Neden Gülüyoruz?

[su_spacer]Eğer birisi size “gülmek” ifadesini ne ile ilişkilendirirsin diye sorsa cevabınız muhtemelen “mutluluk ile”  olacaktır. Fakat bu cevap üzerinde biraz düşünürseniz as..
Görsel Telif:

[su_spacer]Eğer birisi size “gülmek” ifadesini ne ile ilişkilendirirsin diye sorsa cevabınız muhtemelen “mutluluk ile”  olacaktır. Fakat bu cevap üzerinde biraz düşünürseniz aslında biraz sorunlu bir cevap olduğunu farkedersiniz. Sonuç olarak; gülmek yalnızca bir kişinin mutlu olduğu anlamına gelmez, ya da tersi şekilde mutlu olmak da her zaman gülmeye sebep olmaz.

Gülmek ifadesinin diğer yüz ifadeleriyle olan ilişkisini incelemeye çalışırsak, belirli bir yüz ifadesini bir duruma bağlamanın zorluğuyla bariz olarak karşılaşırız. Örneğin, “kaşları çatmak” ifadesi bütün kültürlerde kızmanın, rahatsızlığın ya da konsantrasyonun ifadesi olarak yüze yansır. Öte yandan gülmek ise; endişe ve korkudan tutun da başarı ve eğlenceye kadar birçok durumun yüze yansıya ifadesi olabilir.

Marquette Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Yar. Doç. Dr. Nakia Gordon üniversitenin dergisine yaptığı açıklamada; nörolojik görüntüleme verilerinin, yüz ifadelerinin nasıl oluştuğunu kavrama noktasında bizlere yardımcı olduğunu ancak neden güldüğümüze dair bir açıklamasının olmadığını söylüyor.

Demek ki ikna edici bir cevap bulabilmek için nörolojik görüntüleme verilerinden ziyade başka yerlere de bakmalıyız.

Gülmek ve Evrim

Bazı uzmanlar, cevabın; insan davranışlarını her yönden anlamlandırmaya çalışan psikoloji biliminin bir parçası olan evrimsel psikolojide olduğunu söylüyorlar.

Gülmenin evrimine dair açıklamanın ilk adımları Charles Dawrin’den geldi. Darwin “The Expression of Emotions in Men and Animals” kitabında insanların “gülmek ifadesini”  hayvanların dişlerini gösterme davranışından aşırmış olabileceklerini söylüyor. Zamanla ilkel kabileler, yırtıcı bir hayvanın bölgesini ele geçirdiklerinde bunu basit bir kutlamanın ifadesi olarak kullanmaya başladılar.

Bunun yanında, gülmek üzerine yapılan araştırmaların en önemlilerinden birisi de Guillaume-Benjamin Duchenne (nörolojinin Darwin’i) tarafından gerçekleştirildi. Duchenne yüzdeki bazı tek kasları elektrikle uyararak oluşan değişimleri gözleyen deneyler yapıyordu. Yale Üniversitesi’nden deneysel psikolog ve aynı zamanda Lip Service kitabının yazarı Dr. Marianne LaFrance Wired‘a yaptığı açıklamada: “Duchenne’in en önemli bulgusu içten gelen gülüş ile sahte gülüşü ayırt edici farkı ortaya çıkarmasıdır” diyor.

Duchenne Gülüşü (solda), Kısmen Duchenne Gülüşü (ortada), non-Duchenne Gülüşü (sağda)

Duchenne Gülüşü (solda), Kısmen Duchenne Gülüşü (ortada), non-Duchenne Gülüşü (sağda)

Duchenne’in araştırmaları sayesinde, yüz ifadeleri üzerine araştırmalar yapan bilim insanları Duchenne gülüşü (içten gelen gülüş) ve non-Duchenne gülüşü (sahte gülüş) birbirinden ayırt edebiliyorlar. Eğer gülüş, göz etrafındaki kaslarda yansımasını buluyorsa o gülüş muhtemelen bir Duchenne gülüşüdür.

Kendine Has Bir Gülüş

Her ne kadar gülüş üzerine yapılan çalışmalar geçerliliğini korusa da, yine de modern araştırmalar bu konuda bazı detayları da bizlere sunuyor. Örneğin, herkes ruh halimizin yüz ifadelerimizi etkilediğini bilirken, az sayıda insan yüz ifadelerimizin de aynı zamanda ruh halimizi etkilediğini bilir. Gordon; karışık bir yüz ifadesinin bizi mutlu hissettirebileceğini söylüyor. Araştırmalar beynimizin kaslarımızdan (ve diğer iç organlarımızdan) nasıl hissettiğimizi anlamlandırmak için feed-back aldığını söylüyor.

Almanya’daki Mannheim Üniversitesi’nden Dr. Fritz Strack ve çalışma arkadaşlarının 1980’lerin sonunda yaptıkları çalışmada, katılımcılar iki gruba ayrıldılar. Gruplardan birisinden dişlerinin arasında kalem tutması istenirken diğer grubun dudaklarının arasında kalem tutması istendi. Eğer ikisini de denerseniz, birisinin gülmeyi zorlaştırdığını, diğerinin de yüzünüzü asmayı zorlaştırdığını görürsünüz. Daha sonra, katılımcılardan bir dizi mizah dergisini okumaları istendi.

chopstick-smiling

Journal of Personality and Social Psychology‘de yayınlanan bulgulara göre; kalemi dişlerinin arasında tutanlar, dudaklarının arasında tutanlara oranla mizah dergisini daha eğlenceli buldular.

Gordon yaptığı açıklamada: “Böylelikle, gülmek yalnızca diğerlerinin nasıl hissettiğini anlamamızı değil aynı zamanda bu duyguları daha güçlü bir şekilde anlamamıza yardımcı oluyor. Bazı durumlarda da bize nasıl tepki vermemiz gerektiği konusunda yardımcı oluyor” diyor.

Yani, bir daha belirli bir ifadenin kökenine dair düşüncelere dalarsanız, bunu dişlerinizin arasında bir kalem tutarak yapın. 🙂

Kaynak:

MedicalDaily

[su_spacer]

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv