Y Kromozomunun Çöküşüne Antik Klan Savaşları mı Neden Oldu?

Nature Communications'da yayımlanan araştırmada, bilgisayar modellemesi aracılığıyla Y kromozomundaki bu Neolitik darboğazın erkek soyu klanları arasındaki savaştan kaynaklandığını ileri sürüyor...
Görsel Telif: Wikimedia Commons

Yaklaşık 7000 yıl önce –Neolitik dönemde– insan genetik çeşitliliğinde tuhaf bir şey meydana geldi. Devamındaki 2000 yıl boyunca da Afrika, Avrupa ve Asya’da Y kromozomunun genetik çeşitliliği çöktü.

İnsanlar arasındaki genetik çeşitlilikte görülen düşüşler, modern insanlardaki genetik örüntülere bakıldığında yeni fark edilmiş bir şey değildir. Fakat bu durum genellikle, belki bir felâketin ya da populasyonun küçülmesine neden olan diğer olayların bir sonucu olarak bütün bir populasyonu ve nihayetinde de gen havuzunu etkiler.

Ancak Neolitik dönemde Y-kromozomunda görülen darboğaz, 2015’teki keşfinden bu yana bir bilmecenin parçasıydı. Bunun nedeni yalnızca babadan oğula geçen Y kromozomundaki genler üzerinde gözlemlenmiş olmasıydı, yani populasyonun tamamını değil yalnızca erkekleri etkilemesiydi.

Bu da çevresel bir nedenden ziyade sosyal bir nedene işaret ediyor ve geçmiş 12.000 ile 8.000 yılları arasında insanlar, baba soyuna ait yapılarla daha fazla tarımsal kültüre kaydıkça toplumsal yeniden yapılanmalara neden oldu. Bu açıdan bakınca durumun bununla bir ilgisi olabileceğini söyleyebiliriz. 25 Mayıs’ta (2018) Nature Communications‘da yayımlanan araştırmada, bilgisayar modellemesi aracılığıyla Y kromozomundaki bu Neolitik darboğazın erkek soyu klanları arasındaki savaştan kaynaklandığını ileri sürüyor.

Esasında, genetik çeşitlilikteki bir düşüş populasyonda da illa bir düşüş olacağı anlamına gelmez. Yani yavru üreten erkek havuzunda düşüş görülebilirken, erkek nüfusu tamamen aynı kalabilir.

Bu durum 2015 yılındaki makalenin araştırmacıları tarafından ileri sürülen senaryolardan birisiydi. Biyolojik anlamda bir “en uygunun hayatta kalması” yerine; sağlık ve güç birikimi, sınırlı sayıdaki “sosyal olarak uyum sağlamış” erkek ve oğullarının üreme başarısını arttırmış olabilir.

Mayıs ayında yayımlanan araştırma da bu hipotez üzerine kuruldu. Araştırma ekibi, erkekler kendi klanlarıyla yaşamlarını sürdürmeye devam ederken bir klan içinde kadınların yeni klanlarla evlenmiş olabileceğini belirtiyor. Bu da şu anlama gelebilir; klan içerisindeki Y kromozomu çeşitliliği sınırlı kalabilir. Ancak, bu durum farklı klanlar arasında neden çok küçük çeşitlilik bulunduğunu açıklamıyor. Öte yandan, eğer çatışmalar bütün klanları yok etmişse, bu durum pek çok erkek soyunun ortadan kalmasına yani Y kromozomu çeşitliliğinin azalmasına neden olabilir.

Araştırmada kullanılan bilgisayar modellemesi bu senaryonun olasılığını doğruladı. Simülasyonlar, kadınların serbest takıldığı ancak erkeklerin kendi klanları içerisinde kaldığı erkek soyu klanları arasındaki savaşların, Y kromozomu çeşitliliği üzerinde zamanla güçlü bir etki bıraktığını gösterdi. Bununla birlikte, modellemeler, erkek ve kadınların klanlar arasında serbestçe dolaşmasına müsaade eden sosyal bir yapının, klanlar arasında bir anlaşmazlık bulunsa bile Y kromozomu üzerinde böyle bir etki bırakmadığını ortaya koydu.

Bu hipotez aynı zamanda Avrupa DNA örneklerindeki bir bulguyla da desteklenmektedir – Y kromozomunun geçirdiği darboğaz, erkeklerin yüksek düzeylerde akraba olduğunu gösteren bir özelliktir.

Araştırma makalesinde, Avrupalı post-Neolitik agropastoralist kültürlerdeki erkek gruplarının avcı toplayıcılarla kıyaslandığında nispeten daha az sayıda atadan olduğuna ve bu örgünün özellikle de pastoralistler arasında belirgin olduğuna değiniliyor.

İlginç bir biçimde, söz konusu darboğazın belirginliğinde çeşitlilikler bulunuyordu. Bu darboğaz, Doğu ve Güneydoğu Asya populasyonlarında; Avrupa, Batı ve Güney Asya populasyonlarından daha az belirgindi. Bu durumun muhtemel nedeni de, Avrupa, Batı ve Güney Asya bölgelerinde pastoral kültürler çok daha önemli oluşuydu.

Araştırma ekibi, sosyoloji, biyoloji ve matematiği birleştiren metodolojilerini, akrabalık ilişkilerinin ve kültürel gruplar arasındaki genetik çeşitliliğin siyasal tarihle nasıl bağlantılı olduğunu gözlemlemek için diğer kültürlere uygulama noktasında heyecan duyuyor. Araştırmacılar, insanlığa özgü fenomenler olan politik ve sosyal örgütlenmedeki kültürel değişimlerin genetik çeşitliliğin paternlerine henüz keşfedilmemiş ölçülerde genişletilebileceğini ileri sürüyor.  

Y kromozomunun evrimi. Evrimin erken evrelerinde, iki cinsiyet sadece tek bir, otozomal lokus (siyah kutucukla gösteriliyor) bakımından farklı olmuş olabilir; cinsiyetlerden biri bu lokus bakımından homozigot (dişi) ve diğer cinsiyet (erkek) heterozigot (proto-erkek olarak gösteriliyor) olmuştur. “Erkek-belirleyici allel” sarı renkle gösterilmiştir. Eğer çiftleşme her cinsiyetin bir üyesini gerektiriyorsa, o zaman erkek-belirleyici allel bakımından homozigot olan bireyler ortaya çıkamaz. Bu erken evrede, cinsiyetler arasındaki fizyolojik farklar çok hafiftir; mayadaki iki eşleşme tipini (İng. mating type) ayıranlarla kıyaslanabilirdir. Cinsiyetler-arası durumların oluşumunu önlemek için, erkek-belirleyici lokusun (koyu gölgeleme) içinde ve ertrafında karşılıklı-geçişim (kros-over) baskılanacaktır. Silinmeler ve ters çevrilmeler de dahil olmak üzere mutasyonlar birikecektir ve karşılıklı-geçişimin baskılandığı dejenere bölgenin yavaş yavaş genişlemesine neden olacaktır (Müller’in mandalı); ta ki kromozom aktif, işlevsel genlerinin çoğunu yitirene dek. (Mutasyonlar birikir çünkü karşılıklı-geçişimin baskılanması, onların homozigot formda görülme olasılığını azaltarak, onlara karşı seçilim baskısını düşürür.) Mayozda çiftlenmeye ve karşılıklı-geçişime olanak sağlaması için X kromozomuna homolog olan küçük, aktif bir bölge kalmalıdır (gri bir x ile gösterilmiştir). Bu bölge sanki-otozomal bölgedir (İng. pseudoautosomal region – PAR). Başlangıçta gelecekteki X ile homolog olan otozom (diyagramdaki A), vaşka kromozomlardan translokasyonlar yoluyla bazen kendi kendine evrilir (kırmızı gölgeleme); sonunda ayrı bir X kromozomu oluşturur. Bu X, diğer kromozomlar gibi, evrimsel süreçte farklı aralıklarla yerleşmiş DNA parçalarının bir mozaiğidir. Bazıları antikken, bazıları nispeten yenidir. İnsan X’inde daha yeni gelenler, X inaktivasyonundan kaçan genlerle zenginleştirilmiştir. (Telif: Brockdorff &Turner – Memelilerde Dozaj Telafisi)

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (1 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  • İbrahim MEMİŞ 04 Haziran 2018 - 12:21
  • Belkide Nuh tufanı ile bir ilgisi de olabilir, malum, Tufan olayı Dünya’nın ortak hafızasına ait bir olay!

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv