HIV Virüsü ile Enfekte Hücreleri Öldürmeye Yardımcı Olan Bir ‘Süper Reseptör’ Seti Keşfedildi

HIV, günümüzde hali hazırda kullanılan tedaviler sayesinde büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalık olsa da, hâlâ virüsü ortadan kaldırılabilecek bir tedaviye sahip değiliz...
Görsel Telif: Vanette Tran

8 Haziran 2018 tarihinde Science Immunology‘de yayımlanan, farklı üniversite ve araştırma merkezlerinden bilim insanlarının bir araya geldiği çalışmada, HIV hastası olan 15 kişi üzerinde araştırmalar yapıldı ve bu hastalarda bağışıklık hücreleri üzerinde bulunan ve HIV’le enfekte olan hücrelerin tanınıp öldürülmesini sağlayan benzersiz bir ‘süper reseptör’ seti keşfedildi.

Monash Üniversitesi’nden Stephanie Gras ve ekibi, ARC İleri Moleküler Görüntüleme Merkezi’nden ve Paris’teki Pasteur Enstitüsü’nden araştırmacıların dahil olduğu bu çalışmada, HIV ile enfekte olduğu halde, ilginç bir şekilde sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip olan on beş hasta incelendi. Herhangi bir tedavi almadan HIV’i kendi immün sistemleriyle kontrol altında tutan, ‘HIV controllers yada elite controllers’ olarak adlandırılan bu hasta grubu, hastalığın tedavisi için büyük bir umut arz ediyor.

HIV nedir, nelere sebep olur?

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü (Human Immunodeficiency Virus -HIV ); vücuda girdikten sonra kişinin immün sistem hücresine saldıran bir virüstür. CD4+ yardımcı T lenfositleri diye adlandırdığımız T hücrelerini enfekte eder. Burada kendi kopyalarını oluşturarak çoğalır ve sonrasında da hücreyi öldürür. Bu sebepten HIV hastalarında CD4+ T lenfositlerinin sayısı gittikçe düşer ve bir süre sonra da kişinin immün sisteminin çökmesine sebep olabilir.

Kişinin immün sisteminin çökmesinin sebebi ise, CD4+ T hücrelerinin, diğer immün sistem hücrelerinin fonksiyon göstermesinde oldukça önemli olmasından kaynaklı. Bu hücrelerdeki bozukluk yada sayılarındaki azalma direkt olarak diğer immün sistem hücrelerini de etkiler. Bu nedenle de CD4+ T hücrelerinin sayısındaki devamlı düşüş, bazı hastalarda Edinsel İmmun Yetmezlik Sendromu (AIDS) dediğimiz duruma neden olabilir. Bu aşamadan sonra, en ufak bir enfeksiyon bile bu hastalar için ölümcül olabilir. Ayrıca hastalarda immün sistemin ortadan kalkması, kansere de açık bir kapı bırakıyor.

Günümüzde hastalara, ömür boyu süren ve her gün alınması gereken anti-retroviral ilaçlar (ART) uygulanarak HIV kontrol altında tutulmaya çalışılır ama buna rağmen CD4+ T hücrelerinin sayısı düşük seviyelerde kalabilir. Yani, her ne kadar ART mortalite riskini azaltsada, virüsü yok etmiyor. Ayrıca tedavi süresince dikkat edilmesi gereken en önemli şey ilacın kesinlikle aksatılmamasıdır. Çünkü her gün alınması gereken bu ilaç eğer aksatılırsa virüs direnç geliştiriyor ve ilaç işe yaramıyor. Bu durumda doktorlar hasta için farklı ilaçları denemeye başlamak durumunda kalabiliyor. Bu nedenle kalıcı bir tedavinin geliştirilmesi oldukça önemlidir.

Araştırma ekibi, bu özel 15 HIV hastasının, CD4+ T hücrelerinin sayısını yüksek düzeylerde tutabildiklerini, düşük düzeylerdeki virüsü bile tespit edip tepki verebildiklerini fark etti. Ayrıca heyecan uyandıran başka bir bilgi de, bu çalışma sonucunda elde edildi. Bunu söylemeden önce, bahsi geçen hücrelerden kısaca bahsetmek gerekiyor.

İmmün sistemin en önemli elemanlarından olan T lenfositleri CD8+ ve CD4+ T lenfositleri olarak 2’ye ayrılır. CD8+ hücreleri, sitotoksik T lenfositleri diye de adlandırılır çünkü temelde enfekte olmuş hücreleri tanıyıp öldürmekle görevlidir. CD4+ hücreleri ise yardımcı T lenfositleri diye adlandırılır ve temelde salgıladığı sitokin dediğimiz özel moleküllerle, lenfositlerde dahil olmak üzere diğer birçok immün sistem hücrelerinin fonksiyonu tetikler, ancak bu hücreler direkt olarak sitotoksik etki göstermezler.

Araştırma ekibi, CD4+ T hücrelerinin bu hastalarda, kendilerini katil hücrelere dönüştürülebildiğini keşfetti. Bu oldukça önemli bir keşif, çünkü daha önce CD4+ T lenfositlerinin böyle bir dönüşüm gerçekleştirebileceği bilinmiyordu.

Ayrıca bu “katil” CD4+ T hücreleri, yüzeylerindeki ‘süper T hücre reseptörlerinin’ ifadesi sayesinde, çok düşük düzeydeki HIV kopyalarını da tanıyabiliyor. Ekip bu reseptörleri incelediklerinde, gruptaki diğer HIV hastalarında da benzer süper reseptörlerin bulunduğunu gördü. Muhtemelen bu süper reseptör hastaların, HIV’i kontrol altında tutmasını sağlıyordu. Bu oldukça şaşırtıcı. Çünkü birbirinden farklı kişilerde tam olarak aynı T hücresi reseptörünü bulma olasılığı, piyangoyu kazanmak gibi son derece düşük bir ihtimaldir.

Araştırmacılar, bu süper T hücresi reseptörünün HIV antijeni ile olan bağlantısını da incelemek istedi ve bunun için Australian Synchrotron adlı dev mikroskop kullanıldı.

Şunu söylemek gerekir ki, reseptörlerin virüsü tanıma olayı özel bir mekanizmadır. T hücresi reseptörleri, İnsan Lökosit Antijeni (HLA) adı verilen, belli başlı hücrelerde bulunan özel bir moleküle bağlanmış virüs veya bakteri fragmanlarını tanıyarak aktifleşebilir.

Bu özel hastalardaki CD4+ T hücreleri, HIV’e ait olan aynı proteini sunan farklı HLA moleküllerini tanıyabilir ve sitotoksik hücrelere dönüşebilirler. Görsel Telif: Vanette Tran

Mikroskopla yapılan gözlemler, bu bağlantıyla ilgili olarak, “katil” CD4+ T hücrelerinin dikkat çekici bir özelliğini daha ortaya çıkardı: Birçok farklı HLA molekülü tarafından sunulan HIV fragmanını tanımlayabilme yetenekleri.

Bu neden önemlidir?

HLA molekülünü oluşturan genler en polimorfik gen olma özelliğindedir. Yani en fazla çeşitlilik gösteren gendir. HLA molekülünü parmak izine benzetebiliriz. Bir popülasyonda birbirinin aynısı olan HLA gen ve moleküle sahip iki insan bulmak mümkün değil, bu nedenle bu hücrelerin farklı HLA molekülünü tanıyabilme yeteneği oldukça önemlidir.

Ekip, bu “katil” CD4+ T hücrelerinin, dünya nüfusunun dörtte biri tarafından paylaşılan HLA molekülleri ile bağlanabilmesinin tedavi geliştirmede önemli bir avantaj sağladığını ve çalışma ilerledikçe bu sayının artacağını umuyor.

En güncel HIV İstatistikleri (Dünya Sağlık Örgütü’nden):

– 2016 yılında dünya genelinde 36,7 milyon HIV hastası vardı.

– Hastaların 34,5 milyonu yetişkin (17,8 milyonu kadın), 2,1 milyonu çocuklardan oluşuyordu.

– Haziran 2017’de hastaların 20.9 milyonu tedaviye erişebiliyordu.

– 2016 yılında 1,8 milyon kişi HIV’e yakalandı.

– 2016 yılında AIDS ile ilgili hastalıklardan 1 milyon insan öldü.

– Salgının başlangıcından beri 76,1 milyon insan HIV ile enfekte oldu.

– Salgınların başlamasından bu yana 35 milyon insan AIDS ile ilgili hastalıklardan yaşamını yitirdi.

HIV’le ilgili aklımızda tutmanız gereken kısa bilgiler:

Virüs, HIV Pozitif kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle ve HIV hastası olan kişiyle yaşanan korunmasız cinsel ilişki ile bulaşabilir. Ayrıca hamileliğinde, HIV/AIDS taşıdığının farkında olmayan anneden, çocuğuna da bulaşır. En sık görülen bulaşma yolu ise, anne sütüdür.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv