Yeni Araştırma: Okulda Mutlu Olmadıkları İçin Çocukları Suçlamayın!

Sınıf ortamında öğrencilerdeki motivasyon eksikliğinin öğrenmeyi olumsuz etkilediği bir gerçeklik olarak birçok eğitimcinin karşısında çözülmesi gereken bir sorun olarak durur. Bir eğitimci olarak her..
Görsel Telif:

Sınıf ortamında öğrencilerdeki motivasyon eksikliğinin öğrenmeyi olumsuz etkilediği bir gerçeklik olarak birçok eğitimcinin karşısında çözülmesi gereken bir sorun olarak durur. Bir eğitimci olarak her çocuğun öğrenme motivasyonunun bir şekilde –ama mutlaka– artırılabileceği düşüncesindeyim. Yapılan bu yeni araştırma; özellikle de eğitimcilerin öğrencilere bakışını önemli oranda etkileyeceğe benziyor.

Çocuklar okulda olmaktan mutlu değillerse, yeni bir araştırma; genlerinin bu denklemin bir parçası olduğunu ileri sürüyor. 6 ülkeden 13.000’den fazla ikizin yer aldığı çalışmada, çocukların öğrenme motivasyonları arasındaki farkların %40-50 si ebeveynlerinden kalıtılan genetik materyalleriyle açıklanabileceği bulgusuna ulaştı.

Öncesinde, ikizlerin bulunduğu çevrenin –aile ve öğretmenler gibi– genetikten daha etkin bir faktör olduğunu düşünen makalenin yazarlarından Stephen Petrill araştırma sonuçlarını görünce şaşkına uğradı.

Buna karşın, kalıtım ve ortak olmayan çevre şartları öğrenme motivasyonu üzerindeki en büyük etkiye sahip, hatta ortak çevrenin ihmal edilebilecek kadar az bir etkiye sahip olduğu görüldü.

The Ohio State University ‘den psikoloji profesörü Petrill; farklı eğitim sistemlerine ve farklı kültürlere sahip bu farklı ülkeler arasında oldukça tutarlı sonuçlar elde ettiklerini söylüyor.

Sonuçlar güçlü bir şekilde şunu gösteriyor; sınıfta motive (öğrenmeye motive) bir halde olmayan öğrenciler için, otomatik olarak aileleri, öğretmenleri ve çocukların kendisini suçlamadan önce iki kez düşünmeliyiz.

Personality and Individual Differences Temmuz 2015 sayısında yayımlanacak araştırma sonuçlarında, araştırmacılar:
“İnsanların genetik olarak kişisel farklılıklarının motivasyon üzerinde büyük etkiye sahip olduğu sonucuna ulaştık. Bu demek değil ki; öğrencileri teşvik etmeyi ya da cesaretlendirmeyi denemeyeceğiz, fakat öğrencilerin farklı oldukları gerçekliği ile uğraşmalıyız” diyorlar.

Çalışma, İngiltere, Kanada, Japonya, Almanya, Rusya ve ABD’de 9-16 yaş arasındaki ikizlerin yer aldığı ayrı çalışmaları içeriyor. Araştırma metodolojisi ve soruları her ülke için farklı, ancak hepsinde de aynı konseptler ölçüldü.

Ülkelerin hepsinde, öğrenciler, çeşitli akademik aktivitelerde ne kadar eğlendiklerini ölçmek üzere tasarlanmış bir ölçeği tamamladılar. Örneğin, Almanya’da, öğrenciler, okuma, yazma ve konuşmayı ne kadar sevdiklerini derecelendirdiler.

Aynı zamanda bütün öğrencilerden okuldaki farklı konularda kendi yeteneklerini derecelendirmeleri istendi. Örneğin; ABD’de öğrencilerden “Biliyorum ki, gelecek yıl okumada daha başarılı olacağım” tarzındaki cümleleri ne kadar onayladıklarına dair bir derecelendirme yapmaları istendi.

Araştırmacılar çift yumurta ikizlerinin (genetik materyallerini yarısı aynıdır) sorulara verdikleri yanıtların birbirlerine olan yakınlığını tek yumurta ikizlerinin (genetik materyallerini tamamı aynıdır) yanıtlarıyla karşılaştırdılar. Buna bağlı olarak, tek yumurta ikizlerinin, çift yumurta ikizlerine kıyasla daha yakın cevaplar verdikleri görüldü. Bu durum da genetik etkinin ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyordu.

Ve dahası, bu durumun şaşırtıcı bir şekilde, bu 6 ülkedeki çalışmaya katılan bütün çocuklarda benzer olmasıydı. Ortalama olarak, ikizler arasındaki motivasyon farklılıklarının %40-50si genetik ile açıklanabilir. Yaklaşık olarak aynı yüzde; ikizlerin ortak olmayan çevreleriyle –örneğin, ikizlerden birisinin sahip olduğu ancak diğerinin sahip olmadığı, farklı ebeveyn ya da öğretmen–  açıklanabilir. Yalnızca yaklaşık %3 ‘lük bir kısım aynı çevreyi paylaşmak –örneğin; aynı aile deneyimi– ile açıklanabilir.

Petrill; kişisel farklılıkların çoğu genetik bir bileşene sahiptir, ancak neredeyse aynı olmayan bir çevreyi paylaşma bileşenine sahip olunması beklenmeyen bir durumdu ve bu durum bu 6 ülkede de tutarlılığa sahip diyor.

Sonuçlar; çocukların öğrenmekten ne kadar zevk aldıklarından sorumlu bir genin olduğu anlamına gelmiyor. Fakat, bulgular; çocukların öğrenme motivasyonlarını etkileyen; birçok geni ve gen-çevre etkileşimini içeren karmaşık bir süreci ortaya koyuyor.

Petrill:
“Elbetteki sınıf ortamında öğrencileri motive etmeli ve onları cesaretlendirmeliyiz. Ancak araştırmanın bulguları, bu cesaretlendirme ve motive etme mekanizmalarının bizim daha önceki düşündüklerimizden biraz daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor” diyor.


Araştırma Referansı: Yulia Kovas, Gabrielle Garon-Carrier, Michel Boivin, Stephen A. Petrill, Robert Plomin, Sergey B. Malykh, Frank Spinath, Kou Murayama, Juko Ando, Olga Y. Bogdanova, Mara Brendgen, Ginette Dionne, Nadine Forget-Dubois, Eduard V. Galajinsky, Juliana Gottschling, Frédéric Guay, Jean-Pascal Lemelin, Jessica A.R. Logan, Shinji Yamagata, Chizuru Shikishima, Birgit Spinath, Lee A. Thompson, Tatiana N. Tikhomirova, Maria G. Tosto, Richard Tremblay, Frank Vitaro. Why children differ in motivation to learn: Insights from over 13,000 twins from 6 countries. Personality and Individual Differences, 2015; 80: 51 DOI:10.1016/j.paid.2015.02.006

Kaynak: Jeff Grabmeier, “Don’t blame kids if they do not enjoy school, study suggests”, http://news.osu.edu/news/2015/04/08/genetic-motivation/

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv