“Sahte-Bilimi” Bilimden Nasıl Ayırt Edebilirsiniz?

Girişi filozof Harry Frankfurt‘un “Boktanlık Üzerine” adlı başyapıtından bir alıntı ile yapalım istedik; “Doğruyu bildiğini düşünmeyen bir insan için yalan söylemek imkansızdır..
Görsel Telif: agsandrew / Shutterstock

Girişi filozof Harry Frankfurt‘un “Boktanlık Üzerine” adlı başyapıtından bir alıntı ile yapalım istedik;
“Doğruyu bildiğini düşünmeyen bir insan için yalan söylemek imkansızdır. Fakat saçmalıklar, böylesi bir ilişkiyi gerektirmez.”
Hızlı bir biçimde yayılan sosyal medya haberlerinin olduğu günümüz dünyasında, zaman tünelinizde aşağılara doğru indikçe bir saçmalıktan öteye gitmeyen sahte bilim zırvalıklarını bilim içeriklerinden ayırmak oldukça zorlu bir durum haline gelmiştir. Geçtiğimiz günlerde bir okurumuz, facebook sayfamıza, bir üniversitede “akademisyenlik” yapan bir “hocanın” bir konu üzerine yaptığı sahte bilim paylaşımını göndererek, doğru olup olmadığını sormuştu. Söz konusu paylaşımı okuduğumuzda yazının bolca bilimsel terimi kendisine aksesuar yaptığını ve gerçekleri çarpıtıp aktardığını gördük. Akademisyen ünvanına sahip bir kişinin böylesi zırvalıklar paylaşarak insanları gerçek olmayana sevketmesini hayretle karşılamış olsak da bu paylaşıma yazımız çerçevesinde yer vermeyeceğiz. Fakat, özellikle de günümüzde; kurguyu, gerçekten ayırt etmek oldukça zorlu bir hal almaya başladı. Peki bir şeyin bilimsel bir gerçek olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz?

Olayları daha karmaşık hale getirmek için biraz bilim sosu ve birkaç bilimsel kavram ile taçlandırılan sahte bilim zırvalıklarını gerçek bilimden ayırt etmeye yarayacak basit bir yöntemi sizlerle paylaşacağız.

Öncelikle kendi skeptik düşüncemizden ayrı olarak, araştırmacılar; insanların sözde bilim saçmalığını alaşağı edebilmelerinin oldukça kolay olduğunu ortaya koymuşlardı [1].

Ancak biz biraz daha geçmişe, 1966 yılına geri gideceğiz ve teorik fizikçi Richard Feynman tarafından geliştirilen ve günümüzde daha da geçerli olan basit bir tekniğe başvuracağız [2].

Şöyle ki; ilk bakışta akla uygun gibi gözüken bir şey okuduğunuzda ya da duyduğunuzda yapmanız gereken; onu günlük dilde izah etmeyi denemektir ya da bunu yazan veya söyleyen kişinin söz konusu şeyi size herhangi bir bilimsel jargon ya da kavram kullanmadan anlatmasını istemektir ve hala akla uygun gelip gelmediğini kontrol etmektir.

Örneğin; diyelim ki bu kişi, aşının, otizme sebep olduğunu söylüyor ve çünkü diyerek bu cümlesini gerekçelendiriyor; “çünkü birden fazla simültane aşı uygulaması bağışıklık sistemini zayıflatıyor ya da olumsuz etkiliyor. [3]” İlk bakışta etkileyici geliyor değil mi? Fakat tam bu noktada kişiden, bunun ne anlama geldiğini kavramlardan uzak tutarak anlatmasını isteyin. Ya da nasıl oluyor da; bir grup ölü virüsün bir kişiye enjekte edilmesi -böylelikle vücudun savunma mekanizması bu virüsü tanıyor ve canlı formuyla karşılaştığında ona saldırıyor– geniş bir ölçeği olan davranışsal sorunlara sebep olabiliyor? Mantıklı mı? Akla uygun mu?

Elbetteki bundan 50 yıl önce Feynman iklim değişimi ya da aşı karşıtlığı hakkında konuşmamıştı, ancak bilim eğitimi hakkında önemli noktalara değinmişti. 1966 yılındaki US National Science Teachers Association‘daki konuşmasında, Feynman; yarının eğitimcileri için bir şeyin adını bilmek ile onun doğru anlamını anlamak arasındaki farkın önemine değiniyordu [4].
Bu konuşmada, Feynman, oyuncak bir köpek, gerçek bir köpek ve bir motosiklet gibi resimler ile başlayan ve öğrencilere “Hareket ettiren nedir?” diye soran birinci sınıf düzeyine ait bir fen kitabından bahsediyordu.
Bu soru temel bir bilim tartışmasına başlamak için yeterince ilginç bir soru olabilir, fakat kitabın öğretmen kılavuzu formundaki cevap; bütün seçenekler için de basitçe; enerjinin onu hareket ettirdiğini söylüyordu.

Feynman konuşmasına şöyle devam ediyordu:

” Şimdi, enerji, oldukça güç algılanan bir konsepttir. Hatasız olarak anlatması çok çok zordur. Benim söylemek istediğim ise; enerjiyi doğru şekilde kullanmak için onu yeterince iyi anlamış olmak kolay değildir. Evet enerji ifadesini doğru şekilde kullanarak bazı şeylere dair sonuçlar çıkarabilirsiniz, ancak bu birinci sınıf düzeyinin çok çok ötesindedir. Bu da şunu demekle eş değerdir; ‘Tanrı hareket ettiriyor’ ya da ‘Ruh hareket ettiriyor’ ya da ‘Hareket edebilirlik hareket ettiriyor.’ 

Bunun yerine fen bilimleri öğretmenlerine şu tavsiyede bulunuyordu:

“Öğretmenler, sorulara karmaşık bilimsel kavramları kullanma hatasına düşmeden sıradan bir insan gibi cevap vermelidir. Örneğin; oyuncak köpek hareket ediyor çünkü içerisindeki tekrar eski haline gelmeye çalışan ve bunu yaparken de dişliyi iten yaylı kurgu mekanizmasını ayarladınız.”

Yaş düzeyi değiştikçe öğretim biçiminin de değiştiğini birçok öğretmen iyi bilir. Zaten özellikle de küçük yaş düzeyi için bir süreci onun anlayabileceği ifadelerle anlatmak oldukça zorlu bir iştir, bunu yapamadığınızda daha çok soruya maruz kalacağınız ise bir gerçektir. Özellikle de bilim öğretimi birçok yanılgıyı yıkması, yanlış bilinenleri düzeltmesi, merak duygusunu gidermesi ve ikna edici olması açısından daha bir önemlidir.

Bu konuya ilişkin de Feynman önemli bir öneride bulunuyor:

“Sonunda bir fikri mi öğrettiğinizi yoksa yalnızca bir tanımı mı öğrettiğinizi anlamak için bir yol geliştirdim. Şu şekilde test edin: Yeni öğrendiğiniz bir şeyi herhangi bir yeni kelime kullanmadan, kendi bildiklerinizle yeniden izah etmeyi deneyin. Şimdi bana ‘enerji’ kelimesini kullanmadan köpeği neyin hareket ettirdiğini söyleyin bakalım? Anlatamazsınız, çünkü bilim hakkında hiçbir şey öğrenmediniz.” [5]

Bilim eğitimi bir yana, Feynman’ın önerisi herhangi birisinin iddiasını değerlendirmek söz konusu olduğunda da geçerli. BigThink’den Simon Oxenham şöyle açıklıyor:

“Eğer bir kimse bir şeyi günlük dil ile açıklayamıyorsa, kişinin iddiasında bulunduğu şeyi kendisinin anlayıp anlamadığını sorgulamalıyız. Söz konusu kişi, konuya hakim olmayan kişilere karşı bağlam dışı konuşuyor ve sıklıkla uzman terimleri kullanıyorsa, bu kişiye karşı kuracağımız ilk cümle: “Neden?” olmalıdır. Feynman’ın deyimiyle, ‘Biçimi takip etmek ve ona bilim demek mümkündür, ancak bu sahte bilimdir.'” [6]

Evet oldukça kolay bir konseptten bahsediyoruz. Yani söz konusu şeyi gerçek dünya içerisine alıp, gündelik dil ile basit biçimde ifade etmeye çalışma tekniğiyle; bilimi, sahte zırvalıklardan ayırt edebilirsiniz. Bu önerileri mutlaka denemenizi öneriyoruz.

Ve Feynman’ın kendi önerisine nasıl sıkıca bağlı olduğunu merak ediyorsanız yaklaşık 20 yıl öncesine ait aşağıdaki röportajı izlemenizi öneriyoruz. Videoda Feynman’ın BBC muhabirine mıknatısların çalışma prensibini muhabirin anlayabileceği kavramlarla anlattığını göreceksiniz. Kendisine bir kez daha saygılarımızı sunuyoruz.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (1 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv