okuyabiliyor. Bilim insanları, bir başkasının ifadelerinin zihinsel işlemesi sürecinde ilk olarak yüz taklidinin mi yoksa duygusal tanımlamanın mı önce geldiği konusunda tam olarak bir sonuca varmış değiller. Bir hipoteze göre, taklidin duyguları tetiklemesinden ziyade, yüz taklidi bir başkasının duygusal tanımlamasının yansımasıdır. Yani bu hipoteze göre, yüz taklidi birincil değil ikincildir. Öte yandan, motor ve mental tepkilerin birbirini ortaklaşa etkiliyor olması da mümkündür.

Taklit Ettiğimiz Şey Ne Gördüğümüzü Etkileyebilir

Taklit yetisi; yalnızca daha soyut ve empatetik hisler şeklinde, duygusal algıyı değil, aynı zamanda görsel algıyı da etkileyebilir. Ağustos 2016’da Psychonomic bulletin & review‘de yayımlanan bir araştırmada, yüz hareketlerini engelleyen jel bazlı bir yüz maskesi takan katılımcıların, duygusal ifadelerde küçük değişiklikler gösteren fotoğrafları ayırt etmede güçlük yaşadıkları ortaya koyuldu. Yapılan çalışmada, katılımcılara öfkeliden üzgüne doğru bir süreklilik içeren tek bir fotoğraf gösterildi. Ardından katılımcılara, birisi henüz gördükleri, diğeri de geçiş sürecini içeren iki fotoğraf gösterildi ve henüz gördükleri fotoğrafın hangisi olduğunu belirlemeleri istendi. Jel bazlı maske takan katılımcıların, jel maskesi takmayan kontrol grubuna kıyasla fotoğrafları ayırt etmede daha az başarılı oldukları görüldü. Bu da bir ifadeyi taklit etmenin onu tam anlamıyla görmede önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Nasıl Deneyebilirsiniz?

Hemen şimdi yüz ifadelerini taklit etmeyi deneyeceğiniz bir karşılıklı konuşma için heyecanlanıyorsanız, bir hatırlatmada bulunmamız gerekiyor. Birisi sizi dinlerken onun mimiklerini taklit ederek konuşmaya çalışmak oldukça zordur. Çünkü karşılıklı konuşmalar kendi taklit sistemlerini içerir, yüz ifadelerinin taklidine ilişkin bu dinamikler kendinizin konuşmacı olmadığı durumlara daha kolay uygulanabilir. Örneğin, daha önce tanımadığınız birisiyle karşılaştığınızda deneyin.

Birisi size gülümsüyorsa, bu durum onun yaklaşılabilir ve tehlikeli olmadığını ve/veya size benzer bir kategorinin üyesi olduğunun göstergesidir. Buradaki en önemli nokta, “Bu bir yaklaşılabilir gülümseme türü.” genel etiketlemesi yapmamanızdır. Çünkü farklı bir gülümseme türü sizi geri de itebilir. Bu tarz bir duygusal anlama, dilini bilmediğiniz bir ülkede özellikle işe yarar olabilir. Eğer başkalarıyla konuşma anlamında iletişim kurabilme yetisinden yoksun olduğunuz bir ülkedeyseniz, kişinin yüz ifadelerini taklit etmek size gerçekten de incelikli veriler sunar. Ancak, “Tamam güldü, o halde arkadaş olabiliriz.” de dememelisiniz. Çünkü bunu yapmanın biraz ahmakça bir davranış olacağını da biliyorsunuzdur. Bunun yerine, taklit ettiğiniz gülümsemenin anlamına göre davranışlarınızı ayarlamalısınız.

Peki, yazımızın girişinde alıntıladığımız Poe kısa öyküsündeki gibi, insanlar başkalarını bilinçli bir şekilde taklit etme yeteneklerini geliştirerek, kendi duygusal kavrayışlarını geliştirmeyi öğrenebilir mi?

Poe’dan yaptığımız alıntıda bilinçli yapılan bir eylemden bahsediliyor. Kişi, bunu bilinçli yapmayı deneyebilir, ancak bizler genellikle otomatik ve kasıt içermeyen biçimde yaptığımız için bu durum biraz zor görünüyor. Kendiliğinden olan ve kasıt içeren ifadeler, beynin farklı alanlarının çalışmasını gerektirir, dolayısıyla, bilinçli ve bilinçsiz yapılan taklidin etkileri muhtemelen aynı olmayacaktır.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv