“A Plastic Ocean” ve Okyanuslardaki Plastik Kirliliği

Sevgili okur, bu yazı kaleme alınmaya başlayalı yaklaşık 16 dakika oldu ve şu anda Dünya çapında yaklaşık 892.669 kilogram plastik üretildi.
Görsel Telif: A Plastic Ocean Belgeseli, (2016)

Sevgili okur, bu yazı kaleme alınmaya başlayalı yaklaşık 16 dakika oldu ve şu anda Dünya çapında yaklaşık 892.669 kilogram plastik üretildi. 

Artık plastik ambalajlara sarılmış ürünleri satın alırken veya plastik poşetleri çöpe atarken üzerine düşünmek zorunda olduğumuz bir dönemdeyiz. Bu yüzden de okyanuslardaki plastik kirliliğine dikkat çekmek ve bu sorunla nasıl başa çıkabileceğimize dair çözüm önerileri sunmak amacıyla 2016 yılında gösterime giren A Plastic Ocean” (Plastik Okyanus) belgeseli çekildi.

Kendisini birçok belgeselden de tanıdığımız Sir David Attenborough’un “Zamanın en önemli filmlerinden birisi.” dediği A Plastic Ocean (Plastik Okyanus) belgeseli, gazeteci Craig Leeson’ın mavi balina keşfine çıkarken; Sri Lanka yakınlarında, nispeten el değmemiş bir bölgede plastik çöplerini fark etmesiyle başlar. Ardından Criag Leeson yıllarca serbest dalış yapan ve ‘’Denize borcumu geri ödemem gerektiğini hissediyorum.’’ diyen Tanya Streeter ve birçok bilim insanı ile birlikte, 4 yıl boyunca, dünyanın 20 farklı yerine ziyarette bulunurlar. Bu ziyaretleri boyunca okyanuslardaki plastik kirliliğine dair bize çok çarpıcı örnekler sunarlar.

Plastik Kirliliğinin Getirdiği Sonuçlar

Plastik kirliliğinin, nelere mal olduğu belgeselden birkaç örnekle anlatılabilir. Plastik atıklardan en çok etkilenen canlıların, deniz canlıları ve denizden beslenen diğer canlılar olduğu; çevre konusundaki haberlerden neredeyse hepimizin aşina olduğu bir gerçek. Bryde’s Balinası olarak da bilinen bir balina, midesinde bulunan yaklaşık 6 metrekare büyüklüğünde plastik atık yüzünden

hayatını kaybetmişti. Benzer şekilde Sidney’in 600 km Kuzeydoğu’sunda bulunan ve Yelkovan kuşlarının anavatanı olarak bilinen Lord Howe adasındaki kuşlar üzerinde yapılan incelemeler; Yelkovankuşları yavrularının veya yetişkinlerin, midelerinde biriken plastikler yüzünden hayatlarını kaybettiklerini gösteriyor. Bu durumu insanın yemek koşullarına çevirecek olursak; midemizde 6 ila 8 kilogram arasında plastik olmasıyla eşdeğer, bu da 10 pizza büyüklüğünde yemek yememiz demek.

Akdeniz’de çekilmiş mikroplastik görüntüsü. Fotoğraf: Dirk Wahn

Bu örnekler giderek çoğaltılabilir ve olayın ciddiyetini anlatmak adına sayıyla da ifade edebiliriz: Her yıl 8 milyon ton plastik okyanuslara atılıyor ve okyanuslardaki plastiklerin yüzde 80’i karalardan geliyor.

Bazen denizin dibinde veya yüzeyinde gözle gözlemleyemediğimiz ama büyük plastiklerin; güneş ışığı, tuz veya rüzgarlar nedeniyle daha küçük parçalara ayrılmış halleri de mevcut olabilir. Bu tip plastiklere, mikroplastik adı verilir ve Dünya’daki okyanuslarda 5 trilyondan fazla plastik parçası, yani mikroplastik olduğu tahmin ediliyor. Mikroplastikler de diğer plastikler gibi canlıların hayatları için son derece tehlikelidir. Çünkü bu plastiklerin üzerine zehirli maddeler tutunabiliyor. Denizdeki canlılar bazen bu plastikleri tükettiğinde, zamanla midesinde birikebiliyor veya üzerlerindeki zehirli maddeler dokulara kadar yayılabiliyor. Bununla birlikte, besin zinciri aracılığıyla, bu zehirli maddeler diğer canlı türlerine de geçebiliyor. Hatta pek çok deniz canlısını tüketen türümüz de, vücudunda mikroplastiklerle taşınan zehirli maddeleri biriktirebiliyor. Belgeselde de mikroplastiklerden etkilenen fener balıkları ve midyeler gösteriliyor.

Plastiklerle Gelen Çeşitli Zararlı Kimyasallar

Belgeselde üzerinde durulan bir diğer sorun da, plastiklerin büyük çoğunluğunun ftalat (phthalate) veya BPA (Bisphenol A) gibi zararlı kimyasallar içermesidir. Ftalatlar, plastiği daha esnek, şeffaf ve dayanıklı yapmak için kullanılır. Ftalatlar, mikroplastikler sebebiyle denizde yaşayan canlılara da bulaşabilirken, plastiklerin yakılması sonucu çıkan duman vasıtasıyla insanlar da ftalatlara maruz kalabiliyor. Bu ftalatlar, vücut içerisinde hormonları taklit ederek; hormonların hareketini veya üretimini engelleyerek insan vücudunda endokrin bozukluluklara yani vücudun hormon sisteminin normal işleyişinin bozulmasına sebebiyet verebiliyor. Bu nedenle ftalatlar insanlarda büyümenin, metabolizmanın, üreme ve erken gelişimin aksamasına neden olabiliyor.

Bu deniz kuşunda 234 plastik parçası bulundu. En yüksek kayıt 276 idi. Biz insanlar için midemizdeyaklaşık 6-7 kg plastik (10 pizza) bulunmasına eşdeğer. Fotoğraf: A Plastic Ocean (2016).

Sevgili okur, bu yazı yazılmaya başlanalı yaklaşık 50 dakika oldu ve bu süre içerisinde yalnızca ABD’de yaklaşık 2.627.941 kilogram plastik çöpe atıldı.

Diğer taraftan BPA (Bisphenol A) da sert plastiklerin yapısında bulunan ve ftalatlar gibi endokrin bozukluklara sebebiyet verebilen bir kimyasaldır. BPA, vücuda girdiğinde östrojen hormonunu taklit edebilir, bu da üreme sisteminde bozukluklara neden olur. FDA (Food and Drug Administration) gibi bazı kuruluşlar özellikle biberonlar ve emzikler de bulunan BPA hakkında düzenlemeye gitmiş ve BPA içermeyen bebek ürünleri üretilmeye başlanmıştır. Belgeselde de bahsedildiği gibi piyasadaki plastiklerin çoğu BPA içermiyor ancak plastiğin içerisindeki diğer zararlı kimyasallar da BPA gibi aynı etkiye sahip olabiliyor, yani BPA tek dikkat edilmesi gereken kimyasallardan biri değil.

Belgesele konu edilen bir diğer sorun ise, plastik atıklarının oluşturduğu çöp yığınları ve bu yığınların neden olduğu metan gazı.  Gazeteci Craig Leeson, Filipinleri ziyaret ettiğinde, buradaki insanların çöp yığınlarından çıkan metan gazından çeşitli akciğer hastalıklarına yakalandıklarını gözlemliyor.

Plastik Kirliliğine Çözüm Yolları

Şu an günümüzde kullanılan plastiklerin çoğu petrol bazlı olup; polietilen, polivinil klorür, naylonlar gibi çeşitleri içerir. Bu plastiklerin, paketleme olarak kullanılmasının sebebi ise sıcağa, suya ve suda yaşayan mikroorganizmalara karşı dayanıklı olması, ucuz olması, kolay işleme koşulları ve selüloz bazlı paketleme ürünlerine göre daha az enerji gerektiren üretimi ve taşınma koşullarıdır. Gerçek şu ki; günümüzde üretilen plastik ürünlerinin bir kısmı geri dönüştürülebilirken, bir kısmı asla geri dönüştürülemiyor. Belgeselde verilen rakamlara göre, 2016 yılında Dünya genelinde plastik üretiminin 300 milyon tondan fazla olması bekleniyor ve insan nüfusunun 10 milyar olmasının beklendiği 2050 yılında ise plastik üretiminin üçe katlanacağı tahmin ediliyor. Hal böyle iken ve tüm bu olası rakamlar ve kötü sonuçlar ortada iken, biz insanlık olarak Dünya’yı ve gelecek nesilleri kurtarmak adına neler yapmalıyız, çözümler neler olmalı?

Sevgili okur, bu yazı yazılmaya başlanalı yaklaşık 70 dakika oldu ve bu süre içerisinde okyanuslarımıza yaklaşık 1305.340 kilogram plastik daha eklendi.

Günümüzdeki Çözüm Yöntemleri

Dünya’daki plastik sorununu, öncelikle biz insanların tutum ve davranışları düzeltecektir ve geri kalan her şey bundan sonra çözülecektir. Yukarıda da bahsedildiği gibi bazı plastikler geri dönüştürülebilirken bazıları geri dönüştürülemiyor. Geri dönüştürebilen plastikler konusunda 1991 yılında ilk kez Almanya, plastik üreticilerini sattıkları ambalaj ürünlerinin geri dönüşümü veya imhasından sorumlu tutan bir yasa geçirdi. Şu anda da pek çok ülkedeki birçok markette geri dönüşüm üniteleri mevcut ve hatta bazı ülkeler geri dönüşüme katkıları sebebiyle insanlara para dahi ödüyor. Ayrıca David Katz ve Shaun Frankson insanları plastik atıkları toplamaya teşvik etmek ve plastiklerin okyanusa girmesini engellemek amacıyla, Plastic Bank adıyla bir oluşum kurdular. Böylelikle her bir plastik ürün, para birimi olarak değerlendiriliyor ve böylece insanlar plastik atık toplayarak para kazanmış oluyorlar.

Bunun yanı sıra, şeker kabı, çerez paketi gibi normalde geri dönüştürülemeyen, ömrünü tamamlamış plastiklerden de yararlanabilmemizi mümkün hale getiren teknolojiler de bulunuyor. Örneğin; Pyrolysis, maddelerin yüksek sıcaklıklarda ısıl işleme tabi tutularak ayrıştırılması işlemidir. Bu yöntem sayesinde plastikler kullanılabilir dizele dönüştürebiliyor. Bir makine günde 20 ton kadar plastik işleyebiliyor ve bu da 18.000 litre dizele karşılık denk geliyor.

Öte yandan, kendimiz de bireysel çözümler bulabilir, plastik atık sorununu çözmeye çalışırken bu çözümleri yaşam biçimimiz haline getirebiliriz. Tek kullanımlık plastik şişe, poşet gibi plastikleri kullanmayı azaltmak; tek kullanımlık yerine, uzun ömürlü plastik kullanımı tercih etmek veya kentsel atıkların büyük çoğunluğunu oluşturan yemekler için kullanılan plastik ambalajların kullanımını azaltmak gibi kişisel çözüm yöntemlerine gidilebilir. Ayrıca ülkelerde plastikleri geri dönüştürmek için altyapılar buna göre hazırlanabilir. Bu hususta ABD’nin Teksas eyaletinde bulunan Austin şehri, plastik poşeti yasaklayan ilk şehir olurken, Rwanda gibi bazı ülkelerde de plastik poşet kullanımı yasaklandı.

Yakın zamanda Almanya’da kıyıya vuran bir grup ispermeçet balinası açlıktan ölüyordu – mideleri plastikle doluydu. Fotoğraf: Christian Charisius

Gelecekteki Olası Çözüm Yöntemleri

Yukarıda sunulan bazı çözüm yolları dışında, yakın gelecekte farklı çözüm yolları da hayatımıza girebilir. Plastikler, mikroorganizmalara karşı dirençli bir yapı gösterirler, yani sindirilemezler çünkü evrimsel süreçte sentetik büyük molekülleri parçalayacak enzimler canlılarda evrimleşmemiştir. Bu yüzden biyolojik olarak parçalanabilen (biodegradable) plastikler üretmek plastiklerin doğada birikmesini engelleyebilir. Bu biyo-plastikler hem petrolden hem de yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilebilir. Ancak yenilebilir enerji kaynaklarından üretilen karbon emisyonunu arttırmamak açısından diğeri daha avantajlıdır.

Yukarıda bahsedilen bazı sentetik polimerler yerine; bazı bakteri, arke veya prokaryotlarda üretilen polyhydroxyalkanoates (PHA) veya onun özel bir formu olan poly- β- hydroxybutyrate (PHB), tamamen çözülebilir; sentetik olmayan moleküllerdendir. Günümüzde bu maddelerin ticareti yapılmasa da, belki yakın gelecekte kullanılmaya başlanacaktır. Aynı zamanda laboratuvar ortamında, bitkilerin genetiği değiştirilerek PHB molekülü üretilmiş başarılı deneyler var, ancak bunların üretimin yapılabilmesi için daha gelişmiş çalışmalara ihtiyaç duyuyoruz.

Bir diğer yöntem de, günümüzde kullanılan sentetik plastiklerin içerisine, doğada çözülebilen selüloz, kitin, nişasta gibi moleküller karıştırılarak plastiklerin doğadaki çözünme süresini kısaltabiliriz. Ancak bu yöntemde de üretilen plastiklerin sentetik kısımları doğada uzun süre kalacağı için hala tam çözüm olamayacaktır. Öte yandan yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre Idionella sakaiensis adlı bakteri türünde PETase ismi verilen bir enzim keşfedildi. Bu enzim bazı sentetik plastiklerin içerisinde bulunan polethylene terepthalate (PET)  molekülünün sindirimine yardımcı olabilir ve gelecekte plastiklerin geri dönüşümü için farklı bir yol açabilir.

Dünya’yı daha yaşabilir hale getirmek ve gelecek nesillere daha güzel bir Dünya bırakmak için harekete geçmek için hâlâ geç kalmış sayılmayız. A Plastic Ocean’dan bir cümle ile bitirelim: “Umursamak bilmekle, değişim ise umursamakla başlar.” 

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv