Neden Hıçkırırız?

İlk hıçkırığınızı hatırlamadığınızı söylemekte bir sakınca yoktur, çünkü muhtemelen doğumunuzdan önce meydana geldi. İnsan fetusları için hıçkırık rahimdeki gelişimin olağan bir parçasıdır. Her ne kad..
Görsel Telif: PhotoMediaGroup / Shutterstock

İlk hıçkırığınızı hatırlamadığınızı söylemekte bir sakınca yoktur, çünkü muhtemelen doğumunuzdan önce meydana geldi. İnsan fetusları için hıçkırık rahimdeki gelişimin olağan bir parçasıdır. Her ne kadar yaşamımız boyunca bunu deneyimliyor olsak da, bu istemsiz eylemin sebebini açıklamak güçtür. Neden hıçkırdığımıza dair gizemi çözmek için, bilimciler evrimsel geçmişimize bakarak uzak akrabalarımız arasında deliller arıyorlar. Bu noktada; umut vaadeden adaylardan birisi ise: amfibiler daha özelde de iribaşlardır (kurbağa yavrusu).

Hıçkırık anında neler olduğunun mekaniği bu teoriyi güçlendiriyor. Tıpta “singultus” olarak bilinen hıçkırık; aralarında diyafram, göğüs kasları ve boyun gibi kasların bulunduğu çeşitli kasların keskin bir kasılmasıyla soluk alma durumudur. Bu durum aynı zamanda da soluk verme sırasında kasların gevşemesiyle etkisizleştirilir. Bu sırada, dilin arka kısmı ve damağımız yukarıya doğru hareket ederken bunu gırtlağın kilitlendiği bir süreç izler. Son kısımda, gırtlağın kapanışı “hık” sesinin kaynağıdır. Şüphesiz ilk elden tecrübe ettiğiniz bu süreç yalnızca bir kez meydana gelmez, ritmik biçimde tekrarlanır.

İribaşlar da benzer fizyolojik davranışı sergiliyorlar

University of Calgary’den Profesör Willian A. Whitelaw:

“Gelişiminin yarısında bir iribaş havayı solumaya yarayan ciğerlere ve suyu solumayı yarayan solungaçlara sahiptir. Suyu solurken, iribaş ağzını su ile doldurur ve sonrasında solungaçlarını kapatır ve suyu solungaçlarından dışarıya doğru atmaya zorlar” diyor. Bu hıçkırık benzeri eylem; zargana, diğer akciğerli balıklar ve solungacı olan diğer amfibiler gibi birçok ilkel hava soluyucularda görülür.

İnsanlardaki hıçkırığın bu canlılarla bir ilişkisi olduğuna dair bir başka delil ise hıçkırığın elektriksel kökeninin beynimizdeki tetikleyicisidir. Diyaframımızdaki kasılmalar, hıçkırıklar beyin sapında meydana gelen elektrik sinyalleriyle tetiklenir. Amfibian beyin sapları solungaçlarının düzenli hareketlerini kontrol eden benzer sinyali yayar. Bizim beyin sapımız, amfibian atalarımızdan kalıtılmıştır ve hala garip sinyaller saçarak tıpkı solungaç solunumundaki olgu gibi hıçkırıklara sebep oluyor.

Eğer hıçkırıklar amfibian atalarımızdan bize geçen genetik koda dair bir kalıntı ise, atalarımızın sudan karaya olan ilk adımlarından beri 370 milyon yıldır devam etmesinin dışında, insanlarda faydalı bir görevi yerine getirmiyor olabilir mi?

Beynin emmeyi kontrol eden bölgeleri arasında bir korelasyon olduğunu ve bunların hıçkırığı tetiklediğini gösterene kadar, hıçkırığın amacı şimdilik bir gizem olarak kalmaya devam edecek.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv