Menstrüasyon ve Beyin Arasındaki Karmaşık İlişki

Yapılan araştırmalar, regl dönemindeki kadınların beyinlerinde durumun pek de düşünüldüğü gibi olmadığını ortaya koyuyor.
Görsel Telif: Ioannis Pantzi / Shutterstock

Pek çok kadın, menstrüasyon dönemindeki hormonal dalgalanmanın hafızalarını, rasyonal düşünme becerilerini ve çoklu görev yetilerini etkilediğine inanır. Ancak yapılan araştırmalar, regl dönemindeki kadınların beyinlerinde durumun pek de düşünüldüğü gibi olmadığını ortaya koyuyor.

The Frontiers in Behavioral Neuroscience‘da yayımlanan bir çalışmada, iki menstrüel döngü boyunca 68 kadın izlendi ve bir bilişsel bir teste tabi tutularak “mensrüel dönem beyni” kavramı biraz daha derinlemesine sorgulandı. Döngünün çeşitli aşamalarında, kadınlardan hafıza, yargılar ve çoklu görevle ilgili testleri tamamlamaları istendi. Analiz edilen sonuçlar, her iki döngü boyunca, adet döngüsünün bir sonucu olan hormon düzeylerindeki (östrojen, progesteron ve testosteron) değişikliklerin, hiçbir bilişsel testteki performansta bir etkisinin olmadığı görüldü.

Ancak konu burada kapanmıyor. Hormonlar ve beyin arasındaki bağlantı, biraz karmaşık bir durumdur. Ancak bu karmaşaya girmeden önce, hormonlar ve beyin durumu arasındaki bağlantıların ilk olarak nasıl tanımlandığına bir göz atalım.

1995 yılında, İsveç’teki Umea University’den araştırmacılar, beynin düşünme, hafıza ve dikkatle ilgili bölgeleri de dahil olmak üzere çeşitli bölgelerinde bulunan östrojen reseptörleri tarafından aktifleştirilen proteinler keşfettiler. Menstrüel döngü boyunca östrojenin belirgin bir dalgalanma gösterdiği göz önüne alındığında, bilim insanlarının artık cinsellik hormonları ile beyin arasında bir bağlantı olduğuna inanmak için bir sebepleri vardı. Bu durumun, bazı kadınların regl döneminde neden “beyin durması” durumundan şikayet ettiklerinin bir açıklaması olabileceği düşünüldü.

Daha sonra yapılan bazı çalışmalarda ise, östrojen ve progesteronun mekansal beceriyi ve sözel akıcılığı etkilediği bulgusuna ulaşıldı.

Ancak ne yazık ki alandaki çalışmalar, genellikle tutarsız ya da bir sonuca bağlanmış değil. Örneğin, bazı araştırmalar, yüksek seviyelerdeki östrojenin, zayıf bilişsel performansa neden olabileceğini göstererek östrojenin kısa süreli hafıza ve dikkat gibi bilişi çeşitli şekillerde etkileyebileceğini ortaya koyarken, bazı araştırmalar ise, yüksek östrojen seviyeleriyle bilişsel fonksiyonlardaki gelişimin bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Sonuçların neden tutarsız olduğu ise tam olarak bilinmiyor. Ancak, östrojenin beyinde etkileşime girdiği çok geniş kapsamlı kimyasal sistemler göz önüne alındığında, menstrüel döngü ve biliş arasındaki ilişkinin karmaşık olması şaşırtıcı değildir.

Menstrüel döngüde östrojen ve progesteron seviyelerindeki değişim Görsel Telif: Marochkina Anastasiia/Shutterstock / Çerviri-Düzenleme:BilimFili.com

Östrojen Yardımcı Oluyor, Ancak Yalnızca Zorlu Görevlerde

Menstrüel döngü ve biliş arasındaki ilişkiyi etkilemesi muhtemel bir faktör, katılımcıların laboratuvarlarda yapmaları istenen hassas talepler olabilir. Hornones ve Behavior‘da yayımlanan bir çalışmada, katılımcılara biri sol kulağa, diğeri sağ kulağa olmak üzere iki parçalı işitsel bilgi (“ba”, “ta” ya da “ga” gibi ses heceleri) dinletildi. Sonrasında ise katılımcılardan sesi sol kulağı mı sağ kulağı mı daha açık bir şekilde duyup duymadığı bildirmeleri istendi.

Katılımcıların çoğu, sağ kulaklarının sunulan işitsel bilgiyi daha iyi duyduğunu bildirdi. Bunun nedeni ise, sağ kulağa sunulan işitsel bilgiler, beynin dil işleme için uzmanlaşmış olan sol tarafına doğrudan erişime sahiptir. Dolayısıyla, sonuçlar nispeten yüksek östrojen seviyelerinin, katılımcıların hem sol hem de sağ kulaktan benzer miktarda bilgi sunduğuna işaret ediyor. Bu da bize, östrojen seviyeleri yüksek olduğunda, beynin her iki tarafının da dil işleme sürecinde eşit derecede yer aldığını gösteriyor. Yapılan bu çalışma sonucunda, doğal olarak yüksek östrojen seviyelerinin beynin mevcut yapısıyla bağlantılı olduğu sonucuna varıldı.

Aynı ekip, sonrasında, aynı deneyi farklı bir görev kullanarak (bu kez “power” ve tower” gibi gerçek kelimeler kullanarak) tekrarladı. Bu deneme, görevi katılımcılar için daha basit bir hale soktu ve ilk deneyin etkileri gözlemlenmedi. Bunun nedeni olarak da, katılımcıların görevi daha basit bulmaları gösteriliyor. Çünkü deneyde, östrojen seviyelerinden bağımsız olarak bütün katılımcılar iyi sonuçlar elde etti. Dolayısıyla da, daha basit görevlerin, beyindeki östrojen etkisini engellediği sonucuna ulaşıldı. Buradan yola çıkarak da, östrojenin yalnızca zorlu görevlerde bilişsel yetiyi etkileyebileceğini söyleyebiliriz.

Kişiliğin Bir Katkısı Var Mı?

Hormonlar ve biliş arasındaki karmaşık ilişkide bir diğer olası faktör ise, kişisel özelliklerde saklı olan biyolojik farklılıklardır.

Östrojen ve diğer nörotransmitterlerin etkileşiminin bilişi etkilemesi mümkündür. /Görsel Telif: molekuul_be/Shutterstock

Bu etkenin ihtimal dahilinde olduğunu düşündürten bir dizi neden vardır. Öncelikle, östrojen hormonu, beyinde birkaç nörotransmitter (serotonin, dopamin, glutamat ve noradrenalin) ile etkileşime girer. İkinci olarak, bu nörotransmitterlerin seviyelerinin –özellikle de dopamin– farklı insanlarda doğal farklılıklar gösterdiği düşünülür. Bu nörotransmitterlerin -yine özellikle dopaminin- bilişsel fonksiyonları etkilediği bilinmektedir ve bazı insanların östrojen hormonu etkilerine diğerlerine göre daha duyarlı olabilmesi mümkündür.

Hormones and Behaviour‘da yayımlanan bir başka çalışmada ise, belirli kişilik özelliklerine sahip insanlarda östrojenin hafızaya olan etkisi araştırıldı. Bu özelliklere dikkat dağınıklığı da dahildir. Dikkat dağınıklığı olan kişiler, bir anda birden fazla şey gerçekleştiğinde hayallere dalabilir veya kafa karışıklığı yaşar.

Yapılan çalışmada, katılımcılar, sahte hafızalar (gerçekleşmemiş bir olaya ait hafıza) oluşturmalarını sağlamak üzere tasarlanmış bir görevi tamamladı. Bu çalışmada, araştırmacılar, katılımcıların östrojen seviyelerinin gerçek hafıza oluşumuna bir etkisi olup olmadığını yani östrojenin sahte hafıza sayısında bir artışa ya da azalmaya neden olup olmadığını görmek istediler. Bunun için de  katılımcıların hatırlama yetileri, menstrüel döngünün farklı aşamalarında test edildi ve aynı zamanda da tükürüklerindeki östrojen seviyeleri ölçüldü.

Elde edilen sonuçlarda, östrojenin hafıza ve biliş üzerindeki etkisinin katılımcının kişilik özelliğine dayalı olarak değişkenlik gösterebildiği görüldü. Örneğin, bilişsel karışıklığı (çelişkili düşünmeyi) ölçen bir ölçekte yüksek puan alanlar, östrojen düzeyleri yüksek olduğunda hafızada iyileşme gösterdiler. Buna karşın, bilişsel karışıklık düzeyinin düşük olduğu katılımcılar, hafızada östrojene bağlı gelişmeler göstermediler. Bu da yazının başında bahsettiğimiz The Frontiers in Behavioral Neuroscience’da yayımlanan çalışmanın aksine: östrojendeki doğal farklılıkların bilişi etkileyebileceğini, ancak yalnızca belli bir gruptaki bireylerde etkili olduğunu düşündürmektedir.

Bilim insanları, hormonların beyin üzerindeki etkisinin, üreme ile ilişkili davranışın çok ötesine geçeceğini genellikle kabul ediyor. Son yapılan araştırmalar, hormonlar, beyin ve davranış arasındaki ilişkilerin daha önce düşünülenden çok daha karmaşık olduğunu ileri sürmektedir. Bu çalışmalar, seks hormonu ile beynin nasıl işlediği arasındaki bağlantı konusunda daha fazla netlik sağlamakla birlikte, konuya dair son söz olması pek olası değildir.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv