Obezite Riski Işığında Sezaryen

Adını Jül Sezar‘dan alıp almadığı konusunun bilinemezliği ötesinde, sezaryen yöntemiyle yavrulamanın izine çok eski zamanlarda ve çok farklı coğrafyalarda rastlamak olası. Tıbbi gereklilikler ne..
Görsel Telif:

Adını Jül Sezar‘dan alıp almadığı konusunun bilinemezliği ötesinde, sezaryen yöntemiyle yavrulamanın izine çok eski zamanlarda ve çok farklı coğrafyalarda rastlamak olası.

Tıbbi gereklilikler nedeniyle uygulandığında hem anne hem de bebek için sakatlık önleyici/yaşam kurtarıcı bir cerrahi girişim olduğu tartışmasız olan bu tarihi “imparator kesisi” artan sıklığı nedeniyle, farklı açılarıyla, yeniden tıbbi çalışmaların odağı olacak derecede merak uyandırmaya başladı.

1996’da Brigham ve Kadın Hastanesi ile Harvard Halk Sağlığı Okulu çalışanlarının başlattığı ve bugüne kadar 100’ün üzerinde bilimsel yayın olmuş çıkarıma kaynak olan GUTS isimli ileriye dönük inceleme çalışmasının JAMA (Amerikan Tıp Derneği Dergisi) Çocuk dergisinde dün yayınlanan yazıda sezaryenle dünyaya gelen bireylerin gençlik ve erişkinlik dönemlerinde obezite riskleri incelendi. Sezaryenin çocukluk dönemi obezite riskinde bir atışa neden olduğu daha önce de ortaya konmuş bir gerçeklikken, araştırma kapsamını 28 yaşına kadar genişleten bu çalışma uzun dönemli sonuçları göstermesi açısından önem taşıyor.

1996-2012 yılları arasında, 4921’i (%22.3) sezaryen yöntemiyle dünyaya getirilmiş 22068 bebek üzerinde yapılan takip çalışmasında, sezaryenle dünyaya gelenlerin vajinal yolla doğanlara oranla, obezite açısından kabaca %13, düzeltilmiş analizlerde (annenin obez olması gibi etmenlerin dışlandığı) ise %15 oranında daha fazla risk altında oldukları belirlendi. Daha da çarpıcı olan nokta ise sezaryen için ortaya konan geçerli bir endikasyon (tıbbi gereklilik) olmadan sezaryen yapılmış durumlarda bu riskin %30 artmış olduğuydu. Çalışmada, aile içi analizlerde, sezaryenle doğan kardeşin obezite riskinin, vajinal yolla doğan kardeşine göre, aynı anne-babadan olmasına ve aynı çevresel etmenlere maruz kalmasına rağmen, %64 oranında arttığı bir diğer dikkat çekici veri olarak sunuldu.

Bu çarpıcı farklılıklara neden olarak, bebeğin vajinal bakterilerle temas etmeden dünyaya gelişi sonrasında bağırsak bakteri florasının farklı yönde şekillenmesi ve bağlı olarak yavaş ve yetersiz sindirim, açlık hissi farklılıkları, yavaşlamış metabolizma gibi faktörler öne sürülse de bağırsak bakterilerinin incelenmediği bu çalışma ile neden-sonuç ilişkisi kurmak olası değil.

Tıbbi açıdan obeziteyi değerlendirmek basit bir boy-kilo orantısızlığının veya şişman olmanın çok ötesinde bir durum. Koroner damar hastalıkları, yüksek tansiyon, artmış kolesterol seviyeleri, diabetes mellitus (şeker hastalığı), astım, uyku apnesi, polikistik over sendromu, doğurganlıkta azalma, zor doğum, iktidarsızlık, inme (felç), bunama, depresyon, sosyal dışlanmışlıkla ilintili ruhsal sorunlar, eklem hastalıkları, reflü, kalın bağırsak, rahim, pankreas ve yemek borusu kanserleri ve daha birçok  hastalık yanında vücut kitle indeksinin artmasıyla doğrudan ilintili olarak artmış ölüm riski, obezitenin tıbbi açıdan doğurduğu sorunların ilk akla gelenleri olarak sıralanabilir.

Otuz dört üyesinden biri olduğumuz İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD)‘nın konuyla ilgili karşılaştırmalı son verisi olan 2013 yılı sonu itibarıyla sezaryen oranları incelendiğinde üye ülkeler genelinde bir sıklık artışından bahsetmenin ötesinde bu artışın bazı ülkelerde beklenenden fazla olduğu göze çarpmakta.

Sezaryen oranlarının “makul” bir artış sergilediği OECD üyelerine ait veriler. (1000 canlı doğumda sezaryen oranları) Telif:OECD

Sezaryen oranlarının “makul” bir artış sergilediği OECD üyelerine ait veriler. (1000 canlı doğumda sezaryen oranları) Telif:OECD

Yüksek veya yükselen artışlarla sezaryen uygulanan OECD üyeleri (1000 canlı doğumda sezaryen oranları) Telif:OECD

Yüksek veya yükselen artışlarla sezaryen uygulanan OECD üyeleri (1000 canlı doğumda sezaryen oranları) Telif:OECD

Sezaryen oranlarının diğer ülke istatistiklerine göre “makul” oranda arttığı çoğu gelişmiş ülkelerde, bu artışa neden olarak yardımcı yöntemlerle doğum, geç yaşta anne olma ve anne adayı obez kadınların artmakta olması gibi etmenlerin sebep olarak gösterilmesi tıbbi mantığa uygun kabul edilebilse de Türkiye’nin de aralarında yer aldığı kimi ülkelerdeki yüksek oranlar ve artış hızları herhangi bir bilimsel bakış açıyla açıklanabilir türden değil. Doğumların yarısından fazlasının, normal doğum şeklinde değil de cerrahi bir girişim ile sonuçlanmasının tıbbi savunması ancak uyku öncesi bir masal tadında yapılabilir gibi duruyor. En azından bilimsel literatürde buna işaret eden bir yazıya rastlamak şu an için mümkün değil.

Günümüz gelişmiş tıp uygulaması çerçevesinde, özellikle de cerrahi girişimler düşünüldüğünde, hastanın, sonuçlarını anladığı tedavi seçenekleri arasında seçim yapması hiç de nadir olmayan bir durum aslında. Tedaviyi reddetme derecesine varan hasta hakları, cerrahi yöntemin seçimi, bazen ortaya net bir hastalık konulamasa da dış görünüşü değiştirici uygulamaların yapılması yasalar ve tıp etiği bağlamında uygulanagelen ve saygı duyulan noktalar olsa da sadece anneyi değil, tıbbi ve yasal açıdan bir birey olan bebeği de ilgilendiren, sadece aileyi değil, bu çalışmada ortaya konan sorunlara yol açması gibi nedenlerle tüm toplumu ve halk sağlığını ilgilendiren ve doğru endikasyonlarda yapılmadığı zamanlarda faydalı olduğunu gösteren tek bir bilimsel veri olmamasına karşın aksi yönde yüzlerce yayın olan sezaryen konusunda “benim bedenim” şeklinde yaklaşımlarda bulunmanın, hele de sosyoekonomik ve bilimsel gelişmişlik verileri düşünüldüğünde ileri olarak kabul edilen ülkelerin en az 2 katı ortalamayla bu girişimi uygulamanın temellerini sorgulamak gerekir.

Cerrahlardan sıkça duyabileceğiniz, hatta bir düstur haline gelmiş “Endikasyonsuz (tıbbi gerekliliği olmayan) ameliyat komplikasyon (tedaviye bağlı başka bir hastalık) getirir” deyişi cerrahi bir girişim olan sezaryen için de elbette geçerlidir. Bir tedavi şekli olan sezaryeni, ancak bir hastalık veya olası risk durumunda başvurulacak bir cerrahi yöntem olarak kabul etmek, iki kişi adına tek kişinin yapacağı bir seçim olarak görmemek, bugün için kabul edilen bilimsel verilere dayanan akılcı bir yaklaşımdır.


Kaynak ve İleri Okuma:

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv