Fotosentez Yapmayan ve Çiçek Açmayan Bitki Keşfedildi

Kobe University Graduate School of Science’dan Doç. Kenji Suetsugu, subtropikal (dönence altı) Japon adası Kuroshima’da yeni bir bitki türü keşfetti. Kagoshima ilindeki Kyushu’nun gü..
Görsel Telif:

Kobe University Graduate School of Science’dan Doç. Kenji Suetsugu, subtropikal (dönence altı) Japon adası Kuroshima’da yeni bir bitki türü keşfetti. Kagoshima ilindeki Kyushu’nun güney kıyılarında bulunan bu adada keşfedilen türün adı da Gastrodia kuroshimensis. Araştırmaya ilişkin ayrıntılar ve sonuçlar 14 Ekim 2016 tarihli Phytotaxa‘da yayımlandı.

Fotosentetik olmayan mikorizal bitkiler veya mikoheterotrof bitkiler, hem botanikçilerin hem de mantarbilimcilerin ilgisini uzun süredir üzerine toplamaktaydı. Birçok mikoheterotrof yani mantarcı-yanbeslek bitkinin genel özelliği, ender bulunuyor olmaları ve küçük boyutlu olmalarıdır. Buna ek olarak yine birçok türü ormanların derinliklerinde ve karanlık kısımlarda bulunmaktadır. Ancak çiçek açma veya meyve verme zamanlarında keşfedilebilmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı, insanlık olarak halen mikoheterotrof grubun taksonomisi hakkında çok az bilgiye sahibiz.

Keşfi gerçekleştiren Kenji Suetsugu, Japonya’daki mikoheterotrof bitkilerin sınıflandırılması ve dağılımının dökümente edilmesi çalışmasına dahil olmuştu. 2016 yılının Nisan ayı içinde, mevcut araştırma sırasında Kuroshima adasına yaptığı keşif gezisinde bugüne kadar net biçimde keşfedilmemiş bir mikoheterotrof türe ait neredeyse 100 kadar örnek ile karşılaşan Suetsugu, incelemelere dahil etmek üzere örnekler toplamaya başladı. Bitkinin morfolojik özelliklerinin detaylı bir tetkikini gerçekleştirdikten sonra ise Suetsugu, keşfinin tamamen yeni bir tür olduğunu duyurdu.

Bu bölgenin florası neredeyse baştan sona araştırılmış iken, yeni bir çiçekli türün tanımlanması son derece nadir bir olay olarak değerlendiriliyordu. Ne var ki, G. kuroshimensis bundan çok daha özel bir keşifti; çünkü bu tür hem tamamen mikoheterof yani mantarcı-yanbeslek (besinini fotosentez ile üretmeyen ve üzerinde yaşadığı mantardan alan) hem de bütünüyle kleistogamik (açmayan çiçeklerinden üreyen ve yalnızca böyle üreyen) bir türdü.

Açılmamış bir çiçeğin kendi kendine döllenmesi anlamına gelen kleistogami (İng. cleistogamy) mekanizması ve bu mekanizma ile devam eden üreme biçimi Darwin’in zamanından beri botanikçilerin ilgisini üzerine çekmektedir. Şimdi ise bu süreç, bitki türlerinin belirli bir kısmında görülen çok önemli bir kendini-dölleme mekanizması olarak tanınıyor.

fotosentez-yapmayan-bitki-kesfedildi-bilimfilicomBuna karşın, kleistogamik türlerin birçoğu aynı zamanda kasmogamik (kendi türünden diğer çiçeklerle çapraz üreme veya normal üreme) de üreyebilmektedir. Dolayısıyla kleistogamik çiçekler aslında bir tür riskten kurtulma stratejisi olarak veya başka bir deyişle üreme potansiyelini artıracak bir yöntem olarak dölleyici diğer çiçeklerin bulunmama ve çevresel şartların elverişsiz olma ihtimaline karşı bu mekanizmayı devreye sokmaktadır denilebilir. Ek olarak, kleistogamik çiçekler, ananın tüm gen setleri doğrudan aktarıldığından, zararlı mutasyonlardan korunarak yerel habitatlara adaptasyonu korumaktadırlar. Ama tabi değişken habitatlara uyum konusunda bu durum şanslarını azaltacağından, riski de büyüktür. Değişimlere adaptasyonu sağlayan en uygun mekanizma, farklı bireylerin döllemesi sonucu oluşacak çapraz projenilerin devamında da aynı biçimde üremeye devam etmesidir.

Tamamen kleistogamik olan türlerin evrimi ise bu sebepten dolayı hala gizemini korumaktadır. Çevresel koşullar değişirken, besin piramitlerindeki dengeler değişirken kleistogamik olan türlerin evrimsel olarak nasıl başarılı olduğu ve tür olarak nasıl halen varlıklarını korumakta olduğu soruları da dolayısıyla henüz cevapsızdır. Yine de kasmogamik çiçekler, birçok bitki türün evrimsel başarısını açıklayabilen son derece önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü küçük seviyede de olsa çapraz üreme yapabilen çiçekler (doğası gereği kleistogamik olsalar da) soyağaçlarındaki genom dengesizliğini giderebilmekte, etkili DNA rekombinasyonlarının olmamasının getirdiği negatif sonuçların üstesinden gelebilmekte ve değişen çevre koşullarına uyumu hızlandırabilmektedir.

Dolayısıyla G. kuroshimensis’in keşfi, tamamen kleistogamik üreyen bitkilerin evriminin altında yatan mekanizmanın, evrimsel tarihinin ve ekolojik öneminin incelenmesi için çok faydalı olabilecek bir fırsat doğuruyor.


Kaynak: Kobe University. “Plant discovered that neither photosynthesizes nor blooms.” ScienceDaily. ScienceDaily, 14 October 2016. <www.sciencedaily.com/releases/2016/10/161014092115.htm>.


 

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv