“Homo sapiens” ve Alet Yapımı: İlk Kasaplar

Bugün yaşayan 7.3 milyar insanın hepsi Homo sapiens türüne mensuptur. Türkçe karşılığı düşünen insan olan türümüzün Afrika’dan köklenip göçlerle yayılması yaklaşık 200.000 yıllık bir tarihi kapsamakta..
Görsel: Ninara/Wikimedia Commons

Bugün yaşayan 7.3 milyar insanın hepsi Homo sapiens türüne mensuptur. Türkçe karşılığı düşünen insan olan türümüzün Afrika’dan köklenip göçlerle yayılması yaklaşık 200.000 yıllık bir tarihi kapsamaktadır. Peki ama, Homo cinsinin ilk üyeleri nerede ve nasıl ortaya çıktı? Cinsimizi, evrim ağacının diğer dallarından ayıran şey veya şeyler nelerdir?

Cinsimizin bilinen en eski üyesi olmaya en yakın aday, kalıntıları 1964’te Tanzanya’da bulunan Homo habilistir. Bu türü Australopithecus cinsinin üyelerinden ayıran şey daha büyük vücut ve beyin ile birlikte daha küçük dişlere sahip olması gibi fiziksel özeliklerinin yanı sıra, basit aletleri yapmış ve kullanmış olmasıydı. Aynı alanda bulunan hayvan kalıntılarının üzerinde bulunan kesme ve doğrama izleri Homo habilisin et yiyen ve alet kullanan bir tür olduğuna ve böylelikle Homo cinsine ait bu iki yeni davranışı gösterdiğine işaret ediyordu.

Bu anlatı, 1997’de ve 1999’da Etiyopya’da, yaşları 2.35 ile 2.5 milyon yıl arasında değişen basit taş aletlerin ve üzerinde kesme izleri bulunan hayvan kalıntılarının bulunması Homo habilis aracılığıyla Homo cinsinin kökenini 2.3 ila 2.5 milyon yıl öncesine kadar geriletti.

Ne var ki; 2010 yılında yine Etiyopya’da bulunan 3.5 milyon yaşındaki, üzerinde kesme işlemi izleri bulunan 2 ayrı kemik kalıntısı, et tüketme ve alet yapımı ile ilgili bilgilerimizle çelişir nitelikteydi. Ancak Australopithecuslar taş aletler yapmamış, doğal keskin taşları aynı işlemi gerçekleştirmek için kullanmışlardı. Buna karşılık, Kenya’da bir kazı alanında bulunan taş aletler, alet yapımının başlangıcı ile ilgili tarihi 3.3 milyon yıl öncesine yani daha önce bilinenden 800.000 yıl öncesine kadar geriletmişti. Bununla birlikte 2015 yılında bulunan, 2.8 milyon yaşındaki alt çene kemiği ve diş fosilleri cinsimiz Homo’nun ortaya çıkış tarihini 500.000 yıl geriletti ancak henüz bu kalıntıların bizim cinsimize ait olduğu konusunda uzlaşılmış değil.

İlk kasaplar olduğu düşünülen Homo habilis türüne ait bir kafatası kalıntısı

İlk kasaplar olduğu düşünülen Homo habilis türüne ait bir kafatası kalıntısı. Görsel: Smithsonian’s Human Origins Program

Devamlı bir kasaplık işlemine dair elimizdeki en eski kanıtlar ise, Etiyopya’daki Güney Kanjera kazı alanında bulunuyor. Tam 2 milyon yıllık kalıntılar, ilk insanların bu alana sürekli döndükleri, alet yaparak hayvanları kestiklerine işaret ediyor. Tüm bunların ve daha fazlasının bulunduğu kalabalık bir kalıntı ve bilgi havuzuna göre, en eski taş aletler cinsimizin ilk üyelerinin ortaya çıkışından 500.000 yıl öncesine dayanıyor.

Alet yapımının daha çok besinden yararlanmayı sağladığı bilinmekle birlikte, alet-yapıcılarının hayatını da kolaylaştırarak devam etmelerini sağlamıştır. Özellikle et ve kemik iliği yemek ve bu besinlere ulaşabilmek, cinsimizin diyeti için de yeni yağ, karbonhidrat ve protein kaynaklarına erişmek anlamına geliyordu.

Kenya, Koobi Fora'da keşfedilen 1.5 milyon yıllık antilop (benzeri bir canlıya ait) kemikleri. Üzerlerinde bilinçli olarak uygulanmış kesme işlemi izleri bulunuyor.

Kenya, Koobi Fora’da keşfedilen 1.5 milyon yıllık antilop (benzeri bir canlıya ait) kemikleri. Üzerlerinde bilinçli olarak uygulanmış kesme işlemi izleri bulunuyor. Görsel: Briana Pobiner

Tüm bu faydalara bakıldığında alet yapımının evrime veya Homo cinsinin ortaya çıkışına etkisi acaba düşündüğümüzden daha fazla olabilir miydi? Şempanzeler yemiş kabuklarını kırmak için taşlar kullanması ve hatta daha küçük primatları avlamak için basit ve ahşaptan ok benzeri sopaları fırlatması, evrimimizdeki alet yapımı davranışının köklerine dair fikirler veriyor. Bununla birlikte şempanzeler, kendilerinden daha büyük canlıları avlayıp, yiyecek olarak tüketmiyor. Elimizdeki, üzerinde kesme izleri bulunan kemik kalıntıları, soyu tükenmiş olan zebra ve Afrika antilobu benzeri hayvanlara ait, ki bu hayvanlar da tam tersine Australopithecus cinsine mensup olan dönem canlılarından çok daha büyük vücutlara sahipti.

Bilimciler buldukları ek kalıntılarla, daha öncekilere dayanarak kurdukları hipotezleri test etmektedir. Bu bağlamda, Lomekwi’de bulunan taş aletler ile Dikika’da bulunan kesilmiş kemikler; şu an için bu kalıntılardan yarım milyon yıl daha genç olduğu düşünülen Homo cinsinin alet kullanarak et kesip, kemik kırdıklarına dair elimizdeki en eski kanıtlardır. Belki de, devam etmekte olan araştırmalarla 3 ila 3.5 milyon yıllık çökelti tabakalarında bulunacak olan Homo fosilleri, mevcut hipotezi daha da destekleyecektir. (Bu zaman diliminde Homo fosillerinin bulunmamış olması, pek tabi bu dönemde yaşamamış oldukları anlamına gelmiyor.)

George Washington Üniversitesi’nden Bernard Wood, Homo habilis türünün ne Homo ne de Australopithecus  cinsine dahil edilmemesi gerektiğini düşünüyor. Homo cinsinin evrimine dair literatür şu an için, cinsimizin anatomik, fizyolojik ve davranışsal özelliklerinin tek ve entegre bir paket halinde ortaya çıkmadığını, bunun yerine yaklaşık bir milyon yıl süreyle üç ayrı evrimsel koldan (bazı özellikler daha kısa ve bazıları daha uzun süre almakla beraber) evrimleşerek ortaya çıktığını gösteriyor.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv