Karmaşık Dünyada Basit Düşünmek Felakete Götürebilir

Karıncalar basit canlılardır. Basit kurallarla yaşarlar: Eğer bir parça yiyecek görürsen, onu al ve taşı; eğer bir yiyecek yığını görürsen, taşıdığın şeyi oraya bırak. Bu tarz bir basit davranıştan, b..
Görsel Telif: MarcelClemens / Shutterstock

Karıncalar basit canlılardır. Basit kurallarla yaşarlar: Eğer bir parça yiyecek görürsen, onu al ve taşı; eğer bir yiyecek yığını görürsen, taşıdığın şeyi oraya bırak. Bu tarz bir basit davranıştan, bir karınca kolonisi ortaya çıkar.

Biz insanlar da karıncalar gibiyizdir. Bütün karmaşıklığımıza karşın, dünyaya basit biçimlerde tepki veririz. İçerisinde bulunduğumuz dünya son derece karmaşıktır, fakat bu karmaşıklıkla başa çıkma yetimiz sınırlıdır. Karmaşayı görmezden gelmek ya da onu saklamak adına basit çözümler ararız.

Sonuç olarak da eylemlerimizin genellikle istenmeyen yan etkileri oluşur. Bu durum da istenmeyen eğilimler, kazalar ve felâketler ortaya çıkarır. Duyularımız, sürekli olarak beynimizin işleyebileceğinden çok daha fazla veri ile adeta bombardımana maruz kalır. Duyusal sistemlerimiz, bu veri yoğunluğunu filtreleyerek çevremizi anlamlı bir şekilde yorumlamamızı sağlar. Dahası, kısa süreli hafızamızın sınırları, basitleştirme ihtiyacımızı kolaylaştırır. Psikolog George Miller tarafından yapılan bir araştırmada, kısa süreli hafızamızın tek seferde yalnızca birkaç bilgi yığınını işleyebildiği ortaya koyulmuştur (7+-2 kuralı). Örneğin bir dizi rastgele harf verildiğinde, tek seferde muhtemelen bu harflerden yalnızca yedisini hatırlayabilirsiniz; fakat harfler –kelimeler gibi– tanımlanabilir yığınlar halinde verildiğinde çok daha fazla sayıda harfi hatırlayabilirsiniz. Telefon numaralarının özgün olan kısımlarının yedi haneli olması da bu kural çerçevesindedir (0XXX 123 45 67).

Hayatı Basitleştirmek

Beynimiz, karmaşa ile başa çıkmak için önemliyi önemsizden ayırt etme ve gereksiz detayları filtreleme kapasitesine sahiptir. Girdiğiniz yerin dört duvarı, bir zemini ve tavanı olduğunu gördüğünüzde, bir odaya girdiğinizi anlarsınız ve detayları görmezden gelebilirsiniz. İşte bu durum, bilişsel psikolog Jean Piaget tarafından benzer durumlara cevap vermeyi öğrendiğimiz temel bir zihinsel yöntem olarak “şema” şeklinde tanımlanır. Birey olarak, hayatımızdaki karmaşa ile onu gizleyerek ya da görmezden gelerek başa çıkmaya çalışırız. Zihinsel şemalarımız ise bu durumun bir biçimidir. Alışkanlıklarımız ise bir diğeridir. Ayrıca geleneksel yargıları kullanarak karmaşık karar verme durumumuzu basitleştiririz. Bu durum, basit göz kararı hesaplamaları takip etmeyi, güvendiğimiz ya da saygı duyduğumuz bir insanın tavsiyelerini dinlemeyi ve kendimizi ait hissettiğimiz bir grubun ya da topluluğun inanç ve tutumlarını benimsemeyi içerir.

Toplum, karmaşayı idare edebilmenin oldukça fazla sayıda yöntem ve yoluna sahiptir. Örneğin büyük organizasyonlarda hiyerarşik olarak bölünmelere neden olan “böl-yönet” yaklaşımı oldukça yaygın görülen bir yöntemdir. Böylelikle birimlere ayrılarak karmaşanın üstesinden gelme durumu daha basite indirgenmiş olur.

Bir diğer yöntem ise sınırlandırmalardır. Örneğin yasalar, trafik kuralları ve reklam standartları gibi, hepsi de potansiyel olarak zararlı etkileşimlerin ortaya çıkmasını sınırlandırır. Bir ev mimarisi, yaşam alanını yemek, yatak, oturma ve diğer aktiviteler için ayrı odalara böler.

Basitleştirmek Neden Her Zaman İşe Yarar Bir Yol Değildir?

Çevremizdeki dünya beklediğimiz şekilde işlediği sürece sadelik faydalıdır. Ne var ki dünyamız oldukça karmaşıktır. Dahası bizim onu tanımlarken kullandığımız zihinsel modellerden hatta bilimsel modellerden bile çok daha karmaşık olabilir. Özellikle de koşullar değiştiğinde, gözden kaçırılan etkiler bir modelin başarısızlığına neden olabilir: Kişisel eşyalarınızı –mesela anahtarlarınızı– her zamanki yerine koymadığınızda olanları düşünün. Anahtarlarınızın bulunduğu yer değiştiğinde “modellemeniz” çöker ve uzunca bir arayışa girebilirsiniz. Değişen koşullar, aynı zamanda da çoğunlukla kazaların ortaya çıkmasının altındaki nedendir. Havacılığın tarihi, artan güvenliğine rağmen beklenmedik koşulların ortaya çıkmaya devam ettiğini ve felâkete neden olduğunu gösteriyor.

Yeni teknolojiler, genellikle hayatımızı kolaylaştırma üzerine kuruludur; fakat kaçınılmaz olarak da toplum üzerinde yan etkiler oluşturur. Örneğin emekten tasarruf sağlayan cihazların eve girmesi, çekirdek ailenin çöküşü gibi bazı toplumsal değişikliklerin basamaklarını oluşturuyor. Karmaşık problemlere çözüm üretmek için yaşamı başkalarına güvenmeye yönlendirmek basitleştirici bir unsurdur. Bu yüzden de danışmanların, uzmanların veya siyasi liderlerin toplumun sorunlarına cevap verdiklerini varsayıyoruz.

Karmaşıklığı anlama konusundaki yetersizliğimiz, bir duruma yönelik herhangi bir değerli çözümün basit olması gerektiğine inanmamızı sağlamaktadır. Bu tutum, belki de bugün bilime ve bilimsel düşünceye dair geniş bir toplamın görmezden gelme davranışını açıklamaktadır. Çünkü bilim, genel nüfusun anlayabileceğinden çok daha teknik ve karmaşık hale gelmiştir. Dolayısıyla özellikle de bilimin bulguları hoşa gitmeyen bir biçimde olduğunda insanlar genellikle bilimin mesajlarını görmezden geliyor ya da reddediyor. Herhangi bir değişiklik, insan hayatına karmaşa getirir. Bazı insanlar, karmaşık meselelerle karşı karşıya olmak yerine onları reddetmeye doğru yönelirler, dolayısıyla da değişimin olmadığı ve hayatlarının her zaman olduğu gibi devam edebildiği daha basit bir geleceğe inanmayı tercih ederler.

Günümüz dünyası sürekli ve hızlı bir değişim halindedir. Ekonomik ilişkiler, sınıfsal çelişkiler, politik çalkantılar, çevresel tehditler ve yeni teknolojideki patlamalar oldukça karmaşıktır ve toplumsal bir altüst oluş ihtimallerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu açıdan bakınca, ülkemizin son yıllarını, geniş bir toplam açısından basitlik tutkusunun bir yansıması olarak değerlendirmek mümkündür.

Peki, post-gerçeklik ve sahte-bilim çağında, ne yapabilirsiniz?

Her zamankinden daha çok, basit sloganları eleştirmeden ve sorgulamadan takip etme tutumundan kaçınmalısınız. Her şeyden önce karmaşıklığın, şeyler arasındaki bağlantıların zenginliğinden kaynaklandığını aklınızdan çıkarmayın. Daha geniş bağlamı görmezden gelmek, eylemlerin ve fikirlerin yan etkilerini göz önüne almamak bizi tehlikeye atacaktır.


Kaynaklar:

– Miller, J. G. (1962). Information input overload. Self-Organizing Systems, 61-78.
– Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior. “The role of semantic and syntactic constraints in the memorization of English sentences.” http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022537164800529
– Piaget, Jean. The origins of intelligence in children. Vol. 8. No. 5. New York: International Universities Press, 1952.
– Jean Piaget. https://tr.wikipedia.org/wiki/Jean_Piaget
– Review of general psychology.“Confirmation bias: A ubiquitous phenomenon in many guises.” http://psycnet.apa.org/?fa=main.doiLanding&doi=10.1037/1089-2680.2.2.175&gt
– TheConversation. “Simple thinking in a complex world is a recipe for disaster.” https://theconversation.com/simple-thinking-in-a-complex-world-is-a-recipe-for-disaster-69718
– BilimFili.com . “Katı yakıtlar yanarken neden duman çıkartırlar?” https://bilimfili.com/bilimsel-dusunmek-neden-daha-zor-geliyor/


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv