Taraklı Denizanasının Anüsü Nasıl Belirdi?

Yeni bir deliğin belirmesinin en büyük avantajlarından biri, hayvanların bir yemeği sindirirken yeni bir şey yemeye devam edebilir hâle gelmesidir.
Görsel Telif: William E. Browne

Hayvan evriminde geçtiğimiz 540 milyon yılda gerçekleşen en iyi yeniliklerden biri dışkılama deliğidir. İlk ortaya çıkan hayvanlarda bu açıklık yoktu ve besin artıklarını, besini aldıkları delikten dışarı atmak durumundaydılar. Erken dönem hayvanlarının modern ardıllarından deniz süngeri, deniz anemonu ve denizanası da anüse sahip değildir ve ağızdan dışkılama yapar. Ayrı bir delik evrilir evrilmez, hayvanlar bugün yaşayan türlerin büyük bölümüne çeşitlenebilmişlerdir; toprak solucanlarından insanlara kadar.

Yeni bir deliğin belirmesinin en büyük avantajlarından biri, hayvanların bir yemeği sindirirken yeni bir şey yemeye devam edebilir hâle gelmesidir. Tek delikli canlılar ise yediklerinin sindirim ve boşaltımını tamamlamadan, yeni bir şey yiyemez. Evrimsel biyologlara göre, diğer olası yararları arasında hayvanın beslenme alanının kirlenmemesi ve hayvana daha uzun bir bedene evrilme şansı vermesi sayılabilir; çünkü besin artıklarını tekrar kafaya pompalaması gerekmez.

Ancak taraklı denizanası (ktenofor, taraklı medüz) olarak bilinen jelatinsi deniz canlılarının daha önce görülmemiş çeşitli videoları, evrimin “bağırsaktan geçerek” (İng. through-gut) adı verilen standart bakış açısını alt-üst etme tehditini yöneltiyor. 15 Mart 2016 tarihinde Florida’da yapılan Ctenopolooza toplantısında, Florida Üniversitesi’nden evrimsel canlıbilimci William Browne ilk kez olarak dışkılayan taraklı denizanası videolarını topluluk önünde sundu; ağızlarından yapmıyorlardı!

Gizemli Gözenekler

Browne’nin videoları dinleyicilerin nefesini kesti; çünkü “bağırsaktan geçerek” yöntemine sahip diğer hayvanlardan çok uzun süre önce soyları evrilen taraklı denizanalarının, kese benzeri bir bağırsakla tek bir delikten beslenip dışkıladıkları düşünülüyordu. 1880 yılında Alman hayvanbilimci Carl Chun, taraklı denizanasının ağzının karşısındaki bir çift küçük gözeneğin, birtakım maddeler salgılıyor olabileceğini ileri sürmüş, fakat hayvanın dışkılamayı ağzından yaptığını da onaylamıştı. 1997’ye gelindiğinde, canlıbilimciler sindirimi güç maddelerin taraklı denizanasının ağzından çıktığını yine gözlemlemişlerdi; gizemli gözeneklerden değil.

Browne ise kafeste tuttuğu iki türü (Mnemiopsis leidyi ve Pleurobrachia bachei) sürekli olarak izleyecek gelişmiş bir video düzeneği kullandı. Ctenopolooza toplantısında gösterdiği çekimlerde bu canlılar, floresan proteinle kırmızı parıldayacak şekilde genetiği düzenlenmiş minik kabukluları ve zebra balıklarını sindiriyorlardı. Taraklı denizanaları yarı saydam olduklarından, bedenlerindeki kanal ağı boyunca avlarının geçişi görülebiliyordu. Film hızlı oynatıldığında, 2-3 saatlik sürenin sonunda sindirilemeyen parçacıkların hayvanın arka ucundaki gözeneklerden çıktığı görülüyordu. Browne ayrıca topluluğa bu gözeneklerin yakın çekim fotoğraflarını da sundu ve her birini çevreleyen kas halkalarını gösterdi. “Bu, büzücü kas benzeri bir delik,” diye açıkladı.

“Görünüşe bakılırsa 30 yıldır hatalıymışım,” diyor George Matsumoto. Monterey Bay akvaryum Araştırma Enstitüsü’nde çalışan deniz biyoloğu Matsumoto, videoyu görmese buna kimsenin inanmayacağını da ekliyor. Kendisinin ve diğer canlıbilimcilerin bağırsak hareketlerini kaçırdıklarını, çünkü bu hayvanları besini aldıktan sonra yeterince uzun süre izlemediklerini söylüyor. Denizanalarının artıkları ağızlarından çıkardıkları da görülebilir ama bu kusmaya benzer bir şey olsa gerek; çok fazla yediklerinde ya da yanlış şeyi yediklerinden yapıyor olabilirler.

Evrimsel Süreç Nasıl İlerlemiş Olabilir?

Yapılan son DNA çözümlemelerine göre taraklı denizanaları, tek delikli oldukları düşünülen diğer hayvanlardan (deniz anemonu, denizanası ve muhtemelen deniz süngerinden) daha önce evrilmiş. (Bazı çalışmalar süngerlerin daha önce ortaya çıktığını ileri sürüyor.) Dolayısıyla Browne’nin bulguları, hayvan evriminin erken dönemlerinde tek delikten iki deliğe doğru adım adım ilerleyen bir sindirim anatomisi düşüncesini baltalıyor.

Olasılıklardan biri şu: Taraklı denizanası “bağırsaktan geçerek” biçimine evrildi ve kendilerine ait anüs benzeri gözenekler geliştirdi. Bunu, yüz milyonlarca yıllık bir süreçte, tüm diğer canlılardan bağımsız olarak yaptılar. Bir diğer olasılık ise şu: Boşaltım deliği ve “bağırsaktan geçerek” yöntemi sadece bir kez, çok eski bir ortak atada belirdi ve daha sonra bu özellik anemonda, denizanasında ve süngerde yitirildi. Eğer kayaya yapışmış bir anemon ya da süngerseniz, belki de atığı akıntıya doğru itmek, aşağı itmekten daha kolaydır, diyor Matsumoto.

Browne şimdilerde genomik yöntemleri ile ikinci kuramı araştırıyor. Taraklı denizanasının gözeneklerini geliştirirken, diğer hayvanların anüs geliştirirken etkinleştirdikleri ile aynı genleri etkinleştirip etkinleştirmediğine bakıyor. Eğer genlerin farklı olduğunu bulursa, ayıp yerimizin evrimi artık tek bir evrimsel olayın sonucu olarak görülmeyecek. Bu olasılıktan, daha önce 2008 yılında yapılan bir çalışmada da söz edilmişti.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv