Zihin Kullanma Kılavuzu-5: Yaratıcılık

Harry Potter’ın yaratıcısı J.K. Rowling, bu fikrin ilk olarak oldukça geç kalmış bir trendeyken aklına geldiğini söylüyor. Her ne kadar daha az kâr edici olsa da, hepimiz benzer durumları yaşamı..
Görsel Telif:

Harry Potter’ın yaratıcısı J.K. Rowling, bu fikrin ilk olarak oldukça geç kalmış bir trendeyken aklına geldiğini söylüyor. Her ne kadar daha az kâr edici olsa da, hepimiz benzer durumları yaşamışızdır. “Aha!” tepkisini ortaya çıkaran böylesi anlarda beynimizde genellikle “bir ışık çakar.” Peki bu fikirler nereden gelir? Dahası bu fikirleri akla getirebilmenin bir yolu var mıdır?

Drexel University’den sinirbilimci John Kounios tarafından yürütülen deneylerde, bazılarımızın neden milyonlar kazanan yazarlar olamayışımızın sebebinin; bazı beyinlerin diğerlerine kıyasla yaratıcılığı daha iyi bir biçimde ortaya çıkarıyor olduğunu ortaya koyuyor.

Daha yaratıcı insanlar “aha!” anından önce görsel bilgiyi kapatırken, bu insanlar günlük yaşamdaki diğer uyaranlara kıyasla daha fazla görsel uyaranı beyine almaya yatkındırlar. Bu insanlar, sokakta yürürken, mevcut olan birçok görsel üzerinde çalışma yatkınlığındadır, daha fazla bilgiyi beyinlerine yerleştirme eğilimindedir. Ancak aldıkları bilgi ve sentezler fikrin ortaya çıkmasından yıllar önce bilinçsiz bir işlemenin ürünü de olabilir. Öte taraftan daha analitik düşünen insanlar ise daha çok dikkatleriyle odaklanırlar. Bu insanlar sokakta yürürken, etraflarında ne olup bittiğine dair dikkat kesilirler ve düşüncelere dalıp gitmeme eğilimindedirler.

İnsanların özel olarak bir şey düşünmediği anlarda alınan EEG ölçümleri, mantık yerine sezgilerini kullanan insanların temporal loblarındaki sağ hemisfer aktivitesinin doğal olarak daha yüksek seviyelerde olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, beynin bu karakterinin kalıtsal olabileceğini, ancak daha az yaratıcı ve daha fazla odaklanan bir beyine sahip olsanız bile, beyninizin yaratıcı modunu aktif edebileceğinize dair ipuçlarının olduğunu ileri sürüyor.

Bunlardan ilki de, bilinçaltının çalışabileceği bir şeylerin olması için iyi bir bilgi deposu oluşturma noktasında zemin hazırlanmalıdır. Subliminal öğrenme üzerine yapılan çalışmalar; bilginin herhangi bir bilinçli çaba harcamadan beyine sokulmasının güçlü bir etki oluşturmadığını gösteriyor. Dolayısıyla bütün gerçekler beyinde güvenli bir biçimde depolanana kadar problemin bütün detaylarına yönelik dikkatli bir odaklanmanın gerektiğini söylemeliyiz. Bu aşamada da, odaklanmayı güçlendirecek her şey, —örneğin, biraz kafein— size yardımcı olacaktır.

Bunu hallettikten sonra, artık tamamen rahatlamanızı sağlayacak tamamen farklı bir şey yapın. Örneğin sevimli kedi videoları izleyerek modunuzu yükseltebilirsiniz. Komedi ya da gerilim filmleri izleyen insanlar üzerinde yapılan çalışmalar, insanların rahatlamış ve mutlu bir duygu durum haline sahip oldukları hallerinin gergin hallerine kıyasla yeni fikirler üretmeye daha yatkın olduklarını ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra, beynin yeterli bir odaklanma için fazlasıyla yorgun olduğu anlarda, yeni fikirler düşünmeye çalışmak daha etkilidir. 2011 yılında yapılan bir araştırma, gündüz saatlerinde çalışan insanların en yaratıcı fikirlerini gece saatlerinde bulduğunu, buna karşın geceleri çalışan insanların ise sabaha yakın saatlerde daha yaratıcı fikirler bulduğunu ortaya koyuyor.

Önemli bir teslim tarihi (deadline) yaklaşıyorken, mental yorgunluk hali, mental olarak rahatlamış bir halden daha gerçekçi bir zihin hali olabilir. Fakat, yine de aklınıza bir fikir gelmiyorsa, bir gün daha beklemek iyi bir fikre ulaşmanızı mümkün hale getirebilir. Sağ temporal aktivitenin güçlendirildiği ve soldaki aktivitenin bastırıldığı beyin uyarım çalışmaları, problem çözme oranının %40 oranında arttırılabildiğini gösteriyor.

Bilişsel değişimin nerede meydana geldiğini gösteren nöro-görüntülemeye ve bilişsel değişimin ne zaman ortaya çıktığını gösteren elektrofizyolojik tekniklerin gelişimine kadar, bilim insanları; beynin, yaratıcı kavrayışın ortaya çıktığı seviyeye geçtiğinde tam olarak ne olduğunu gözlemleyemiyorlardı.

Beyin görüntüleme tekniklerinin gelişmediği dönemlerde; araştırmacılar, mental sürecin, yavaş yavaş değiştiğini düşünüyorlardı. Oysa beynimiz daima çalışıyor, bilgiyi alıyor ve işliyor, fakat aydınlanmayı yaratan bilginin değişimi yavaş yavaş gerçekleşmiyor. Bu durum herhangi bir anda ani bir aktivite canlanmasıyla ortaya çıkıyor.

Öte yandan beyinde çözüme dair görüntüleri artırmak isteyen insanlara daha uyku uyumaları önerisinde bulunabiliriz. Uyku anında, hafızanın güçlendirilmesi süreci başlar. Gizli detayların ya da düşünceler arasındaki açık olmayan bağlantıların ortaya çıkarılmasıyla hafızalar yeniden şekillendirilir. Dolayısıyla daha fazla uyku, kavrayışın artmasına sebep olabilir.

Devam edecek…


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv