Üzgünüz, Bilim Kedi Sevmeyenlerin Yanında Değil

Bazı insanlar kedileri sevmez. Bu normaldir. Bazı insanlar da pizza sevmez veya köpekleri veya Harry Potter’ı. Fakat bazı kedi sevmeyenler, kedileri kabullenmemekle tatmin olmazlar. Geri kalanım..
Görsel Telif:

Bazı insanlar kedileri sevmez. Bu normaldir. Bazı insanlar da pizza sevmez veya köpekleri veya Harry Potter’ı. Fakat bazı kedi sevmeyenler, kedileri kabullenmemekle tatmin olmazlar. Geri kalanımızı kendileriyle birlikte aşağı doğru çekmeleri lazımdır. Kedi dövmenin hastalıklı yer altı dünyasını deştiğiniz zaman fark edeceğiniz ilk şey, bunun eski bir hobi olduğudur. Kedilerden nefret edenler izlerini yüzyıllar boyunca şiir, edebiyat ve sanat üzerinde bırakmışlardır. Kedi araştırmacısı John Bradshaw şöyle diyor: “Bir grup içinde her zaman ayağa kalkıp kedilerin soğuk, çıkarcı küçük şeytanlar olduğunu söyleyecek biri olacaktır.

1922 tarihli evcil kedinin kültürel tarihi kitabı The Tiger in the House‘da Carl Vah Vechten şöyle belirtiyor: “Birisinin filler, papağanlar, H. G. Wells, İsveç, kızarmış et, Puccini ve hatta Mormonizm hakkında kendi halinde ilgisiz bir tutum takınmaya hakkı vardır, fakat iş kedilere gelince görünüyor ki katı bir duruş almak gerekiyor… Kedilerden nefret edenler bence, hayvanlar aleminde sadece yılanların eşit bir dereceye neden olabileceği derin bir nefretle nefret ediyorlar.

Vox’dan Joseph Stromberg, kedi türlerini sevmeyenlerden sadece en yenisi. Felis catus‘ların sözümona kötülükleri üzerine geçen hafta yayınlanan 28 paragraflık denemesi, okuyuculara kedilerin “bencil, duygusuz, çevreye zararlı yaratıklar” olduğunu söylüyor.

İddiası dört basit noktaya ayrılıyor: “Kediniz muhtemelen sizi sevmiyor.”, “Kediniz size gerçekten düşkünlük göstermiyor.”, “Kediler bir çevre felaketidir.”, “Kediniz sizi delirtiyor olabilir.”

Bradshaw ise bu konuda daha farklı düşünüyor. Bradshaw uluslararası ölçekte tanınmış bir kedi ve köpek araştırmacısı, ve kedi dayağının “bilimi” hakkındaki  Cat Sense (Kedi Duygusu) dahil, evcil hayvan sahipliği üzerinde çeşitli kitapların yazarıdır.

Kediler İnsanları Umursamıyor mu?

Shutterstock ©Alena Haurylik

Shutterstock ©Alena Haurylik

Nefretçiler, kedilerin insanları gerçekten umursamadığına inanmanızı isterler. Stromberg; Londra Üniversitesi’ndeki Daniel Mills ve diğer araştırmacılar tarafından yürütülmüş, kedilerin alışılmamış durumlarda rehberlik için insanlara başvurmadığını gösteren bir dizi çalışmaya dikkat çekiyor. Köpeğinizi (veya çocuğunuzu) daha önce görmediği bir yere bırakırsanız, muhtemelen koşarak size geri döneceklerdir. Kedilerin kendi tercihlerine göre bölgeyi keşfetmesi daha muhtemeldir. Bir yabancının ayrılmasına kıyasla, köpekler sahipleri ayrıldığı zaman daha fazla rahatsız olur. Sahipleri geri döndüğü zaman da onlarla daha çok etkileşimde bulunurlar. Buna zıt olarak, Mills’in kedi deneyleri aynı sonuca varmıyor (bu çalışma hâlâ devam ediyor ve henüz yayımlanmadı, fakat geçen sene bir BBC özel yayınında bulguları yayımlandı). Her şeyi hesaba katarsak, kediler, sahipleri hem yanlarından ayrıldığı zaman hem de döndüğü zaman ilgisiz görünüyorlar. Bu arada, bir çift Japon araştırmacı tarafından yürütülen diğer deneyler, çoğu kedi sahibi tarafından zaten bilinen bir gerçeğin delillerini sağladı: kedileri çağırdığınız zaman sizi duyabiliyorlar, fakat gerçekten umursamıyorlar. Geçen sene yayımlanan bir çalışmada detaylandırıldığı üzere, araştırmacılar 20 tane kedi üzerinde çalışma yürüttüler. Araştırmacılar her kediye ayrı ayrı, üç farklı insanın isimleriyle seslenirken kaydedilmiş sesleri dinlettiler. Kedilere dinletilen seslerden ikisi yabancıydı ve biri sahiplerinin sesiydi.

Sırasına bakmadan, kediler sahiplerinin sesini duydukları zaman sürekli farklı tepki verdi (hangi sesin sahibe ait olduğunu bilmeyen bağımsız değerlendiriciler tarafından, kulak ve kafa hareketleri göz önüne alınarak belirlendi.) Yine de, sanki kişiyi görmekle ilgilenirlermiş gibi, hiçbirisi konuşana miyavlamadı veya fiilen yanaşmadı.

Bradshaw bu yorumlamanın, araştırma sınırlı olmasına rağmen, çok fazla bilgi sağladığını belirtiyor. “Bu araştırma kediler hakkındaki bir durumu gösteriyor, fakat size kedilerin sevgi gösteren canlılar olmadığını göstermiyor” diyor. Bradshaw’ın belirttiğine göre; köpekler, “neredeyse takıntı biçiminde” insanlara bağımlı olacak şekilde evrimleştiler. Alışılmadık durumlarda, köpekler sahiplerine, küçük çocukların ebeveynlerine baktığı gibi güvenilirlik ve rehberlik kaynakları olarak bakıyorlar. Diğer taraftan kediler ise, “kendi başlarının çaresine bakmayı tercih ediyorlar.”

Alışılmadık bir durumda sizin tarafınıza doğru koşmayı beceremeyen bir canlının soğuk ve duygusuz bir kalbe sahip olması gerekmez. Bazı çiftler partilerde görünürler ve bütün süre boyunca el ele tutuşurlar, çoğunlukla birbiriyle konuşurlar. Bazıları geldikleri zaman ayrılırlar, yeni insanlarla tanışırlar ve onlara katılırlar. Fakat parti bittiği zaman yine birlikte kalkarlar. Yani, kediniz bir kaşif ve bir katılımcıdır.

Kediniz Gerçekten Sevgi Gösteriyor

Travis Modisette via Flickr, CC BY 2.0

Travis Modisette via Flickr, CC BY 2.0

Kedi düşmanları, insanlar ve kedileri arasındaki duygusal ilişkilere bir şüphe tohumu ektikten sonra, insan-kedi sevgisini fiziksel ifadelerinin arasına sıkıştırmaya çalışıyorlar. Stromberg’a göre:

‘’Pek çok kedi… kişi bir odaya girdiği zaman sahiplerinin (veya başka bir insanın) ayağına sürtünecektir. Bunu bir sevgi işareti olarak yorumlamak doğaldır. Fakat çoğu araştırmacı bunu, kedi tarafından yapılan, bir bölge işaretleme yolu olarak kendi kokusunu yayma girişimi olarak yorumluyor. Yarı-vahşi kedilerde yapılan gözlemlerin gösterdiği üzere ağaçlara veya diğer nesnelere, çoğunlukla, tamı tamına aynı şekilde sürtünüyorlar, bu sayede tenlerinden doğal bir şekilde ortaya çıkan feromon içeren salgıları bırakıyorlar.’’

Diğer bir deyişle, sahiplerine bol bol koku harcayan, onların yanına kıvrılan ve onlara sürtünen kedilerin davranışı; bacağını kaldırıp yangın söndürme musluğunun her tarafına çiş yapan bir köpeğin davranışının tam olarak kedi karşılığıdır.

Bradshaw bu kavramın yanlış anlaşıldığını belirtiyor: “Yüzeysel olarak, (insanlara sürtünmek) koku işaretlemesi gibi görünüyor,” diyor, fakat “bir kedinin kuyruğunu kaldırıp yan taraflarını başka bir kedi veya bir insana sürttüğü zaman oluşan görüntü, sosyal bir eylemdirŞefkatli ve samimi her ilişki gibi, (kedi sarılması) iki yönlü bir durumdur.

Bazı araştırmacılar, davranışın köklerinin vahşi kedi sürüleri için bir “kabile kokusu” oluşturmakta yattığını ileri sürüyor, fakat henüz bu durum kanıtlarla desteklenmiş değil. Bradshaw’a göre önemli olan şey, canlılar arasındaki etkileşim. Kalkmış kuyruk, iyi niyetin bir işaretidir. İki kedi birbirini iyi tanıdığı zaman, koku bezi içermeyen yan tarafları da dahil, tüm vücutlarını birbirlerine sürteceklerdir. Ardından çoğu kez beraber uzanırlar ve mırlarlar. Kediler aynı şeyi sahipleri ile de yaparlar. Bu davranışın, vahşi bir kedinin yüzünü ağaç kabuğuna sürtmesinden daha derin olmadığını iddia etmek, insanların el sıkışmasının çoğunlukla gizli silahları kontrol etmek amacıyla olduğunu söylemek gibidir.

2013’te yapılan bir çalışmanın önermesine göre; kediler insanların onları okşamasından nefret ediyor. Araştırmada, aslında kedilerin aşırı sevildiği zaman kan dolaşımlarına stres hormonları pompaladıklarını belirtiliyor. Fakat, Bradshaw araştırmanın Brezilya’da yürütüldüğüne dikkat çekiyor. Bu ülkede ev kedileri, küçük köpeklerden çok daha az yaygın. Köpekleri itip kakmaya alışkın evcil hayvan sahiplerinin, kedilere hoşlanmadıkları şekilde davranıyor olabileceklerini düşünüyor. Çalışma için yakalanan ve toplanan kediler basit bir insan dokunuşuna değil, uzun bir nahoş etkileşim geçmişine tepki veriyordu.

Her samimi şefkatli bağ gibi, (kedi kucaklaması) iki yönlüdür. Köpekler daha kaba davranışa katlanabilir. Köpeğin zincir tasmasını asılırsanız, köpek kendini toparlayacaktır. Kediler ise hoşçakal der.

Kediniz Vahşi Yaşamı Tehdit Etmek İçin Fazla Acemi

Shutterstock ©Rita Kochmarjova

Shutterstock ©Rita Kochmarjova

Belki de kedilere karşı en fazla yapılan itham, yerel ekosistemleri bozabilen doğal katiller olduklarıdır. Stromberg bir kez daha sinsice gülerek saldırıyor: ABD’de, evcil kediler saldırgan bir türdür, Asya kökenlidirler. Ve araştırmanın gösterdiğine göre, kediler iyi besleniyor olsalar bile ne zaman dışarı bırakılsalar, etobur etkinliği vahşi kuş ve küçük memeli nüfusunda tahrip edici bir etkiye sahiptir.

Peki, çevre bilincine sahip bir kedi sever ne yapmalı? Bradshaw endişeye gerek olmadığını söylüyor. Bilindiği gibi, kediniz vahşi yaşamda veya bir çiftlikte doğmadığı müddetçe, muhtemelen beceriksiz bir avcıdır. Kuşlar ve kemirgenler, onun hantal ve göstere göstere yaklaşmasından paçayı kurtarırlar.

Bradshaw, kedilerin öldürmeyi annelerinden öğrendiklerini söylüyor. Vahşi doğada, yavru bir kedi hayatının ilk sekiz haftasındaki çoğu avlanmada annesini izler. Annesi yavrusuna, ava gizlice yaklaşma ve öldürücü kesinlikte saldırma becerilerini öğretir. Fakat, evde veya hayvan yetiştiricisinde doğmuş ev kedileri bu önemli dersi kaçırırlar. Bunun yerine yavru kediler ilk sekiz haftalarını pamuk yumakları ve iplik parçaları üzerinde miyavlayarak geçirirler. Kedinize ilk iki ay savaş sanatını öğretmediğiniz müddetçe (bu dönem kedi gelişiminde çok önemlidir), muhtemelen canlı bir ava karşı neredeyse hiçbir şey yapamayacaktır (tabiki bazen şansı yaver gidebilir).

Bradshaw: ”Belli ki avı sinsice izlemenin bazı derin atasal anıları var, fakat bir kedinin kendisi genellikle çok iyi bir avcı değildir.” Bradshaw’ın belirttiğine göre yerel bölge hayvanlarının av olduğu kedilerin neredeyse tamamını vahşi kediler oluşturuyor.

Kedilerin doğal yaşama etkilerinden dolayı yapılan, Avustralya’daki 24 saatlik kedi sokağa çıkma yasağı deneyleri, en düşük etkilerle sonuçlandı. Fakat, yine de, ASPCA kedilerin ömrünü uzatmak için ev içinde tutmayı öneriyor. O halde muhtemelen bu iyi bir fikir. Ayrıca, doğal olarak, kısırlaştırılmış ev kedileri, asla vahşi yaşamı tehlikeye sokacak vahşi kedi yavruları doğuramıyor. Eğer gerçekten çevre için doğru olan şeyi yapmak istiyorsanız diyor Bradshaw, kediler köpeklerden çok daha iyidir.

Pekala, Kediniz Size Düşüncelerinizi Yöneten Bir Parazit Bulaştırabilir

Stromberg kedi sevgisi hakkında yanılıyor, fakat kedi dışkısında bulunan korkutucu beyin-kontrol eden parazitler hakkında haklı olma ihtimali var. Şimdi, Bradshaw bile kedinizi savunamaz.

Ortada Toxoplasma gondii adı verilen bir parazit gerçeği var. Fare gibi av hayvanlarının beyinlerine giren bu parazit, onların davranışlarını değiştirerek yırtıcı hayvanlardan daha az korkmasını sağlıyor. Bu cesur, kafası karışmış kemirgenler, parazitlerini mümkün olduğu kadar sevgili evcil hayvanınızın gıcırdayan ağızlarına sokmakta başarılı oluyor ve bu parazitlerin bazıları kedinizin tuvalet kabına ulaşıyor. Buradan sahibinin vücuduna ulaşmak kısa bir atlama gerektiriyor.

Bazı araştırmacılar, T. gondii‘nin bulaştığı insanların zihin kontrolünde de etkili olduğundan şüphe duyuyor. İşte Kathleen McCauliffe’un Atlantic için yazdığı geniş haber yorumunda parazit hakkında söyledikleri:

Parazit testleri pozitif çıkan kişilerin önemli ölçüde gecikmeli tepki süreleri vardı. Parazit araştırmacısı Jaroslav Flegr’a göre; bu protozoanın kişilikte, özellikle cinsiyete özgü değişiklik yapıyor olduğunu öğrenmek ve düşünmek oldukça şaşırtıcı.

Parazit bulaşmamış erkeklerle karşılaştırıldıklarında, parazite sahip olan erkekler daha içe kapanık, kuşkucu, diğer insanların haklarındaki görüşlerine ilgisiz ve kuralları önemsememeye daha yatkın oluyorlar. Diğer taraftan parazitin bulaştığı kadınlar, tamamen zıt yönde davranıyor: daha dışa dönük oluyorlar, daha çok güveniyorlar, görüntülerine daha çok önem veriyorlar ve parazit bulaşmamış kadınlardan daha fazla kurallara uyuyorlar.

Parazit kapmış erkeklerin kırışık kıyafetler giymesi daha muhtemelken; parazitli kadınlar daha titiz giyiniyor. Öyle ki, pek çoğu yapılacak araştırma için bile pahalı, tasarımcı imzalı kıyafetler ile gelmiş. Parazitli erkekler ayrıca, daha az arkadaş sahibi olmaya yatkınlar, buna rağmen parazitli kadınlarda bu durum da tam tersi şekilde işliyor. Ve araştırmadaki gizemli sıvıyı içmeye geldiğinde, Flegr şöyle anlatıyor: “Parazitli erkekler, parazitsiz erkeklerden çok daha kuşkuluydu. Neden bunu yapmak zorunda olduklarını bilmek istemişlerdi. Bu onlara zarar verecek miydi?” Parazitli kadınlar ise tüm kişiler arasında en fazla güvenenlerdi. “Sadece söylenen şeyi yaptılar,” diyor.

Tabii ki, bu paraziti kapacağınız tek yer kedi kakası değil. T. gondii, zarar görmüş bağışıklık sistemlerine sahip hastalarda daha tehlikeli hale gelse de bütün araştırmacılar Flegr’ın korkunç delil yorumlamasına katılmıyor. Eninde sonunda; evet, kediniz muhtemelen sizi seviyor fakat bu sadece zihin kontrol eden parazitin konuşması da olabilir.


Kaynak: Rafi Letzter, ”SORRY, CAT HATERS, SCIENCE ISN’T ON YOUR SIDEPopular Science, Retrieved from http://www.popsci.com/article/science/sorry-cat-haters-science-isnt-your-side?src=SOC&dom=fb


 

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv