Ellerimiz Nasıl Beş Parmakla Evrimleşti?

Ellerimizin neden tam olarak beş parmaklı olduğunu hiç merak ettiniz mi? Etmediyseniz bile, şu an muhtemelen ediyorsunuzdur. Université de Montréal’den araştırmacılar da bu soruyu merak ettiler ..
Görsel Telif:

Ellerimizin neden tam olarak beş parmaklı olduğunu hiç merak ettiniz mi? Etmediyseniz bile, şu an muhtemelen ediyorsunuzdur. Université de Montréal’den araştırmacılar da bu soruyu merak ettiler ve bu gizemin bir kısmını aydınlığa kavuşturarak, araştırma makalelerini Nature‘da yayımladılar.

Evrim 

Omurgalıların kol ve bacak gibi organlarının balık yüzgeç ve kanatlarında kök bulduğunu uzun yıllardır biliyoruz. Bu uzuvların ve daha özelde omurgalıların parmak yapılarının görünüşüne sebep olan evrim; kabaca, vücut şekillenmesindeki bir değişimin yaşam alanında meydana gelen bir değişimle bağlantılı olduğunu ifade eder. Yani sucul bir çevreden karasal bir çevreye geçiş vücut şekillenmesine de etki etmiştir. Bu evrimin nasıl ortaya çıktığı sorusu ise Charles Darwin‘in çalışmalarına kadar gider.

Ağustos 2016`da, Chicago’daki araştırmacılar; Dr. Neil Shubin ve beraberindeki ekip; yüzgeç ve bizim parmaklarımızın oluşumundan sorumlu iki geni; hoxa13 ve hoxd13, belirlemeyi başardılar. Bu sonuç oldukça heyecan verici çünkü yüzgeçler ve parmaklar arasındaki moleküler bağ açıklığa kavuşmuş oluyor.

Fakat, ne var ki; yüzgeçten, el, kol ve bacak gibi yapılara geçiş; “ol” deyince olacak ya da bir gecede ortaya çıkacak bir değişim değildi. Fosil kayıtları, atalarımızın polidaktil yani beş parmaktan daha fazla uzva sahip olduklarına işaret ediyor. Ve bu da başka bir soruyu gündeme getiriyor: Nasıl bir mekanizma, evrimin mevcut türler arasında pentadaktilliği (beş parmaklılığı) ortaya çıkarmasına olanak tanıdı?

Araştırma ekibinin dikkatinden kaçmayan özellikle de bir gözlemde: Gelişim sırasında, farelerde ve insanlarda hoxa11 ve hoxa13 genleri ayrı uzuv tomurcuğu alanında aktive olurken, balıklarda bu genler gelişen yüzgecin üst üste binen alanında aktifleştiği fark edildi.

Bu farkın öneminin kavranmasına dair denemelerde, araştırmacılar hoxa11 genini balık-tipi çoğaltarak, farelerin bir pençede sayıca yediye varabilen parmak geliştirdiği, bir diğer deyişle atasal duruma dönüş sağlanabildiği gösterildi. Ekip ayrıca, hoxa11 geni için balık tipi ve fare tipi arasındaki geçişten sorumlu DNA dizilimini de belirledi. Araştırmaya göre; böylesi büyük bir morfolojik değişim, yeni genlerin kazanılmasıyla değil basitçe mevcut genlerin etkinliğinin değiştirilmesi sonucu ortaya çıkabiliyor.

Klinik açıdan bakıldığında, bulgular, fetal gelişim sırasında görülen şekil bozukluklarının yalnızca genlerde meydana gelen mutasyonlardan kaynaklı olmadığını, bu durumların aynı zamanda da düzenleyici diziler olarak bilinen DNA dizilimlerindeki mutasyonlardan kaynaklı olabileceği düşüncesini de güçlendirmiş oluyor. Şu anda, teknik açıdan sınırlı olanaklardan kaynaklı, bu tip bir mutasyonu doğrudan hastalarda belirlemek mümkün değil, dolayısıyla hayvan modeller kullanılarak araştırmalar temel düzeyde yürütülebilir.


İleri Okuma:

  • Yacine Kherdjemil, Robert L. Lalonde, Rushikesh Sheth, Annie Dumouchel, Gemma de Martino, Kyriel M. Pineault, Deneen M. Wellik, H. Scott Stadler, Marie-Andrée Akimenko, Marie Kmita. Evolution of Hoxa11 regulation in vertebrates is linked to the pentadactyl state. Nature, 2016; DOI: 10.1038/nature19813
  • <Université de Montréal. “How evolution has equipped our hands with five fingers.” ScienceDaily. ScienceDaily, 5 October 2016. <www.sciencedaily.com/releases/2016/10/161005132654.htm>.

Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (3 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  • Zehra Özdağ 13 Nisan 2017 - 12:17
  • Bir Müslümanım ve evrime inanıyorum.Bütün canlılarla benzerliklerimiz ve farklılıklarımız var sanırım en doğru şey hiçbir şeyi ne tamamen redderek ne de tümüyle kabul etmeden objektif araştırmak.Ol deyince Ol’ma meselesi de tamamen bir Oluş sürecinden ibaret Kuran’ı Kerime sadece meal ve tefsirler gözüyle bakmadan bir Arapça gramer bilgisiyle ancak bazı şeylere biraz(çünkü bilgi bir umman) yaklaşılıyor diye düşünüyorum.Din bilim ve diğer bilim dallarını birbirinden ayırmadığımız sürece insan daha net bakabiliyor yaradılışa.Benim naçizane fikrim de budur.Yazılarınızı keyifle okuyorum, Teşekkürler

  • avni 07 Ekim 2016 - 13:23
  • makale iyi güzelde illa bir şekilde dine lafı dokundurmak zorunda mısınız?
    sizin kafanızda dine inanan bütün insanlar, evrim karşıtı mı?
    yazıyı hevesle açtım ama aynı hevesle okumadım yine teşekkürler

    • Murat 02 Ocak 2017 - 21:13
    • Bence bu duruma farklı açılardan bakılabilir. Ol dedi ve oldu cümlesinde bahsettiği şey belki ilk yaşam formu, belkide ol deme şekli olmanın fiziki bir eylemin başlangıcı olarak tasvir edilmesidir.
      Başlangıca – insanın değil evrenin – ne açıdan bakılıyor bilemiyorum ama bahsedilen cümlenin geçtiği kitap katı bir yaradılış sunuyor mu bilemiyorum. Zira ben de müslüman değilim. Ancak evrenin başlangıcı, Spinoza tarzı bir tanrı anlayışıyla esnetilip bilimle çelişmeden bir arada düşünülebilir.
      popper felsefesinin eleştirisi kesinlikle Evrime vuruyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak istersen
Patreon üzerinden
aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsin.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv