Neden Çok Fazla Dinozor Türü Vardı?

Ortalama her on günde bir, yeni bir dinozor türü tanımlanıyor. Yalnızca bu yıl 31 yeni dinozor türü tanımlaması yapıldı ve muhtemelen de 2016 yılı bitmeden bu sayı artacak1. Elbette ki; ayrı bir tür b..
Görsel Telif:

Ortalama her on günde bir, yeni bir dinozor türü tanımlanıyor. Yalnızca bu yıl 31 yeni dinozor türü tanımlaması yapıldı ve muhtemelen de 2016 yılı bitmeden bu sayı artacak1. Elbette ki; ayrı bir tür bulma işi oldukça zorlu bir iştir. Paleontologlar, doğası gereği tartışmacıdır, bu nedenle de herhangi iki paleontologun belirli bir tür listesi üzerinde uzlaşıya varması neredeyse imkansızdır. Ancak yine de yeni bir tür olduğuna dair üzerinde uzlaşıya varılan oldukça fazla sayıda dinozor türü vardır, ve tahminlere göre bugün binlercesinden 700-800 tanesini bilebiliyoruz. Peki dinozorlar nasıl oldu da bu kadar çeşitlendi?

Öncelikle, kaç adet dinozor türünün olduğuna dair fikir sahibi olmamız gerekiyor. Yapılan bir araştırma, tür-alan etkisini kullanarak dinozorların toplam çeşitliliğine dair tahminler geliştirmeye çalıştı. Tür-alan etkisi, kısaca şöyle tanımlanabilir; eğer ki, Dünya’nın küçük bir bölgesinin ne kadar dinozor türüne ev sahipliği yaptığını bilirsek, dünyanın bütününde ne kadar türün var olduğuna dair bir tahminde bulunabiliriz. Bu hesaplamalar neticesinde, yaklaşık 66 milyon yıl önce Mezoik döneminde sonunda, var olan dinozor çeşitliliğinin –yani hepsinin aynı anda hayatta olduğu zaman diliminde– 600 ila 1000 arası dinozor türünün var olduğu ortaya konuluyor2.

Bu sayı, oldukça makul bir tahmindir. Çünkü, 1 kg’dan daha ağır olan (en küçük dinozor büyüklüğü) yaşayan tüm kara memelilerini sayarsanız ve geçmiş 50.000 yılda yok olmuş türleri de eklerseniz; örneğin, yünlü mamutlar, dev tembel hayvanlar ve dev kangurular gibi, hemen hemen benzer bir sonuca ulaşırsınız.

Ancak, bu sayı aynı anda var olan yaklaşık tür sayısını göstermektedir. Oysa dinozorlar çok çok uzun zaman boyunca hüküm sürdü. Mezoik dönem boyunca, dinozorlar sürekli olarak evrimleşti ve yok oldular. Bazı hızlı ve kaba hesaplamalar yaparak, aynı anda 1000 dinozor türünün hayatta olduğu kabulünden yola çıkar ve her bir milyon yılda türlerin yeni bir türe evrildiğini varsayarsak — ki bu da dinozorların 160 milyon yıllık hükümdarlığında 160 kere olur– sonuç olarak 160.000 türe ulaşırız ve bu da çok fazla sayıda dinozor demektir.

Elbette ki bu sayı çok çok kabaca bir tahmindir. Burada daha pek çok parametre söz konusudur. Örneğin; gezegenimiz kaç farklı türün yaşamını destekleyebilir, ne kadar çabuk evrimleşmiş olabilirler ve ne kadar süre sonra yok oldular vs. gibi parametreler çoğaltılabilir. Ve eğer daha düşük bir sayı, örneğin, 500 türün var olduğunu ve 2 milyon yılda bir evrimleştiğini varsayarsak, 50.000 dinozor türü olduğu sonucuna ulaşırız. Öte yandan, oldukça gür bir bitki örtüsünün olduğu, ılık Mezoik dönemi düşünürsek; aynı anda yaşayan 2000 tür olabileceği ve belki de evrimleşmeleri yarım milyon yıl sürebileceği varsayımı da mantıksız değildir. Bu da bize 500.000 dinozor türü olduğu sonucunu verir. Dolayısıyla, 50.000 ila 500.000 arası bir dinozor türü olduğu –ki burada Mezoik dönem kuşlarını hesaplarımıza dahil etmiyoruz, onları da katarsak bu sayı iki katına çıkabilir– tahmini yapmak en makul olanıdır.

Görsel Kaynak: Shutterstock

Görsel Kaynak: Shutterstock

Öyleyse neden bu kadar çok tür vardır? Bu durum; üç şeyi ortaya çıkarır: Dinozorlar, özelleşmede, bölgesel uyumda ve türleşmede oldukça iyiydi.

Özelleşme

Dinozorlar, oldukça özelleşmiş canlılardı. Farklı nişlerden istifade etme konusunda özelleşmiş olmaları sayesinde, farklı türler birbiriyle mücadele etmeden birlikte var olabildiler. Kuzey Amerika’daki, dev avcı T. rex, et yiyici küçük dinozorlarla birlikte yaşadı. Devasa büyüklükteki, uzun boyunlu saropodlar, eğrelti otu ve çiçeklerle beslenen boynuzlu seratopsianlarla yan yana otladılar. Öte yandan, daha küçük otçullar, balıkçıllar ve böcekçil karınca yiyen dinozor türleri de bir arada yaşadı.

Ve bu nişler içerisinde, daha ileri özelleşmeler de vardı. T. Rex, oldukça büyük ve güçlü çenelere sahipken, oldukça kısa “kollara” sahipti ve son derece iyi zırhlı olmasına rağmen yavaş hareket eden Triseratopları avlamakta neredeyse ustaydı. T. rex‘in kuzeni, Nanotyrannus, küçük boyutlu olmasına rağmen, uzun bacakları sayesinde adeta bir maraton koşucusu gibiydi ve muhtemelen en hızlı takipçilerden biriydi3. Bu özelleşmeler sayesinde; 25 kadar dinozor türü bir habitatta yanyana yaşayabildi.

Bölgesel Uyum

Bölgesel uyum, farklı bölgelerin, farklı dinozor türlerine ev sahipliği yapması anlamına gelir. Moğolistan’ta, çölün ortasından doğru uzanan verimli bir deltada yaşayan, tiranozorlar, ördek gagalı ve devekuşu dinozorları gibi bazı hayvanlar yaşıyordu. Yalnızca birkaç kilometre ötede ise, küçük boynuzlu dinozorlar ve papağan kafalı oviraptorlar, kumlu alanlarda yaşıyordu. Dinozorlar, ayrıca, farklı bölgelere özgü farklılaşmalar da göstermiştir, örneğin; Kuzey Amerika’nın farklı bölgelerinde farklı türler yaşıyordu4. Kıtalar arasındaki farklılaşmalar ise son derece üst boyutlardaydı. Son Kretase döneminde, Kuzey Amerika ve Asya’da tiranozorlar, ördek gagalı dinozorlar ve boynuzlu dinozorlar baskın hale gelmiştir. Fakat, milyonlarca yıl boyunca okyanuslarla ayrılmış olan Afrika ve Güney Amerika’da ise tamamen farklı türler görülmüştür. Tiranozorlar yerine, boynuzlu abelisaurlar, tepedeki avcılarken, ördek gagalı dinozorlar ise baskın otçullardı5,6.

Türleşme

Dinozorlar, olağanüstü bir hızda yeni türlere evrimleştiler. Radyoaktif tarihleme, dinozor fosillerini içeren taşların tarihini hesaplamayı mümkün kıldı ve buradan yola çıkılarak dinozor türlerini ne kadar süre yaşadığı tahminleri geliştirilebildi. Örneğin, Montana’daki Hell Creek Formasyonunu oluşturan kayalar yaklaşık 2 milyon yılı aşkın bir sürede tortullaşmıştır. Bu tabakaların en altında, Triceratops horridus türüyle, en üstünde ise ilkinden evrimleşmiş ikinci bir Triceratops prorsus türüne rastlıyoruz7.

Bu da; bir türün, 1 milyon yıl kadar ya da daha kısa süre boyunca yaşadığını gösterir, ki bu süre de jeolojik anlamda oldukça kısa bir süredir. Diğer oluşumlara ve diğer boynuzlu dinozorlara dair çalışmalar, diğer türlerin de benzer şekilde kısa sürede yaşadıklarını gösteriyor. Kanada’daki Dinozor Parkı’nın verimsiz topraklarında, birincisi, ikincisinin, ikincisi de üçüncüsünün yerini almış ve 2 milyon yılda evrimleşmiş üç farklı dinozor türü gösteren fosiller bulabiliyoruz8. Denizlerdaki, iklimlerdeki, kıtalardaki ve hatta diğer dinozorların evrimindeki kaymalardan kaynaklı dinozorlar hızlıca evrimleştiler. Ve dinozorlar, eğer bu evrimleşmeyi gösteremeseydi, belki daha erken yok olacaktı.

Asla tam olarak ne kadar sayıda dinozorun yaşadığını bilemeyeceğiz. Bir hayvanın fosilleşmesi ve bu fosilin korunması oldukça zorlu ve nadir bir süreçtir ve belki on binlerce, hatta yüz binlerce hayvanı onlara dair herhangi bir veri sahibi olmadan sonsuza kadar kaybettik. Ancak, dikkate değer bir başka önemli ayrıntı ise; dinozor keşfinin geçen her yıl giderek daha da artmasıdır. Ve belki de, bir zamanlar yaşamış bu türlerin birçoğunu henüz onlara ulaşmadan kaybettik bile, fakat ne var ki; geride keşfedilmeyi bekleyen binlercesi var.


Kaynaklar Ve İleri Okuma:
1 Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/2016_in_paleontology#New_taxa_11
2 Bulletin de la Sociéte Géologique de France. http://bsgf.geoscienceworld.org/content/183/6/547
3 Scientific reports. http://www.nature.com/articles/srep19828
4 PLoS One. http://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0012292
5 Woollaston, V. & Beall, A. “‘Fluffy’ meat-eating dinosaur as long as a BUS is identified after its fossil was put in a drawer and forgotten about for years.” http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-3469411/Meat-eating-dinosaur-long-BUS-discovered-fossil-draw-forgotten-about.html
6 Switek, B. “Enormous New Dinosaur as Formidable as Its Namesake Battleship.” http://news.nationalgeographic.com/news/2014/09/140904-giant-sauropod-dinosaur-dreadnoughtus-argentina/
7 Proceedings of the National Academy of Sciences. http://www.pnas.org/content/111/28/10245
8 Palaeogeography, Palaeoclimatology, Palaeoecology. http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0031018212003793
–Longrich, N. “Why were there so many dinosaur species?” https://theconversation.com/why-were-there-so-many-dinosaur-species-67887


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv