Baran Bozdağ
Boğaziçi Üniversitesi - Yazar / Editör
Tıbbi olarak teşhis edildiği anda, metastaz bir korku yaratmaktadır. Biyolojik bir süreç olarak da, metastaz, bilim dünyasında da hem korku hem de karşı konulmaz bir merak uyandırmaktadır. Kanser hücrelerinin ana tümör dokusundan, metastatik alana doğru yaptığı yolculuğu; sebep ve sonuçları ile içine alan metastaz, aslına bakılırsa son derece düşük ihtimallerle gerçekleşmektedir. Bir hücrenin bu anlamda yolculuğunu tamamlaması çok zordur ve birçok genetik, moleküler ve yaşamsal vücut engeli ile karşılaşmaktadır. Bu engeller ne kadar bizim işimize yarıyor olsa da, metastazın gerçekleşmesine engel olamayabilmektedir.

Öncül tümörden kopuş gerçekleştikten sonra, kanserli bir hücre; tümörün hemen yanı başındaki sağlıklı dokulara nüfuz ederek yolculuğuna başlar ve mümkün olan en kısa yoldan lenf ve kan damarlarına girmeyi dener. Buradaki kendisi için zorlu olan koşullara direnebilirse (bağışıklık sistemi, tuzlu hipertonik ortam vs.) başka bir yerde damardan dışarı çıkarak, bu varış noktasındaki sağlıklı dokuda büyümeye başlar. Doğal olarak tahmin edebileceğimiz gibi, bu yeni mahallesindeki mikroçevresi, ilk ortaya çıktığı tümörlü dokudan oldukça farklıdır.

Daha önceleri, yalnızca malignant (kötü huylu) tümörlerin sebep olduğu metastazın, yine yalnızca nadir olarak görülen ve bu yolculuk için özelleşmiş olan hücreler tarafından gerçekleştirildiği düşünülüyordu. Bugüne kadarki veriler buna işaret ederken, bilim insanları metastaz için yeni teknolojileri uygulamaya başladıkça, bu metastaz sürecinin ve gerçekleştiren hücrelerin evrimleşiyor olduğu  ortaya çıktı.

Öncül tümör hücreleri (yani ana tümör dokusunda bulunan kanserli hücreler) her zaman tek başlarına hareket etmiyor. Buna karşılık, bir grup olarak işgale gidebiliyor, yaşamsal döngülerini işletebiliyor ve başka bir lokasyondaki tümör oluşumunu yine bir grup halinde başlatabiliyor. Bazı koşullarda da, bu uzak noktaya varıldığı anda, ortam hali hazırda yolcu kanser hücrelerinin tümör oluşturması için gerekli şartların hazır olarak bulunduğu biliniyor. Bunu sağlayan bilgi sinyalleri de öncül tümörden yayılan moleküller ve ekzozom paketçikler (vesicles) ile oluşturulmaktadır. Metastazın ve öncül tümörlerin karşılaştırmalı genom analizleri gösteriyor ki; (bu çalışmalar hala sürmektedir) köken, güzergah, hareket ve göç yönü, metastaz zamanlaması gibi değişkenler açısından tümörden tümöre ve hastadan hastaya çok ciddi farklar bulunuyor. Ancak bugüne kadar, 'metastaz geni' olarak tanımlanabilecek ve üzerinden tedavi uygulanabilecek bir gen aktif olarak tanılanmadı.

Geneli olumsuz görünen tüm bu noktalara rağmen, umut beslenebilecek kısımlar da yok değil. Bağışıklık sistemi dahilindeki denetim noktası inhibitörleri, metastatik melanoma hastalarında gözle görülür iyileşmeler sağlayabiliyor. Diğer bağışıklık sistemi tabanlı tedaviler (örneğin, nötrofilleri hedefleyenler), preklinik modellerinde de olsa önemli etkiler vaad ediyor.





Kaynak : Paula A. Kiberstis, Metastasis: An evolving storyScience  08 Apr 2016:Vol. 352, Issue 6282, pp. 162-163, DOI: 10.1126/science.352.6282.162




Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu "Kullanım İzinleri"ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.
Kaynak ve İleri Okuma
Etiket

Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?

Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.

Destek Ol

Yorum Yap (0)

Bunlar da İlginizi Çekebilir