Neden Düzgün Olmayan Daireleri Hemen Saptayabilirken, Düzgün Bir Daire Çizemeyiz?

14. Yüzyıl’ın başlarında, Papa Benedict, topraklarındaki en usta sanatçılardan örnekler toplaması için sarayından bir kişiyi görevlendirir. Toskana’da ünlü sanatçıları dolaşmaya başlayan s..
Görsel: Wassily Kandinsky (1913)

14. Yüzyıl’ın başlarında, Papa Benedict, topraklarındaki en usta sanatçılardan örnekler toplaması için sarayından bir kişiyi görevlendirir. Toskana’da ünlü sanatçıları dolaşmaya başlayan saray nedimi, ünlü ressam ve mimar Giotto di Bondone‘un atölyesinde durur. Papa’nın dileklerini dinleyen Giotto, eline bir parça kağıt alır ve kalemini mürekkebe batırdıktan sonra kolunu destekleyerek mükemmel bir daire çizer. Papa’nın görevlendirdiği kişi dehşete kapılır ve Giotto’ya “Bundan başka çizdiğin bir şey var mı?” diye sorar. Giotto sakince cevaplar: “Bu fazlasıyla yeterlidir. Başka diğer daire çizimlerini de arasına yerleştirin ve gönderin, anlaşılır olup olmadığını görürsünüz.”

Durum tam da Giotto’nu tahmin ettiği gibi olur. Daire, Papa ve konseyine ulaştıktan sonra hepsini etkiler ve Giotto zamanının en iyi ressamı olarak kabul edilir.

Pek çok insan, düzgün olmayan bir daireyi kolaylıkla saptayabilir, fakat yalnızca bir kağıt ve kalem kullanarak mükemmel bir daire çizme yetisi ancak efsanevi Giotto ve onun gibi diğer ustaların yapabileceği bir şeydir. Çünkü, kusuru fark etmek ve ardından mükemmelliği oluşturmak için o kusuru düzeltebilmek birbiriyle pek de alakası olmayan şeylerdir –en azından beynimiz söz konusu olduğunda–. Görsel korteksimiz, ayarsız yuvarlakları saptama da dahil olmak üzere görsel işlemeyle başa çıkabilse de, koordinasyon ve uyumlu kas kontrolünden sorumlu beyin bölgeleri görsel dengesizliği fark etmeden sorumlu bölgelerden tamamen farklıdır. İşte bu yüzden, kolumuzun yapısal karmaşasıyla birleşince de mükemmel daireler çizebilme konusundaki beceriksizliğimizin nedenini anlamlandırabiliyoruz.

Mükemmel bir daire çizebilmenin aksine mükemmel olmayan daireleri fark edebilme, doğal yetilerimizden birisidir ve muhtemelen de şekillerdeki en ince farklılıklara kadar görsel bilgi toplamamızdan kaynaklanmaktadır. Bu durumun evrimsel süreçte hayatta kalma noktasındaki ayrıntılardan birisi olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, atalarımızın zehirli bir mantardan kaçınıp zehirsiz olanı tüketmeleri, zehirsiz bir yılanı zehirli bir yılandan ayırt edebilmeleri, tehlikesiz bir kişinin yüzünü bir yabancının yüzünden ayırt edebilmeleri gibi bazı hayati durumların üstesinden gelebilmede önemli bir ayrıntı olması gibi. Öyle görünüyor ki, bugün hala bu yetenekleri koruyoruz ve herhangi bir eğitim almadan da onları sanata ve daire çizme becerilerine çevirebiliyoruz. Örneğin, usta sanatçılar ve usta olmayanlarla yapılan denemelerde, her iki grubun da hangi resimlerin orijinal bir görüntüyü temsil ettiğini tespit etmede ustalık gösterdiği görüldü.

En Küçük Hatayı Bile Fark Edebilmek

Büyük bir çoğunluğumuzun çizim konusunda fazla deneyimi yoktur, fakat hemen hepimiz karmaşık bir uyaranı saptamada oldukça fazla deneyime sahibiz. Şekil ve simetrideki güç algılanan farklılıkları fark etmek, görsel sistemimiz için neredeyse temel bir özelliktir.

Bu şekillerden yalnızca birisi düzgün bir daire ve onu bulmakta hiç zorlanmadınız.

Görüntüdeki en küçük nüanslardan büyük resme kadar, çok fazla miktardaki bilgiyi işleme koymak için görsel korteksimiz, her bir seviyesi görüntünün giderek daha da karmaşıklaşa özelliklerini işleyen ve en üst seviyedeki işlem sonucunu destekleyecek şekilde hiyerarşik bir düzende çalışır. Gözlerden gelen piksel tipindeki veriyi işleyen ilk beyin bölgesi olan birincil görsel korteksimiz, retinanın kesin bir haritasına sahiptir ve her biri belirli bir görsel özelliğe uyan nöron grupları sayesinde örgüleri saptamak için oldukça uzmanlaşmıştır. Örneğin, buradaki bazı nöronlar sınırları –siyah bir arka plan üzerindeki parlak bir çizgi gibi– saptarken; diğerleri, renk ve düzendeki küçük farklılıkları toplar. Daha üst görsel alanlarda, diğer nöronlar eğriliğe tepki vererek, nihayetinde daire ve diğer eğimli şekilleri işler.

Bütün bu aşırı detaylı görsel işleme, bize mükemmel dairenin nasıl olması gerektiği noktasındaki yeterli bilgiyi sağlar ve hatta son derece yüksek bir kesinlikle en küçük bozulmaları bile saptayabilmemize olanak tanır. Fakat, ne var ki; bu mükemmel olmayan şekilleri düzeltmek söz konusu olduğunda güçlük çekeriz. Bir kare ya da bir dikdörtgenin aksine, daireler bize herhangi bir durma noktası sunmaz. Çünkü elimize rehberlik edecek bir köşe sabitleyicisi yoktur, yani yalnızca bir başlangıç ve bitiş noktası vardır. En temel seviyede, bir daire çizmek için gerekli olan ortak hareket koordinasyonunu sağlamak son derece karmaşık ve zordur. Beynimiz, daima sadeliği seçer ve kolun belirli bir hareketi gerçekleştirmesi için omuz gibi neredeyse daima tek bir eklemin döndürülmesini tercih eder. Kolun geri kalanı ise pasif bir biçimde herhangi bir görev gerçekleştirmeksizin sadece takip eder ve böylelikle de birden fazla eklemi kontrol etmek gerekmeksizin zorlu bir görev tamamlanmaya çalışılır. Bu durum tıpkı bir kırbaç kullanımına benzer: Aktif olarak yalnızca sapı hareket ettirirsiniz ve geri kalan bütün kısım pasif bir biçimde o ilk hareketi takip eder. Pek çok kol hareketinde de omuz bir sap gibi kullanılır ve dirsek arkadan gelir.

Fakat bir daire çizerken, beyin kendi rahatlığından taviz vermek zorundadır. Çünkü, daire kontrolü en zor olan şekillerden birisidir. Kol geometrisi, normalde pasif dirseği zorla dahil etmeye çalışır, böylece koordine haldeki omuz ve dirsek rotasyonları elin dairesel bir şekil vermesini sağlar. Ancak burada duyusal bilgiler de sürece dahil edilmelidir. Beyin, çok fazla parametreyle başa çıkmak zorundadır ve bu durum fazladan iş demektir.

Kusursuz bir daire çizme denemeleri genellikle hayal kırıklığıdır.

Bütün bu fazladan çaba, insanlardan daire çizimlerini hızlandırmaları istendiğinde simetride de bariz bir düşüş görünmesine neden olur. Yapılan diğer araştırmalar, insanlardan yatay düz çizgiler –daireden daha kolay çizimler– çizmeleri istendiğinde, insanların yaptıkları çizimlerde dikey anlamda yukarıya ve aşağıya doğru sapmalar gösterdiğini ve etkinin, katılımcılardan basit matematik problemleri gibi bir şey hakkında düşünmeleri de istendiğinde daha da güçlendiğini ortaya koydu. Her iki durumda da çizim kalitesindeki bozulmanın, insanların koordinasyon için basit, omuz güdümlü bir formüle dönüşmesine izin verdikçe, dirseğin gevşetilmesinden kaynaklandığı görüldü. Basitçe beyin, aynı anda hem hareketlerin düzeltilmesine odaklanmak hem de bilişsel görevleri yerine getirmek için yeterli kaynağa sahip değildir.

Öte yandan, genel olarak çizim yeteneği iyi olanların, sanatsal anlamda bu konuda pek de becerisi olmayanlara kıyasla daha iyi daireler çizebildikleri bir gerçek. Bu durum muhtemelen, sanatçıların çizimlerindeki hataları tespit etme ve bu algısal anormallikleri düzeltme konusunda daha iyi oldukları gerçeğiyle ilgilidir. Yanlış ilerlediğinizde bunu görebilmeniz ve düzeltebilmeniz oldukça önemlidir. Çizim yeteneği iyi olmayan birisi yanlış ilerlediğinde, yalnızca daire çizimi için değil herhangi bir çizim için de, hataları fark edebilir ancak onları nasıl düzelteceğini bilmiyor olabilir.

Yaşamdaki pek çok şeyde olduğu gibi, pratik yapmak beceriyi geliştirir. Ancak kimin yalnızca görsel-motor becerilerinin Giotto’nun seviyesine ulaşabilmesi için yoğun bir antrenman yapmayı tercih edeceği de bir başka sorun. z.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv