Mağara Resimlerindeki Gizemli Türün Bizon-Sığır Melezi Olduğu Ortaya Çıktı

Antik DNA araştırması, Buzul Çağı mağara sanatçılarının daha önce bilinmeyen bizon-sığır melez türünü mağara duvarlarına oldukça detaylı bir şekilde kaydettiklerini açığa çıkardı. Bu gizemli tür, tari..
Görsel Telif:

Antik DNA araştırması, Buzul Çağı mağara sanatçılarının daha önce bilinmeyen bizon-sığır melez türünü mağara duvarlarına oldukça detaylı bir şekilde kaydettiklerini açığa çıkardı.

Bu gizemli tür, tarifi zor doğasından dolayı araştırmacılar tarafından Higgs Bizonu olarak adlandırılıyor. 1960’larda varlığından ilk defa şüphelenilen ve 2012 yılında varlığı doğrulanan Higgs Bozonuna lakabında gönderme yapılan bu canlı, modern sığırların atası olan soyu tükenmiş Aurochs (Antik Avrupa Bizonu) ile Buzul Çağı Bozkır Bizonunun melezlenmesi sonucu 120.000 yıldan daha uzun süre önce ortaya çıktı.

Australian Centre for Ancient DNA (ACAD) öncülüğünde University of Adelaide’de yapılan ve Nature Communications’da yayımlanan bu çalışmaya göre; bu gizemli melez tür Polonya ile Beyaz Rusya arasındaki  Białowieża ormanı gibi korunmuş bölgelerde hayatta kalan modern Avrupa bizonunun atası olabilir.

Araştırmanın başındaki profesör Alan Cooper’a göre: “Melezlenme olayının tamamen yeni bir türün ortaya çıkmasına yol açtığının bulgularına ulaşmak gerçekten şaşırtıcı. Antik bizon kemiklerindeki genetik sinyaller oldukça eşsizdi fakat bu türün gerçekten var olduğundan tam anlamıyla emin değildik. Bu sebeple Higgs Bizonu olarak adlandırdık.”

Ayrıca araştırmacılar Avrupa’da, Ural’da ve Kafkasya’da mağaralarda bulunmuş ve karbon-14 ile tarihlenmiş kemikler ile dişlerden çıkardıkları antik DNA kalıntılarını inceleyerek popülasyonların genetik tarihinin izlerini sürdüler.

Araştırmacılar birçok bizon fosili kemiğinde belirgin genetik sinyallere rastladılar. Bulgular Avrupa bizonu ya da diğer bilinen türlerden oldukça farklıydı.

Karbon-14 tarihleme, bu gizemli türün Avrupa kayıtlarında binlerce yıl boyunca birçok noktada hakim olduğunu gösteriyordu. Fakat bu tür zamanla yerini Bozkır bizonuna bıraktı. Daha önce Bozkır bizonunun, Buzul Çağı sonlarında Avrupa’da bulunan tek bizon türü olduğu düşünülüyordu.

Araştırmacılardan Dr Julien Soubrier’in belirttiğine göre, tarihlenmiş kemikler bu yeni tür ile Bozkır bizonunun, iklim değişikliğinden kaynaklı ana çevresel değişiklikler ile uyum içerisinde, Avrupa’da birçok kez dönüşümlü olarak hakim olduğunu gösteriyor. Fransız mağara araştırmacılarına göre, aslında Buzul Çağı mağara resimlerinde iki farklı bizon formuna rastlanıyor. Bu türlerin yaşları da, farklı türler olduğu savını destekliyor. Dr Julien Soubrier: “Mağara ressamlarının iki farklı türü bize fayda sağlayacak şekilde resmetmiş olabileceklerini tahmin etmiyorduk.”

magara-resimlerindeki-gizemli-turun-bizon-sigir-melezi-oldugu-ortaya-cikti-1

Mağara duvarındaki yaklaşık 17.000 yılık bizon resimleri

Mağara duvarlarında bizon, uzun boynuzlarla ve boynunun altındaki büyük çıkıntısıyla resmedilmiş. Bu tanımlama Bozkır bizonunun soyundan gelen Amerikan bizonuna benziyor. Mağara duvarlarındaki diğer bizon resminde ise, bu canlı daha kısa boynuzlu ve daha küçük boyun alt kısmı ile gösterilmiş. Bu tanımlama da Avrupa bizonu ile benzerlikler taşıyor.

Ortaya çıktıktan sonra, yeni melez türün başarılı bir şekilde toprak üzerinde kendine yer tuttuğu ve kendini genetik olarak sakladığı görülüyor. Araştırmacılara göre bu tür, sıcak yazların olmadığı soğuk tundra benzeri dönemlerde hakimdi ve megafuanal soy tükenmelerinde hayatta kalan en büyük Avrupa türüydü. Fakat modern Avrupa bizonu genetik olarak bu türden oldukça farklı görünüyor. Çünkü Modern Avrupa bizonu neredeyse soyunun tükendiği 1920’li yıllarda bir genetik darboğaza girmişti ve yalnızca 12 adet bizon hayattaydı. Bu sebeple antik formu neredeyse yeni bir türmüş gibi görünüyor.

Professor Beth Shapiro, ilk defa bu gizemli türü 2001 yılında tespit etmişti. Shapiro’ya göre; bu çalışmadan 15 yıl sonra, bu türün bütün hikayesi birçok değişiklikle birlikte nihayetinde açığa çıkartılabildi.

 


İlgili Makale:  Julien Soubrier, Graham Gower, Kefei Chen, Stephen M. Richards, Bastien Llamas, Kieren J. Mitchell, Simon Y. W. Ho, Pavel Kosintsev, Michael S. Y. Lee, Gennady Baryshnikov, Ruth Bollongino, Pere Bover, Joachim Burger, David Chivall, Evelyne Crégut-Bonnoure, Jared E. Decker, Vladimir B. Doronichev, Katerina Douka, Damien A. Fordham, Federica Fontana, Carole Fritz, Jan Glimmerveen, Liubov V. Golovanova, Colin Groves, Antonio Guerreschi, Wolfgang Haak, Tom Higham, Emilia Hofman-Kamińska, Alexander Immel, Marie-Anne Julien, Johannes Krause, Oleksandra Krotova, Frauke Langbein, Greger Larson, Adam Rohrlach, Amelie Scheu, Robert D. Schnabel, Jeremy F. Taylor, Małgorzata Tokarska, Gilles Tosello, Johannes van der Plicht, Ayla van Loenen, Jean-Denis Vigne, Oliver Wooley, Ludovic Orlando, Rafał Kowalczyk, Beth Shapiro, Alan Cooper. Early cave art and ancient DNA record the origin of European bisonNature Communications, 2016; 7: 13158 DOI: 10.1038/ncomms13158

Kaynak: University of Adelaide


 

 

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv