Post Author Avatar
Zeynep Senis
Çevirmen/Yazar

Beyaz, neredeyse dünyanın her yerinde saflığı ve ahlâkı; siyah ise hiçliği, yokluğu ve bazen kötülüğü temsil eder. Günümüzde de bu tür dilbilimsel metaforlara sıkça rastlamak mümkündür.

Karanlık zamanlardan sonra bizi aydınlık günlerin beklediğine inanmak isteriz. İşlerimizde kara listeye alınmaktan kaçınırız. Siyah şapkalı hackerlar, kötü bilgisayar korsanları olarak tanımlanırken, beyaz şapkalılar, güçlerini kötülükten çok iyilik için kullanmayı seçerler. Beyaz yalanlar kabul edilebilir olarak kabul edilirken, kayıtlarımızda kara leke olmasını istemeyiz. Resimli kitaplarda iyi insanlar, melekler ve Tanrılar beyaz; kötüler, şeytanlar ve Azrail siyah renk giyer.

Bu metaforlara dair elbette istisnalar bulunur. Örneğin; mali tablolarda “siyah” yerine “kırmızı” olmayı tercih ederiz. Bunun sebebi kırmızının negatif kazançları olan bir işletmeyi, siyahın ise pozitif kazançları olan bir işletmeyi temsil etmesidir. Ancak, bu gibi istisnalara rağmen çoğunlukla siyah-beyaz tasvirleri dikkat çekici derecede tutarlıdır.

Peki, bu tür dilbilimsel metaforlar nasıl oluşur?

Karmaşık Bir Dünyayı Anlamlandırma İhtiyacı

Bilişsel dilbilimciler George Lakoff ve Mark Johnson tarafından ortaya sürülen bir teoriye göre, metaforlar, insanların göremedikleri, tadamadıkları, duyamadıkları, koklayamadıkları veya dokunamadıkları şeyleri anlamalarını sağlayan bilişsel bir araçtır. İnsanların daha basit, daha somut paradigmalar aracılığıyla, zor veya soyut kavramları anlamalarına yardımcı olurlar.

Metaforlar, insanlar fiziksel dünyada deneyim kazandıkça şekillenir. Örneğin, güç kavramı, yükseklik kavramıyla bağlantılıdır, çünkü çocukluğumuzda yetişkinleri daha uzun, dolayısıyla daha güçlü görürüz. Yetişkin olduğumuzda bile, dolaylı olarak yüksekliği güçle ilişkilendirmeye devam ederiz. Üstelik bu öngörümüz sadece yüksek binalar veya yüksek insanlardan ibaret olmaz. Birden fazla çalışmada, araştırmacılar, insanları veya grupları temsil eden sembollerin, bir sayfada diğer sembollerden daha yüksek bir konumda göründükleri takdirde insanlara daha güçlü göründüklerini keşfettiler.

Renklere Anlam Yüklemek



Az önce bahsettiğimiz metaforlara benzer bir şekilde, taze kar ve temiz su beyaz veya şeffaf iken, lekeli su önce kahverengiye sonra siyaha döner. Ayrıca gündüzleri aydınlık ve nispeten güvenli, ancak geceleri karanlık ve daha tehlikelidir. İşte günlük yaşantımızda tüm bunları gözlemlerken, renk ve iyilik arasında kavramsal metaforlar ya da bilinçaltı bağlantıları oluşturmaya başlarız.



Günümüzde yapılan birçok çalışma da bu ilişkinin varlığını ortaya koymaktadır. 



Örneğin bir makalede, psikologlar Brian Meier, Michael Robinson ve Gerald Clore, beyaz rengin dolaylı olarak ahlâkla ve siyah rengin ahlâksızlıkla bağlantılı olarak ilişkilendirildiğini göstermiştir. 



Başka bir çalışmada ise, katılımcılardan kelimeleri olumlu veya olumsuz olarak değerlendirmeleri istenmiştir. Sözcükler, sınıflandırmanın hızını ölçen bir programla bilgisayar ekranında siyah veya beyaz yazı tipiyle gösterildi. Katılımcılar, “aktif”, “bebek”, “temiz” ve “öpücük” gibi görece olumlu anlam taşıyan sözcükleri siyah yerine beyaz renk olarak gösterildiğinde daha hızlı değerlendirdiler. Öte yandan, “çarpık”, “hastalıklı”, “aptal” ve “çirkin” gibi olumsuz anlam ifade eden sözcükleri siyah renkle yazıldıklarında daha hızlı sınıflandırmışlardır.

Irk Faktörü

Renk-iyilik ilişkisi kadar basit bir şey ırksal önyargıyı tetikleyebilir mi? Bu sorunun cevabı ne yazık ki evet.

Implicit Association Tests” ismi verilen, Türkçe’ye “Örtük Çağrışım Testleri” olarak çevrilen testler; sosyal psikolojide, kişinin bilinçaltında yatan ilişkilendirmeleri bulmak ve ölçmek amacıyla kullanılır. Bu testlerden biri de ırksal önyargıyı ölçen bir testtir. Bu testlerde siyah ve beyaz insanların yüzleri ile iyilik arasında bir bağlantı aranır.  Örtük çağrışım testleri siyahilere yönelik önyargıları tespit edebilse de, ten renginin yanı sıra, daha önce barındırılmış olabilecek herhangi bir düşmanlık veya saçtan yüz yapısına kadar görünümdeki diğer farklılıklar da seçimlerde etkili olmaktadır. Yine de, ten rengi ve iyilik ilişkisi açıkça ırksal önyargıda bir faktör olarak kabul edilir.

Peki, günlük konuşmalarımıza çoktan yerleşmiş bu kavramsal metaforlar alt üst edilebilir mi? Ya “melekler” ve kahramanlar siyah, kötü adamlar beyaz giyinmeye başlarsa? Ya da Darth Vader birdenbire karanlık tarafın iyi kalpli bir kahramanı hâline gelirse? Elbette metaforlar katı ve değişmez değildir. Yazdığımız, çizdiğimiz, konuştuğumuz şeylerle bu algıyı bilinçli olarak değiştirmek mümkündür. Zamanla, belki de bu değişim, örtük önyargılarımızdan bazılarını yavaş yavaş aşındırabilir.
Kaynak ve İleri Okuma
Etiket

Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?

Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.

Destek Ol

Yorum Yap (0)

Bunlar da İlginizi Çekebilir