Neden Adalet İsteriz?

“Bilin, halkın ekmeğidir adalet” der Alman şair Bertolt Brecht. İnsan adalet ister çünkü ona ihtiyacı vardır. Gezegenimizdeki en sosyal canlılar olarak başkalarına duyduğumuz güvene bağlı ..
Görsel Telif:

“Bilin, halkın ekmeğidir adalet” der Alman şair Bertolt Brecht.

İnsan adalet ister çünkü ona ihtiyacı vardır. Gezegenimizdeki en sosyal canlılar olarak başkalarına duyduğumuz güvene bağlı olarak ya da olmayarak her zaman sömürüye ve tehlikeye açık halde bulunuruz ve dolayısıyla da “fair play” beklentisi taşırız. Adaletin ne olduğuna dair her zaman aynı görüşü paylaşmayabiliriz fakat adalet fikri beynimizin derinliklerinde örülmüştür. Araştırmacılar, cezalandırma dürtüsünün beynimizde inşa edildiğinden şüpheleniyorlar. Çalışmalar da haklı bir cezalandırmanın beynimizin nöral ödül merkezlerini gıdıkladığını gösteriyor.

Bebek Adaleti

İnsanlar, suç ve cezaya dair yargılamalar yapmaya çok erken yaşlarda başlarlar. 2011’de Developmental Science‘ta yayımlanan bir çalışma, 3 aylıkken bile bebeklerin başkaları için engeller oluşturan karakterlerden ziyade başkalarına yardımcı olan karakterlere bakmayı tercih ettikleri bulgusuna ulaştı. Bu yaştaki bebekler için bir nesneye ya da kişiye bakmak bebeklerin o nesne ya da kişi ile bağ kurmaya yatkın olduğunun göstergesidir. Bu durum, bebeklerin yardımsever ve pro-sosyal kişilere yakınlaştığını gösteriyor.

Yale University Infant Cognition Center’da (Bebek Kavrama/Bilişsellik Merkezi) yürütülen daha fazla çalışma, bebeklerin ahlaki/etik yargılar oluşturmakta oldukça sofistike olduklarını ortaya koyuyor. 2011’de Proceedings of the National Academy of Sciences‘ta yayımlanan bir başka çalışmada, Yale University’den araştırmacılar, 5 ve 8 aylık bebeklere bir kuklaya yardım eden ya da onu engelleyen bir başka kukla gösterdiler.

Sonrasında, bebeklere bu yardım eden ya da engelleyen kuklaların bir topla oynarken ve topu düşürürkenki halleri ve üçüncü bir kuklanın yere düşen topu sahibine taşıdığı görüntüler gösterildi. Sonuçta, 5 aylık bebeklerin topu düşüren kuklanın yardım eden ya da engelleyen kukla olup olmasını önemsemeden topu geri veren kuklayı tercih ettikleri görüldü -bu bebekler yalnızca sevimli/hoş/iyi ilişkileri görmeyi sevdiler-. Fakat 8 aylık  bebekler topu düşüren ve tekrar geri verilen kuklanın daha öncesinde yardım eden kukla olmasına dikkat ettiler. Bir başka deyişle, 8 aylık bebekler iyi niyetlilerin ödüllendirilmesini ve kötü niyetlilerin cezalandırılmasını görmeyi sevdiler.

Beyinde Adalet

Yani adaletin yapıtaşları beyinde çok erken yaşlarda bulunuyor. Fakat bu yapıtaşları beyinde nerede bulunuyor? Araştırmalar (burada ve burada), haksızlığa karşı beyinde -insula, anterior singulat korteks ve temporoparyetal bileşimi gibi- bir dizi bölgenin tepki verdiğine ve yargılamayı işleyen -prefrontal korteks gibi- bir başka bölgeler dizisine işaret ediyor.

2004’te Science‘ta yayımlanan bir çalışmada, araştırmacılar, katılımcılar bir başka kişinin ne kadar cezalandırılıp cezalandırılmayacağına karar verirken bu insanların (katılımcıların) beyinlerini pozitron emisyon tomografisi (PET) ile taradılar. Çalışmada, cezalandırma senaryosu kurgulamak için basit bir ekonomi oyunu kullanıldı. Oyunda, 2 oyuncuya da -A ve B- 10’ar dolar verildi. Oyun kurallarında, A kişisi kendi 10 dolarını B kişisine gönderebilir ve eğer bunu yaparsa gönderdiği miktar 4 katına çıkarılacak ve B kişisi 40 dolar kazanacak. Sonra, B kişisi -sahip olduğu- 50 doları kendisi ve A kişisiyle paylaşmayı seçebilir ya da açgözlü davranarak bütün parayı kendisine saklayabilir. Fakat B için bir handikap söz konusu: Eğer bütün parayı kendisine saklarsa A kişisinin onu cezalandırma hakkı doğacak. Araştırmacılar, bazı durumlarda deneyi A kişisinin B kişisini cezalandırmak için bir ödeme yapması gerektiği şeklinde düzenlediler. Diğer durumlarda ise cezalandırma herhangi bir ödeme olmaksızın yapılabiliyordu. Benzer şekilde, cezalandırma bazen sembolik oluyor ve bazen de B’yi cezalandırmak için gerçek para isteniyordu.

Araştırmacılar, bütün durumlarda da beynin derinliklerinde bir bölge olan anterior dorsal striyatumda bir aktifleşme gördüler. Bu nokta, özellikle de kaudat olarak isimlendirilen parça ödüle dayalı kararlar vermekten sorumlu olarak bilinir. Şaşırtıcı bir biçimde, daha aktif bir kaudat ile katılımcıların daha sert bir cezalandırma yapmaya yatkın oldukları sonucuna ulaşıldı. Araştırmacılara göre, yüksek kaudat aktivitesi; cezalandırmaya daha istekli bir halin sorumlusu olarak görülüyor. Bu da; kaudat aktivasyonunun karşı tarafı cezalandırmadan memnuniyet duyduğunu gösteriyor.

Duygusal Cezalandırma

Haklı bir cezalandırmanın hazzı bütün adaletli işler için önemli bir açıyı vurguluyor: Bu durum amansız bir biçimde duygularımızla karışık. Bir dağ tırmanıcısının bir başka dağcının teçhizatını (ipini) keserek onu öldürmüş olduğunu duyduğunuzu düşünün. Bir senaryoda, kurbanın yalnızca yaralanarak öldüğü tanımlanıyor. Bir başka senaryoda ise, dağcının vücudundaki bütün kemiklerin kırıldığını ve çığlıklarının ağzından gelen köpük köpük kan ile boğulduğunu (çığlıkların yavaş yavaş sönümlenmesi) düşünün.

2014 yılında Nature Neuroscience‘da yayımlanan bir çalışmada, –tahmin edeceğiniz gibi– katılımcılar ikinci senaryoyu duyduğunda, daha az detay verilen ilk senaryoya kıyasla katilin cezalandırılmasında çok daha fazla istekli oldular. Katılımcıların beyinlerinin fonksiyonel manyetik rezonans görüntülemesi (fMRI) bu karara ulaşmalarının nedenine dair bir ipucu sunuyor: kötülüğün grafik tanımlamaları, duygusal işlem ve korkudan sorumlu beyin bölgesi olan amigdalayı uyarıyor. Aynı zamanda, grafiksel detaylar amigdala ve karar vermede önemli beyin bölgesi lateral prefrontal korteks arasındaki titreşimleri de artırdı.

Öte yandan, insanlara dağcının ölümünün bir kaza sonucu olduğu anlatıldığında ise, şaşırtıcı olmayan bir biçimde, yaralanmaların grafiksel detaylarını duymuş olsalar bile diğer dağcının cezalandırılması noktasında daha az istekli oldular. Bu durumlarda, beynin medial prefrontal ve dorsomedial bölgeleri devreye girerek amigdalayı ve onun korku-tellallığını baskılıyor. Bir başka deyişle; beyin, cezalandırma arzumuzda bir fren oluşturabiliyor.

Tartışmalı Adalet

Öç alma ve yumuşaklık arasındaki çekişme bizim adalet duygumuzu oluşturur. Ve burada da işler karışıyor.

Psikologlar; insanların ahlâki yargılara öncelikle sezgileriyle karar verip daha sonrasında geri dönerek duruma dair mantıklı gerekçeler ürettiklerine dair fazlaca delile sahipler. Ve –insanlar– bunu yaparken de bütün delillere eşit değerlendirmede bulunmuyorlar. 1979 yılında ölüm cezasına dair tutumlar üzerinde yapılan ünlü bir çalışmada, –örneğin– insanların idam cezası hakkındaki önceki kanaatlerine destek sunan delilleri sorgusuz sualsiz kabul ettikleri bulgusuna ulaşıldı. Buna karşın, düşünceleriyle çelişen deliller sunulduğunda ise bu delilleri yanlış buldular.

New York University’den sosyal psikolog Jonathan Haidt 2001 yılındaki bir makalede konuya dair; -beyindeki- muhakeme sürecinin; müvekkilini savunan bir avukata ya da gerçeği arayan bir bilim insanına benzetilebileceğini söylüyor.

University of California’dan psikolog Peter Ditto; ahlâki soruların duygu-odaklı işlemeye uygun olduğunu, çünkü insanların neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair derin bağlar kurduklarını söylüyor.

Ditto:

“Dünya’ya bakışımız bazı tutarlılıklar gerektirir ve gelecek hakkında tahminde bulunabilmek için geçmişi kullanmak zorundayız. Ve alışılmadık ya da hoş karşılanmayan bilgiye dair daha dikkatli olmalıyız, çünkü bu durum ileride bir tehdit oluşturabilir.” diyor.

Sonuç itibariyle; unutulmamalı ki, adaleti neden istediğimize dair sinirsel (nöral) düzeyde işlerlik gösteren bu mekanizmaları aktifleştiren tarihsel, toplumsal ve kültürel etkenler vardır. Bu yüzden de; konuyla ilgili tarihsel araştırmalara, toplumların evrim sürecine, kültürel çalışmalara, sınıfsal ilişkilere ve yaklaşımlara bakmak da faydalı olacaktır.

Yine de; adaletin ne olduğuna dair herkes aynı fikirde olmasa da, adalete dair inanç; beynimizin bir parçasıdır ve belki de bizi biz yapan o parçalardan birisidir.


Kaynak ve İleri Okuma:
1- http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2966030/
2- http://www.pnas.org/content/108/50/19931.abstract
3- http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24882214
4- http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2555414/
5- https://www.braindecoder.com/why-we-crave-justice-1167392639.html
6- http://psycnet.apa.org/psycinfo/1981-05421-001
7- http://www3.nd.edu/~wcarbona/Haidt%202001.pdf


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (1 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  • Mahir Kaya 06 Ağustos 2015 - 00:55
  • İşte sizden beklediğimiz yazılar bunlar. Bu tarz yazılara daha çok yer vermeniz dileğiyle. Elinize sağlık.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv