Lucy’nin Atası Anamensis’in Çehresi

Bilim insanları, Etiyopya’da Australopithecus anamensis‘e ait 3.8 milyon yaşında ve yaşına göre hatırı sayılır derecede bütün halde bir kafatası keşfetti. Australopithecus anamensis, bilin..
Görsel Telif: Dale Omori, Cleveland Museum of Natural History

Bilim insanları, Etiyopya’da Australopithecus anamensis‘e ait 3.8 milyon yaşında ve yaşına göre hatırı sayılır derecede bütün halde bir kafatası keşfetti.

Australopithecus anamensis, bilinen en eski Australopithecus türüdür ve geniş çapta Lucy’nin ait olduğu tür Australopithecus afarensis‘in atası sayılmaktadır. Şimdiye kadar A. anamensis yalnızca çene ve diş kalıntılarından bilinmekteydi. Ne mutlu ki, Cleveland Museum of Natural History’den Yohannes Haile-Selassie, Max Planck Institute for Evolutionary Anthropology’den Stephanie Melillo ve ekip arladaşları, Etiyopya Woranso-Mille’de, A. anamensis‘e ait ilk kafatasını keşfetmeyi başardı.

3.8 milyon yaşındaki fosil, 4.1 ila 3.6 milyon yılları arasındaki dönemi (Zanclean Dönem 5.3 Ma ila 3.6 Ma içinde kalan zaman aralığı) temsil ediyor ve bu zaman aralığında A. anamensis‘in yerini A. afarensis‘e bıraktığını düşünüyoruz. Araştırmacılar morfolojik özelliklere dayanarak kafatası fosilinin hangi türü temsil ettiğini anlamaya çalıştı.

Üst çene ve kesici dişlerin özelliklerinin bu kararı vermede en önemli rolü üstelendiği belirtildi ve bu özelliklere bakılarak kafatasının bir anamensise ait olduğu belirlendi. Etiyopya’nın Afar bölgesinden toplanan diğer fosiller ile birlikte MRD adı verilen bu kafatasının keşfi sayesinde A. anamensis ve A. afarensis‘in birlikte 100,000 yıl kadar aynı dönemde yaşadıkları ortaya çıkarıldı. Bu zamansal örtüşme nedeni ile, lineer veya çizgisel geçiş olarak tanımladığımız bu iki eski insansı ataların türler arası geçiş durumu da sorguya açılmış oluyor.

Araştırmacılara göre bu keşifler, Pliyosen (Pliocene) Çağ boyunca insan evrimi ile ilgili bilgi ve anlayışımızda büyük değişikliklere yol açacak. 15 yıldız kazı alanında çalışan araştırmacılar Şubat 2016’da MRD-VP-1/1 adı verilen bu yazıda da MRD olarak geçen kafatasını keşfetti. Keşfin akabinde paleoantropologlar MRD’yi oldukça detaylı biçimde analiz ederek hem yaşını hem de fizyolojik, morfolojik özelliklerini tespit etti ve bulgularını iki ayrı makale ile Nature’da yayımladı.

2016 yılında Etiyopya’da keşfedilen kafatası kemiği. Telif: Yohannes Haile-Selassie, Cleveland Museum of Natural History

Kafatasının Keşfi

Woranso-Mille projesi Etiyopya’nın Afar bölgesinin merkezinde 2004 yılından bu yana sürüyor. Proje kapsamında bugüne kadar 85 memeli türüne ait 12,600 fosil toplandı. Bunlardan 230 adet hominin fosili 3.8 ila yaklaşık 3 milyon yılları arasına ait. MRD’nin keşfedilen ilk parçası üst çene kemiği idi. Akabinde alanda gerçekleştirilen devam araştırmaları sayesinde kafatasının kalanı da aynı bölgeden toplanabildi.

Yine aynı Nature sayısında yayımlanan bir diğer makalede Case Western Reserve University’den Beverly Saylor ve çalışma ekibi fosilin yaşını 3.8 milyon yıl olarak hesapladı. Keşfin yapıldığı noktadaki volkanik taş katmanına ait minerallerin yaşları ile bu doğrulamayı yapan araştırmacılar, yaş hesapları yapılan katmanlar ile taş katmanlarının manyetik ve kimyasal özellikleri ve saha gözlemlerini birbiri ile karşılaştırarak haritalama yaptı. Yine bu gözlemler ile mikroskobik biyolojik kalıntıların analizleri ile kombine eden Saylor, MRD’nin ait olduğu bireyin öldüğü alanın bitki örtüsü, yer şekilleri ve hidrolojisini yeniden modelledi.

MRD’nin yüzünün yeniden yapılandırılması. (John Gurche) Telif: © Matt Crow, Cleveland Museum of Natural History

MRD, kumlu çökeltilerin bulunduğu bir deltada keşfedildi. Etiyopya platolarının yüksek kısımlarından gelen bu nehrin sonundaki yarma etkisinin buradaki kabuğu incelttiği ve gölün de içinde bulunduğu düşük rakımlı alanın oluşmasını sağladığı düşünülüyor. Fosil polenler ve fosil bitki kalıntılarına ek olarak gölde korunmuş olan algler dönemin koşulları hakkında oldukça iyi veriler sağlıyor.

Gölün sınırlarının genellikle kurak olmasının yanı sıra deltanın kıyılara yakın yerinde ormanlık kısımlar olduğuna da işaret eden kayıtlar, nehir boyunca bu yeşil alanın var olmuş olabileceğine de işaret ediyor. Yani MRD kurak bir alanda bulunan geniş bir gölün etrafında yaşıyordu. Ancak yaşadığı çevrenin daha iyi anlaşılabilmesi için ve özellikle de modern insana doğru devam eden evrimsel süreci nasıl etkilediğini anlayabilmek için bu alanda daha geniş çaplı incelemelere gerek duyulacak.

Yeni Bir Yüz

Australopithecus anamensis, Australopithecus cinsinin bilinen en yaşlı üyesi ve şimdiye kadar elimizde hiç bulunmayan bütün kafatası sayesinde şu ana kadar bilinmeyen birçok morfolojik özelliği mevcut keşif sayesinde tanılandı. Haile-Selassie’ye göre, MRD hem ilkel hem de geçiş sonrasında ortaya çıktığı düşünülen özelliklerin türevlerine tek bir bedende sahip olması bakımından bir bakıma şaşırtıcı bir örnek. Bazı özellikleri gelecek türlerinde bulunacak olan özellikler olan bu türün diğer bir takım özellikleri de diğer insan atası gruplardan olan Ardipithecus ve Sahelanthropus gibi gruplara ait özellikler. Şimdiye kadar bilinen en eski insan ataları ile (yaklaşık 6 milyon yıl öncesine ait), Lucy’nin ait olduğu tür arasında büyük bir boşluk vardı ve bu keşif sayesinde iki grup arasındaki morfolojik boşluk bir köprü ile birleştirilme şansı buldu.

Dallanıp Budaklanmak

Araştırmanın sonuçlarından en önemlilerinden biri olarak,  A. anamensis ile devam türü olan A. afarensis’in aynı anda 100.000 yıl kadar birlikte yaşadıklarının keşfi gösterildi. Bu iki tür arasında kabul gören anagenetik ilişkiye karşın, evrimsel patern anlamında dallanmanın ön plana çıktığını görüyoruz. Bir türün yerini diğerine bıraktığını düşündüğümüz bu iki tür arasındaki ilişki yerini başka bir ihtimale bıraktı.

Belohdelie frontal adı verilen ve yine Etiyopya’da ancak bu sefer Orta Awash’da keşfedilen fosilin Lucy’nin türüne ait olduğunun net olarak belirlenmesi ve 3.9 milyon yıl öncesine tarihlenmesi ile, en azından 100.000 yıl boyunca (son anamensis gerçekten 3.8 milyon yıl önce öldüyse dahi) iki türün bir arada yaşadığı gerçeği ortaya çıkmıştı.

Bilim insanları halen anamensisin, afarensisin atası olduğunu düşündüklerini ancak yeni keşif ile birlikte de yaşamış olduklarını anladığımız bu iki türün arasında acaba ne gibi çekişmeler ve mücadeleler gerçekleşmişti? Yemek veya yaşam alanı için yarışıyorlar mıydı?

 

Kaynak ve İleri Okuma

  • Dr. Stephanie Melillo, Dr. Yohannes Haile-Selassie, Max Planck-Gesellschaft Newsroom Website ;A face for Lucy's ancestor, 28 Ağustos 2019, https://www.mpg.de/13828990/a-face-for-lucy-s-ancestor
  • Yohannes Haile-Selassie, Stephanie M. Melillo, Antonino Vazzana, Stefano Benazzi, Timothy M. Ryan. A 3.8-million-year-old hominin cranium from Woranso-Mille, Ethiopia. Nature, 2019; https://www.nature.com/articles/s41586-019-1513-8
  • Beverly Z. Saylor, Luis Gibert, Alan Deino, Mulugeta Alene, Naomi E. Levin, Stephanie M. Melillo, Mark D. Peaple, Sarah J. Feakins, Benjamin Bourel, Doris Barboni, Alice Novello, Florence Sylvestre, Stanley A. Mertzman, Yohannes Haile-Selassie. Age and context of mid-Pliocene hominin cranium from Woranso-Mille, Ethiopia. Nature, 2019; https://www.nature.com/articles/s41586-019-1514-7

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv