Tuatara: Yeni Zelanda’nın Üç Gözlü Minik Ejderhası

Memeli evrimi tarafından şekillenmemiş bir dünya hayal edin. Orada nasıl canlılar yaşardı? Ortaçağ efsanelerinden çıkmışa benzeyen “tuatara“nın beklenmedik varlığı ve alışılmadık özellikle..
Görsel Telif:

Memeli evrimi tarafından şekillenmemiş bir dünya hayal edin. Orada nasıl canlılar yaşardı? Ortaçağ efsanelerinden çıkmışa benzeyen “tuatara“nın beklenmedik varlığı ve alışılmadık özellikleri, söz konusu durumun nasıl olabileceğine ilişkin bir fikir veriyor.

Ejderha bebeğine benzeyen, işlevini kaybetmiş üçüncü bir göze sahip olan ve 100 yıldan uzun süre yaşayabilen şey nedir? Elbette tuatara! Kırışık ve koca kafalı bir iguanaya benziyor olabilir ama sakın kanmayın. Tuataranın familyası olan Sfenodontlar (İng. Sphenodonts, Yunanca “çivi dişliler”) ile kertenkele ve yılan familyası olan Skuamatlar (pullular), 200 milyon yıl kadar önce yollarını ayırmış. Stratejilerinin bir zamanlar başarılı olduğu belli; fakat o zamanlar çok çeşitli ve yaygın olan Sfenodont soyundan, bugün geriye kalan tek tür tuatara.

Koca bir sürüngen takımının (İng. order) tek temsilcisi olmak büyük sorumluluk. Bilimciler bir süre boyunca, hayatta kalan iki tuatara türü olduğunu düşünmüştü. Ama 2010 yılında yayımlanan bir makale ile sadece tek bir tür oldukları açıklığa kavuştu.

Üç Gözlü Yaşayan Fosil

Yeni Zelanda’ya özgü endemik bir tür olan tuatara, “yaşayan fosil” lakabı yakıştırılan birkaç canlı türünden biri. Bunun anlamı, türün çok uzun süre zarfında, o zaman zarfına göre hemen hemen hiç değişmeden kalmış olması. Ama sonuçta tuatara da tabi ki çeşitli değişimler geçirdi. Yeni Zelanda’nın karşısına çıkardığı 8°C’lik küresel sıcaklık düşüşü, buzullaşma, dağ oluşumu ve çok değişken bitki örtüsü ile hayvan çeşitliliği gibi güçlüklerin hepsini aşabildi. Bunu da on milyonlarca yıllık yalıtılmışlığı sırasında geçirdiği değişimlerle başardı.

Tuatara, hareketli tarihine rağmen, şu anda hepsi kaybedilmiş olan bir evrimsel dalın özgün özelliklerinden bir kısmını bir ölçüde korudu. Bilimcilerin en çok ilgisini çeken özelliği, sahip olduğu üçüncü göz. Günümüzde yaşayan tuataraların sadece iki tane işlevsel gözü var. Bu gözlerin kendileri de gece görüş yetenekleri ve bağımsız odaklanabilme becerileri ile oldukça etkileyici olsa da, kafalarının üzerindeki işlevini yitirmiş göz asıl ilgiyi çekiyor.

Üçüncü göz gençlerde görülebilir durumdayken, yetişkinlerde ince bir pul katmanı ile örtülüyor. “Çeper göz” (İng. parietal eye) denilen bu yapıda retina, lens ve beyine bağlı dejenere sinirler bulunuyor. Bunun anlamının, yapının şu anki biçimine, bir zamanlar işleyen bir gözden evrilmiş olduğu söylenebilir. Ancak günümüzde üçüncü göz farklı bir rol oynuyor olsa gerek; muhtemelen sıcaklık düzenlemesi ve sirkadyen ritim ayarlaması gibi.

Dişleri Aslında Kemik Çıkıntısı

Tuataranın bir diğer benzersiz özelliği de, hayvanlar aleminde eşine rastlanmayan dişleri. Bu dişler, diğer sürüngenlerinkinden daha iyi bir çiğneme olanağı tanır. Yukarıda iki sıra ve aşağıda bir sıra hâlinde olup, aşağıdaki sıra yukarıdakilerin arasına tam oturur. Bu yapısal düzenleme, her türlü sert böceği kırmak için idealdir. Fakat ne yazık ki dişlerin kendileri, tuataranın benzersiz evrimsel gelişimi ile sınırlanmıştır. Bunlar, soket benzeri pek çok modern dişin aksine, ayrık yapılar değildirler. Tuataranın dişleri, doğrudan kemik yüzeyinde bulunan sivri kemik çıkıntılarından ibarettir. Bunlar bir kez köreldi mi, yerine yenisi gelmez. Bu açıdan pek ideal bir durum olmasa da, yaşlı bireyler solucan ağırlıklı beslenmeye geçerek yaşamlarını sürdürür.

Yaşlı tuataraların sayısı boldur; çoğu birey yabanda 100 yaşına dek yaşayabilir. Bilinen en yaşlı tuatara olan ve kafeste geçirdiği 40 yıl boyunca üremekle ilgilenmemekte ısrar eden 118 yaşındaki Henry, 111 gibi gencecik bir yaşta baba olduğunda manşetleri süslemişti. Belli ki bu sürüngenler, her konuda ağırdan almak gibi bir strateji benimsemiş. 13 ilâ 20 yaşından önce cinsel olgunluğa erişmiyorlar ve 30 yaşına kadar da bedenen büyümeyi sürdürüyorlar. Cinsel olgunluğa erişen dişiler 2 ilâ 5 yılda bir ürüyor. Bırakılan yumurtaların çatlaması da 1 yıl gibi bir zaman alıyor.

Aslında bu rahat yaklaşım, diğer Yeni Zelanda hayvanlarında da var; örneğin kakapoda. Bunun nedeni, belki de pek az yırtıcının olduğu adadaki sınırlayıcı alan baskısına bir yanıttır. Yeni Zelanda sıcağında soğukkanlı bir yaşam tarzı olan tuataranın metabolizması da pek çok hayvandan daha yavaştır. Aslında o denli yavaştır ki, nefes almadan 1 saat idare edebilir. Bu, balinaların çoğuna ve dünyanın en iyi serbest dalışçılarına taş çıkartacak bir süredir.

Memelilerle Başa Çıkamıyor

Ne yazık ki tuatarının bu yavaş yaşam tarzı, Yeni Zelanda’nın yeni tehditlerine karşı onu savunmasız kılıyor. Bu tehditlerin başında da memeliler geliyor. Tuatara her ne kadar yerel Yeni Zelanda kuşları ile birlikte yaşamaktan şikayetçi olmasa da, özellikle yumurta yemeye bayılan fare gibi kemirgenlere karşı yapacak hiçbir şeyi olmuyor.

Adaya ilk fareler, bundan 1000 yıl kadar önce oraya varan ilk insanlar tarafından taşınmıştı. Tabi fareler uzun bir kuluçka dönemi geçiren tuatara yumurtalarını hemen keşfetti ve kolay av olarak etiketledi. Çok geçmeden Yeni Zelanda’nın ana adasındaki tuataraların hepsi yok oldu. Şu anda da sadece ana adanın açıklarındaki 32 küçük adacıkta kalmış durumdalar. Yeni Zelanda hükümeti, ilerleyen dönemde tüm işgalci türlerden adayı arındırmayı planlıyor. Bu da tuataraya asıl yuvasına geri dönme şansı verebilir.

111 yaşında çocuk sahibi olmaya evet diyen müzmin bekar Henry, yukarıda kutlama partisinde, yumurtaları ile birlikte, yetiştiricisinin kolunda dinlenirken, sağ altta ise 5 yavrusu görülüyor.


Kaynak: Earth Archives, “Tuatara: The Three-eyed Baby Dragon of New Zealand
http://www.eartharchives.org/articles/tuatara-the-three-eyed-baby-dragon-of-new-zealand/

İlgili Makaleler:

  • Hay, Jennifer M., et al. “Genetic diversity and taxonomy: a reassessment of species designation in tuatara (Sphenodon: Reptilia).” Conservation Genetics 11.3 (2010): 1063-1081.
  • Jones, Marc E. H , et al. “A sphenodontine (Rhynchocephalia) from the Miocene of New Zealand and palaeobiogeography of the tuatara (Sphenodon).” Proceedings of the Royal Society of London B: Biological Sciences (2009): DOI: 10.1098.

Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv