Evrime Giriş-5: Gizli Kod

Merhaba Sevgili Bilimfili okuları. Bugün “Evrime Giriş” başlıklı yazı dizimizin beşinci ve son yazısını sizlerle paylaşıyoruz. Ancak veda etmiyoruz, yazı dizimiz farklı yazar arkadaşlarımı..
Görsel Telif:

Merhaba Sevgili Bilimfili okuları. Bugün “Evrime Giriş” başlıklı yazı dizimizin beşinci ve son yazısını sizlerle paylaşıyoruz. Ancak veda etmiyoruz, yazı dizimiz farklı yazar arkadaşlarımızın katkılarıyla “Evrim Günü” ana başlığı altında ve değişik alt başlıklarla sürmeye devam edecek. Evrimi anlamayı ve anlatmayı bir zorunluluk olarak görmeye devam edeceğiz.

Bugünkü yazımızda “Genetik Kod” konusuna kısaca değineceğiz.


darwin20. Yüzyıl’ın başlamasıyla kalıtımın genetik mekanizması ortaya çıkarılmaya başladı. Bizler bugün; ten rengi, göz rengi, kan gurubu gibi birçok özelliğin DNA’mız ve genlerimiz tarafından belirlendiğini biliyoruz. 20. Yüzyıl’da Ernst Mayr, J.B.S Haldane, Julian Huxley ve Theodosius Dobzhansky gibi evrimsel biyologlar Darwin’in evrim teorisini günümüzün bilgisiyle birleştirerek bugün “modern sentez” olarak tanımlanan evrimsel biyoloji alanını ortaya çıkardılar.

Alel

Birçok gen biri anadan biri babadan olmak üzere yavruya aktarıldı. Bu çeşitliliğe alel diyoruz ve değişik özellikleri kodladıklarını biliyoruz.  Alel; belirli bir özelliği belirleyen genin değişik hallerinden birisidir. Aleller, genlerde aynı karakteristik özelliği kodlayan fakat farklı kodlar taşıdığı için farklı özelliklerin ortaya çıkmasını sağlayan genlerden her biridir. Örneğin; göz rengini belirleyen genin mavi rengi ortaya çıkaran versiyonu ile siyah rengi ortaya çıkaran versiyonundan her biri aleldir. Bir diğer örnek için; A kan grubunu belirleyen bir alel, ve B kan grubunu belirleyen bir alel biraraya geldiğinde birey AB kan grubuna sahip olur.

Bir popülasyonda değişik özelliklerin ya da alellerin görülme sıklığı doğal seçilim ve genetik çeşitliliği rastgele olarak azaltan genetik etkiye bağlı olarak değişiklik gösterir. Bugün, evrim; bir popülasyondaki alel frekansınının (ortaya çıkma sıklığı) zamanla değişimi olarak tanımlanır.

Mutasyon, Gen Aktarımı, Genetik Sürüklenme

Popülasyonlarda yeni özelliklerin ortaya çıkması ise; diğer popülasyonlardan gen aktarımı, genetik sürüklenme ya da mutasyonlar neticesinde görülür.

Popülasyonlar göç alıp göç verebilen birimlerdir. Bir popülasyon içine ve dışına olan göçler, alel frekansları değiştirebilecekleri gibi bir popülasyon içine genetik varyasyonlar da getirirler. Bunun yanında, göçler, popülasyonun gen havuzuna yeni genetik materyal de getirirler. Gen akışı, dağ sıraları, okyanuslar, çöller veya bitki genlerinin akışını engellemiş olan Çin Seddi gibi, insanlar tarafından yapay olarak oluşturulmuş yapılar tarafından engellenebilir.

Genetik sürüklenme; zamanla alel frekansında bazı değişikliklere yol açabilen evrimsel bir süreçtir. Genetik sürüklenme, popülasyon içinde rastgele örnek alımına ve şansa bağlı olarak bir gen varyantının (alel) ortaya çıktığı göreli frekansın değişimidir. Bunun anlamı, popülasyondaki yavru neslin alelleri, ebeveyndeki alellerin rastgele bir örneğidir. Şans ise, belli bir bireyin hayatta kalıp kalmayacağını ve üreyip üremeyeceğinin belirlenmesinde rol oynar. Bir popülasyonun alel frekansı, ortak bir form paylaşan gen alellerin toplam sayısı ile karşılaştırıldığında, bu genlerin kopyalarının bir yüzdesi veya kesir sayısıdır.

Mutasyon; DNA’nın kopyalanması sırasında oluşan hatalar, karsinojenik kimyasallar, virüsler, UV-ışınlar ve radyasyon sebebiyle gen yapısında meydana gelen değişikliklerdir. Mutasyonlar DNA ve RNA gibi genetik materyallerde meydana gelirse kalıtsaldırlar. Çünkü bu durumda DNA’nın sentezlediği enzim veya protein bozulur. Böylelikle de proteinden dolayı canlının yapısı, enzimden dolayı da canlının metabolizması değişebilir.  Ancak doku hücrelerinde meydana gelen mutasyonlar kalıtsal olmadığı için nesilden nesile aktarılmaz. Bu mutasyonlar kalıtsal değildirler çünkü fenotipik yapıda meydana gelmişlerdir, mutasyonların kalıtsal olabilmesi ve nesilden nesile aktarılabilmesi  için eşey hücreleri (üreme hücreleri) ‘nde meydana gelmesi gerekir.

Çoğu mutasyonlar genin görevini etkilemez, diğerleri ise; örneğin kistik fibrozis (genellikle çocuklarda pankreastaki lif dejenerasyonu ve solunum yetmezliği olarak görünen bir hastalık) gibi kalıtsal hastalıklara sebep olan zararlı mutasyonlardır. Nadir olarak da mutasyonlar; örneğin sıtmaya dirençliliği artırma gibi faydalı yeni özelliklerin de ortaya çıkmasına sebep olurlar.

Bir sonraki yazı dizimizde görüşmek üzere.

“Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan… Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan.”

– Charles Robert Darwin

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv