Antik Gökadalardan Gelen Işık Erken Evrenin 40 Yıllık Gizemini Aydınlatıyor

Erken gökadalardan onlarca yıldır parlamayı sürdüren “gizemli ışık”, komşu gökadaların şekillenmesinden sorumlu gaz bulutunun boyutunu ve bileşimini belirlemede yardımcı oluyor. Bu yeni te..
Görsel Telif:

Erken gökadalardan onlarca yıldır parlamayı sürdüren “gizemli ışık”, komşu gökadaların şekillenmesinden sorumlu gaz bulutunun boyutunu ve bileşimini belirlemede yardımcı oluyor. Bu yeni teknik evrenin ilk zamanlarına ışık tutmak için oluşan ilk gökadalardan gelen ışıkları kullanıyor.

Avustralya’da bulunan Swinburne Üniversitesi’nden astrofizikçi Jeff Cooke, Amerikan Astronomi Birliği’nin bu seneki toplantısında şöyle dedi: “Bu gaz bulutları – yıllardır büyüklerini anlamakta zorlansak da – bize gökadanın evrimi hakkında muazzam şeyler söylüyorlar”. Cooke ve Vermont Saint Michael Koleji’nden bir astrofizikçi olan John O’Meara, Samanyolu gibi gökadaları oluşturan gaz bulutlarını aydınlatmak için kullanılan bu yeni tekniğe öncülük ediyorlar. Kullandıkları teknik hakkında Cooke; “Artık tüm gökadaları incelemek ve başından beri olanları öğrenmek için kapsamlı bir örneğimiz var,” diyor.

Yeni Bir Dönem

Büyük Patlama’dan sonra evrene gaz ve toz bulutları yayıldı. Bu bulutlar soğuyunca ve şekillenip kümelendikçe yıldızlar ve en nihayetinde de gökadalar oluştu. Işığın uzayda hareket etmesi zaman aldığından ve astronomlar uzak mesafelerde bulunan gök cisimlerini gözlemlediklerinden, evrenin erken yaşlarında ortaya çıkan nesneleri görmeleri mümkün oluyor. Yani evrenin erken dönemlerinden kalan gaz ve toz bulutlarını, Damped Lyman Alpha System (DLAs) adlı (sistemden alınan ışığın spektrumunda hidrojen alfa çizgilerinin genişlemelerine bakarak sönümlenen ışıktan sistemin erken evreleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan) bir yöntemle 11 milyon yıl(!) önce, Büyük Patlama’dan (ki bunun da 13.8 milyon yıl öncesinde oldu düşünülmektedir) sonraki dönemde ortaya çıkışlarından bu yana başlarından geçenler gözlemlenebilir. Bu bulutların, erken gökadaların (evrenin erken döneminde ortaya çıkan gökadaların) öncüleri oldukları düşünülmektedir.

Cooke ve ekibi Hawaii’deki Keck Gözlemevi ve Güney Avrupa Gözlemevi’nin (ESO) Şili’de bulunan Very Large Telescope aygıtından (evet başka isim bulamamışlar, ancak gerçekten büyük bir teleskop 🙂 ) gelen verileri kullanarak, yeni yöntemleriyle 10 DLAs’i ölçüp, büyüklüğünü ve niteliklerini belirleyerek erken gazları sınıflandırabilmeyi umuyorlar. Ekip, antik bulutların büyüklüğünü ve kimyasını anlamak için, temel oluşturdukları büyük gökadalardan sağlanan önemli ışıkları ele aldı.

Daha önceleri bilim insanları erken galaktik tohumların kimyasını anlamak için evrendeki en parlak şeylerden biri olan kuasarlardan  gelen ışıklardan yararlanırlardı; eğer kuasardan gelen ışık dünyaya ulaşmadan önce belli bir DLA boyunca akıyorsa, buluttaki elementler bu ışığın bir kısmını tutmuş olmalıdır ve bu da onun bileşimine ilişkin bilgi verir. Ancak kuasarlar küçüktürler; 33 ila 330 ışık yılı boyunca yayılan bu devasa bulutların sadece küçük bir kısmına göz atmamıza olanak sağlarlar, ki bu Cooke’a göre erken evrenin esas boyutlarından daha küçüktür.

Eğer gökada, bir üniversite kampüsü kadar olsaydı, kuasar kullanarak onu keşfetmeye çalışmak, onun bir bölgesini lazer kalemiyle aydınlatmak gibi olurdu. Cooke’a göre bir arkaplan gökadanın ışığı kullanarak yapılan bir araştırma 100 milyon kat bir artış sağlardı. “Bu harika,” diyor Cooke; “bu tip nesneleri araştırmak için bu yeni bir dönem.”

Büyük ışık kaynakları sadece bu muazzam bulutları daha derinlemesine araştırmaya olanak sağlamakla kalmayıp; aynı zamanda astronomların bunların ne kadar büyük cisimler olduğunu anlamalarına yardımcı oluyor. Ayrıca gökadalar kuasarlardan daha yaygın. Eğer DLA arkaplan gökadasından daha genişse, astronomlar bulutu araştırmak için diğer gökadaları da kullanabiliyorlar.

Cooke’a göre bu yeni teknik büyük teleskopların yükselişi sayesinde “tam zamanında” ortaya çıkarıldı, çünkü böylece yöntemi hiç olmadığı kadar verimli hale gelmiş oldu. Fakat astronomlar bu tekniği küçük teleskoplarla yaptıkları araştırmalarda da başarıyla uygulayabiliyorlar. Hawaii’deki Thirty Meter Telescope gibi araçlarla, bir sonraki on yıllık periyotlar çevrimiçi olarak ayarlanıp bizimki gibi gökadaların bulutlarını haritalandırarak evrimlerini görme imkanı sağlamaktadır.

Cooke’un söylediğine göre; “Bu artık, yeni bir dönem: 30 metrelik teleskoplar beş yıl içinde çevrimiçi olabilecek. Bu teleskoplarla, bu iş artık sıradan bir hale gelecek. Bunların binlercesine, milyonlarcasına bakabileceksiniz ve çok sayıda gökada üzerinde araştırma yapılabilecek.”

Araştırılan bu gökadaların hızlı artışı gökbilimcilerin, bu gazların evren boyunca nasıl dağılıp gökadaları oluşturduğunun üç boyutlu bir haritasını çıkarmalarına olanak sağlayabilir. “Bu çok güçlü bir teknik, bu konuda çok heyecanlıyız” diyor Cooke. Gerçekten de evrenin üç boyutlu bir haritasının çıkarılması, bilimsel sonuçları bir yana, bizim için muazzam bir görsel şenlik olurdu. Muazzam galaktik evrimi aşağıdaki kısacık bir video da izleyebilirsiniz, aradan geçen zamanı düşünmeyin hiç.


Kaynak: Nola Taylor Redd, Space.com “Light from Ancient Galaxies Illuminates 40-Year Mystery of Early Universe”
< http://www.space.com/31633-early-galaxies-40-year-mystery.html>


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv