Neden Bazı İnsanlar Evcimenken Bazıları Her Yeri Gezip Görmek İster?

“Bi`gün sadece bir sırt çantası ile evden ayrıldım.” Muhtemelen bir şekilde kulak aşinalığınız olan bir cümle öyle değil mi? Evden ayrılma üzerine hiçbir tereddüte kapılmadan ve hiçbir tar..
Görsel Telif: alphaspirit / Shutterstock

“Bi`gün sadece bir sırt çantası ile evden ayrıldım.”

Muhtemelen bir şekilde kulak aşinalığınız olan bir cümle öyle değil mi? Evden ayrılma üzerine hiçbir tereddüte kapılmadan ve hiçbir tartışma süreci yürütmeden evi terk edebilecek insanların var olduğunu bir şekilde görüyor, duyuyor ya da okuyoruz. Bu insanlarla aynı yerde büyümüş, aynı okula gitmiş, belki aynı koltukta oturmuş ve belki aynı çevreyi bile paylaşmış olabiliriz.

Madalyonun diğer tarafında ise seyahat tutkunları -gezgin, asi, maceraperest ne derseniz artık-  sürekli bir keşfe çıkma “kaşıntısı” ile yerlerinde duramazlar. Bu insanlar mümkün olduğunca dünyanın çeşitli yerlerini görme ve yeni deneyimler edinme “açlığıyla” yaşarlar. Bu öyle bir “açlıktır ki”; ne kadar yer gezmiş olmalarının hiçbir kısıtlayıcılığı, durduruculuğu yoktur.

“Evim evim güzel evim” diye bir cümle yoktur onların kitabında, çünkü ev her yerdedir.

Garip gelebilir ancak bu durumun bilimsel bir izahının olduğunu söyleyelim. Nasıl mı?

1999 yılında, UC Irvine’den 4 bilim insanı bir makale yayımladılar. Makale; tarih öncesi insanların yer değiştirme örüntüleri ve gen havuzu dağılımları üzerine yoğunlaştı. Esasında araştırmacılar; dopamin reseptörü (DRD4) ile Dikkat Eksikliği Bozukluğu (Attention Deficit Disorder) arasındaki bağlantıları araştırıyordular. Fakat çalışmayı yürütürken, garip bir korelasyon keşfettiler: DRD4 genine sahip insanlar maceraperest ve göçebe olmaya daha yatkınlar. Ve araştırmanın bu gene sahip hemen hemen bütün katılımcılarının uzun bir seyahat geçmişi olduğunu fark ettiler.

Araştırma sonucundan bir kısım şu şekilde:

“Geçmiş çalışmalarda da DRD4 geninin uzun allellerinin değişiklik arayan kişilik, hiperaktivite ve risk-alma davranışları ile bağlantılı olduğu ortaya konmuştu. Dolayısıyla gezgin davranışların, genellikle acımasız, sık sık değişen, daima yeni uyaranın yer aldığı çevrelere göç eden ve hayatta kalma durumuna dair zorluklarla karşılaşan göçebe toplumlara uygunluğu üzerine tartışmak oldukça makuldür.

Sonuçlar; popülasyon içerisindeki DRD4 geninin uzun allellerine ait oran ile tarih öncesi makro-göç hikayeleri arasında çok güçlü bir ilişki olduğunu ortaya koydu.”

DRD4 taşıyıcıları genetik olarak göç etmeye meyilli insanlardı, fakat insan gen havuzunun yalnızca küçük bir kısmı bu karakteri içeriyor. Popülasyonun büyük çoğunluğu sınırlı miktardaki toprağı kullanmak için yöntemler geliştirmeyi tercih ederken, DRD4 maceraperestleri aktif olarak belirli bir çevrede kaynaklardan daha fazla fayda sağlayabilmek için ıssız topraklar aradılar.

Mezopotamya'dan insan göçlerini gösteren harita - Kaynak: National Geographic

Mezopotamya’dan insan göçlerini gösteren harita – National Geographic

Bu seyahat tutkunları insan topluluklarının Mezopotamya’dan çıkmalarında ve Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika’ya yayılmalarında önemli bir itici güç oldu.

Yapılan diğer çalışmalar da bu bulguyu destekler sonuçlara sahip. National Geographics ‘de araştırmacı-gazeteci David Dobbs tarafından bir soruşturma/inceleme yazısı yayımlandı ve bu yazı insanlığın söz konusu seyahatinin sebeplerini ele aldı. O yazıdan bir kesit:

“Almanya’daki Max Plack Institute for Evolutionary Anthropology’den genetiği kullanarak insanın evrimi üzerine çalışmalar yürüten  Svante Paabo şöyle diyor: ‘Başka hiçbir memeli bizim gibi böyle gezgin değil. Sınırları aşıyoruz. Bulunduğumuz yerde yeterli kaynağımız olsa bile yeni bölgelere sıçrıyoruz. Diğer hayvanlar bunu yapmıyorlar. Diğer insan türleri de yapmıyorlar. Örneğin, Neandertaller yaklaşık yüzbinlerce yıl boyunca hayattaydılar, fakat dünyaya yayılmamışlar. Oysa biz yalnızca 50.000 yılda neredeyse her yeri kaplamışız. Burada bir delilik söz konusu. Ötesinde ne olduğunu bilmeden okyanuslara açılmak… Ve şimdi de Mars’a gidiyoruz. Asla durmuyoruz. Peki ama neden?”

Evet, gerçekten de; neden?

DRD4-geni-insanligi-goce-zorladi-bilimfilicom

Bütün deliller bir kez daha DRD4 genine işaret ediyor. Dobbs; DRD4 geninin “yeni yerleri, yeni fikirleri, yeni yemekleri, yeni ilişkileri, yeni ilaçları ya da yeni cinsel fırsatları özellikle de hareket, değişim ve macerayı kucaklayarak” keşfetme arzusunu artırdığı korelasyonunu ortaya koyan onlarca çalışma gösteriyor.

Bu doğal keşfetme arzusu çoğunlukla çocuklarda yoğun bir şekilde kendini gösterir. Bir deney esnasında akıllarına gelen her hipotezi test etme arzusuyla sorgularlar; Bloğu devirmeden bunu da bir yere iliştirebilir miyim? Eğer ağlarsam ya da kibarca istersem bana bir çikolata daha alacak mıyız? Oyuncağımı alan birisine vurursam ne olur; oyuncağımı geri verir mi yoksa o da bana mı vurur? Bu çitin üzerinden atlasam yeni şeyler bulur muyum? …
Bu dur durak bilmeyen hipotez testleri çocukları doğal birer maceracı yapar.

Ve bu maceracılık özelliğini yetişkinliğinde de besleyen insanlar keşfedilmemiş toprakları keşfetme işine girişerek gezgin olurlar. İnsanlığı bir adım ileriye zorlayan maceracılar…

Kaynak ve İleri Okuma

  • Chen, Chuansheng, Michael Burton, Ellen Greenberger, and Julia Dmitrieva. "Population migration and the variation of dopamine D4 receptor (DRD4) allele frequencies around the globe." Evolution and Human Behavior 20, no. 5 (1999): 309-324.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv