İnsanlar Neden Hâlâ GDO’nun Güvenli Olmadığını Düşünüyor?

Genetiği değiştirilmiş ekin tüketiminin güvenliği konusunda araştırma yapan 3.000 (yazıyla: üç bin)’den fazla bilimsel çalışma bulunmasına rağmen, Dünya nüfusunun neredeyse üçte biri, genetiği d..
Görsel Telif: andriano.cz / Shutterstock

Genetiği değiştirilmiş ekin tüketiminin güvenliği konusunda araştırma yapan 3.000 (yazıyla: üç bin)’den fazla bilimsel çalışma bulunmasına rağmen, Dünya nüfusunun neredeyse üçte biri, genetiği değiştirilmiş gıdaların zararlı olduğunu düşünüyor. Aksini gösteren yığınla araştırmaya rağmen, neredeyse her üç insandan birinin bu mite sahip olmasını pek çok açıdan tartışmak mümkün elbette, ancak genetiği değiştirilmiş ekinlerin, diğer genetik seçilim teknikleriyle geliştirilen ekinlerden daha zararlı olmadığı konusunda bilimsel bir konsensus olduğunu bir kez daha hatırlatmış olalım. Yine de bu vahim tabloya rağmen, komplo teorileri bilimin elinden kurtulamıyor.

Proceedings of the National Academy of Sciences’da yayımlanan güncel bir araştırma, GDO ve diğer bilimsel konuları kamuoyunun kabulünü etkileyen faktörlere dair önemli bir bilgi sağladı.

Araştırmaya göre, insanların; insan evrimi, Büyük Patlama teorisi, kök hücre araştırmaları ve iklim değişimi gibi bilimsel konular üzerindeki düşünceleri büyük oranda politik ve dini eğilimlerden etkileniyor. Yani halk arasındaki yaygın inanışın aksine, yüksek eğitim seviyesine sahip olmanın bazen bu tarz bilimsel konularda daha polarize fikirler oluşturma eğilimini ortadan kaldırmadığı görülüyor. Örneğin, yüksek bir eğitim seviyesine sahip olsa da muhafazakar insanlar; bilimsel konsensusun oluştuğu iklim değişimini reddetmeye devam ediyor. Buna karşın, eğitimli liberaller ise iklim değişimi konusunda daha hassas davranabiliyor. Benzer trendler, kök hücre araştırmaları ve evrim konularında da gözlemlenebilir. Bu noktada, eğitim seviyesinin, bazı bilimsel konular için bağımlı değişkenimizi etkileyen bir değişken olduğunu söyleyebiliriz.

GDO Konusu Başka Mı?

Fakat diğer kategorilerin aksine, söz konusu GDO olduğunda kamuoyunun yaygın kabulü, eğitim seviyesinden, politik eğilimlerden veya dini inanışlardan etkilenmiyor. Bu örgü de bize insanlara bilimsel çalışmalar sunulsa dahi GDO’nun güvenliği konusunda bilimsel konsensusu kabul etmediğini gösteriyor. Peki, bilimsel araştırmalar dahi GDO’nun güvenliği konusunda halkın yaygın kabullerini değiştirmiyorsa; konuyu hangi temelde ele alabiliriz?

Araştırmacılar, bu trendin ortaya çıkmasının muhtemel nedenlerinden birisinin Dunning-Kruger Etkisi olduğunu söylüyor. Güven-beceri bağlantısızlığı olarak tanımlayabileceğimiz bu etki, psikologlar David Dunning ve Justin Kruger’in bir çalışmasından sonra Dunning-Kruger Etkisi olarak isimlendirildi. Bu durum, veri ve bilgi bolluğunun asılsız bir uzmanlık hissi oluşturması olarak ifade edilebilir. Bir başka ifadeyle, insanlar; bilimsel meselelerde, esasında sahip oldukları bilgiden daha çok şey bildiklerini düşünme eğilimi gösterir ve yetersizlikleri, çoğunlukla uygun olmayan bir güven duygusuyla kutsanmıştır.

Mart 2017’de Proceedings of the National Academy of Sciences’da yayımlanan çalışmada, GDO’nun güvenliğine ilişkin kabul konusunda tam olarak bu etkiden söz edilmektedir. Araştırma makalesinde de ifade edildiği gibi; insanların sahip olduklarını düşündükleri bilgi, mevcut bilgileriyle örtüşmüyor olabilir. Yani insanlar, sahip olduklarını düşündükleri –esasında sahip olmadıkları– bilimsel bilgiyi, bilimsel olmayan bir tutum içerisinde konumlanma konusunda kullanıyorlar.

Peki Dunning-Kruger Etkisi’yle Nasıl Başa Çıkabiliriz?

Etkiye bizzat ismini veren psikolog David Dunning şöyle diyor: “Yetkin olun. Her zaman öğrenin.” 

Dunning’e göre, bir bilgiyi çok hızlı bir biçimde elde ettiğimizde, bilgi seviyemize ilişkin aşırı özgüven geliştirme eğilimindeyiz. Dolayısıyla, hızlı ve dürtüsel kararlar almaktan kaçınmalıyız. Yani bir şey hakkında çok şey bildiğinizi düşünüyorsanız ve tanıdık gelen kelime ve kavramlara dair tuzağa düşmek istemiyorsanız, kendinizi ikinci bir kontrolden geçirmelisiniz. Araştırmacılar, doğrudan sonuçlara atlayan insanların, aşırı özgüven hatalarına yakalanmasının daha muhtemel olduğunu ileri sürüyor.

Öte yandan, araştırmanın elde ettiği bulguların tek açıklaması Dunning-Kruger etkisi değildir. Kamuoyunun GDO konusundaki bu iddialı reddedişinin muhtemel sebeplerinden birisi de; bilgi eksikliğiyle kuşanmış GDO karşıtı kampanyalar olabilir.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (3 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  • Hasan Vural 15 Aralık 2017 - 12:12
  • Kapitalist sistemde pazar ve kar önceliklidir. Bu gerçek dikkate alındığında bilimsel duruşun her koşulda tarafsız insancıl ya da adına ne derseniz deyin olumlu bir niteliği hakkedeceği tartışma götürür. Karı maksimize etmek amacıyla bariz gerçeklerin görmezden gelindiği, kamuoyunun bilgisinden saklanmaya çalışıldığı,karı tehdit eden kişi ve kurumların baskı gördüğü,fonlanan bilimsel kurum ve kişilerin yalan yanlış çarpıtılmış araştırma sonuçları ile gerçeklerin aksinin gerçeklerin kendisinin yerine geçirilmeye çalışıldığı toplumsal algı operasyonlarıyla doludur kapitalizmin kısa tarihi. Örnek mi, geçmiş DDT (çok zehirli bir kimyasal) reklamları,sigaranın sağlığa zararlı olmadığını kanıtlayan “bilimsel çalışmalar”.benzindeki kurşunun zararının açığa çıkma hikayesi (Neil Degrasse Tyson’ un Cozmos dizisine konu olmuştu),iklim değişikliğinin bir palavra olduğunu kanıtlamaya çalışan “bilimsel çalışmalar”,işlenmiş ve glisemik endeksi yüksek gıdaların en az sigara kadar toplum sağlığını tehdit ediyor olmasına rağmen gıda sektörünün baskısıyla durumun vahametinin olabildiğince gözlerden uzak tutulmaya çalışılması, ilaç sektörünün genişlemesi uğruna utangaçlığı bile bilmemne sendromu olarak adlandıran yaklaşımlar…. Örnekler çoğaltılabilir. Konunun tüm bunların dışında pür bilimsel bir yaklaşımla ele alındığını varsaysak bile genetiği değiştirilmiş organizmaların gerek kendi türleri gerekse besin zinciri üzerinden onlarla ilişkilenen tüm doğal türler üzerindeki etkilerini hem süre hem etkileşim biçimleri açısından oldukça sınırlandırılmış deneylerle anlamak ne kadar mümkün olabilir? Bu acele nedir ve nedendir?
    Son söz olarak, deli dana hastalığını hatırlayan var mı bu günlerde? Hani Kıta Avrupası’nın Britanya’ya uyguladığı et ihracatı yasağına ve 1.3 milyon büyükbaş hayvanın katline sebep olan hastalığı? Sahi o hastalığa neden olan uygulamaların hikayesini merak eden var mı gerçekten? Sayın Bilimfili çalışanları ortaya koyduğunuz emeği canı gönülden kutluyorum fakat sermayenin ve karın tüm toplumsal olay ve olguları derinden etkilediği hatta belirlediği küresel kapitalizm çağında bilimselliğin de ancak belli bir taraf seçilerek gerçekleştirilebileceği gerçeğini unutmadan sürdürelim çalışmalarımızı.

  • Seyhan MUTLU 12 Aralık 2017 - 23:31
  • Araştırmalar genelde eksik. 6 ay boyunca GDO’lu gıdayla beslenen farelerin tamamına yakını kanser olurken (bu da bilimsel deney), nasıl oluyor da GDO zararsız oluyor?

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv