İnsan Çığlığı Bilimi ve Yeni Bulgular

New York Üniversitesi konuşma ve dil işlemleri laboratuvarı yöneticisi ve araştırmanın baş yazarı David Poeppel : “Eğer insanlara çığlıkların özelliğini soracak olursanız, size çığlıkların yükse..
Görsel Telif:

New York Üniversitesi konuşma ve dil işlemleri laboratuvarı yöneticisi ve araştırmanın baş yazarı David Poeppel : “Eğer insanlara çığlıkların özelliğini soracak olursanız, size çığlıkların yüksek sesli olduklarını söylerler. Ancak çok yüksek sese sahip ve hatta yüksek perdeden çok fazla ses çeşidi vardır, bu nedenle çığlıkların komünikatif (iletişimsel) kontekstte bir işlevi olmalıdır” açıklamasını yaptı.

İnsanlar çeşit çeşit anlamlı sesler çıkarabilmektedir. Bizi insan yapan etmenlerden biri de, kulaklarımızın; ünlü ve ünsüzlerin birleşmesinden oluşan farklı konuşma paternlerini ayırt edebilme yeteneğidir. Bu yeteneğin altında, seslerin türümüze ait bir dişiye mi yoksa erkeğe mi ait olduğunu, başka bir türe mi ait olduğunu anlayabilmek de bulunur. Bu ses bilgisinin beyinde nerede işlendiği biliniyor, ancak beyinde bir bölge var ve bilimciler buranın insan iletişimi ile hiç bir alakası olmadığını varsayıyorlar. Tam bu noktada da ‘çığlık’ devreye giriyor.

Bugüne kadar üzerine çok az araştırma yapılmış olan ‘insan çığlığı’ çalışmasını yürüten Poeppel ve şu an University of Geneva’de bulunan Post Doktora öğrencisi Luc Arnal çığlıkların özelliklerini araştırmak üzere bir dizi analiz gerçekleştirdi. İnsan çığlığı deposu diye bir şey olmadığı için, YouTube kayıtları, popüler filmler ve gönüllü çığlık atmak isteyen insanlardan yararlandılar. Gönüllü insanlardan da laboratuvarda bulunan ses kabininin içinde ellerinden gelenin en iyisini yapmaları istendi.

İşitme ile ilgili nöronları uyarmalarına göre ses dalgalarını tespit eden araştırmacılar, çığlıkların; şu ana kadar bilim insanları tarafından insan iletişimi için önemli olduğu düşünmedikleri akustik bilgiler taşıdığını ortaya çıkardı.

Ekip tarafından çığlıkların işitsel spektrumun hatırı sayılır büyük bir kütlesini işgal ettikleri bulundu ve diğer tüm çeşit sesler üzerine yapılan çalışmalar ile bu bölgenin yalnızca çığlıklara ait olup olmadığı da araştırıldı.

Bir dizi deney ile bu gözlemin ve önermenin de doğru olduğu ortaya çıktı. Konuşma ve şarkı söyleme ile karşılaştırıldığında (hatta farklı diller arasında da) bölgenin çığlığa ait olduğu görüldü. Tek istisna ise ev ve arabalarımızda kullandığımız alarm sesleri oldu ve alarmların da aynı aktivasyonu sağladığı gözlemlendi.

Çığlık ve alarmların diğer seslerden ayrılmasının sebebi olan özellik ise akustik biliminde (roughness) ‘ dalgalılık ‘ olarak anılır. Bu özellik sesin ne hızda yüksekliğini değiştirdiğini tanımlar. Normal gündelik konuşma 4 ila 5 Hz (Hertz) civarında farklar ile ses yüksekliği dalgası gösterir. Ancak çığlıklar çok hızlı değişebilir. (30 ila 150 Hz arasındaki hızlarla)

Ses özelliği olan roughness - dalgalılık - insan çığlığının korku göstergesi olma durumunun tanımlanmasında da kullanılıyor - Görsel : Luc Arnal

Ses özelliği olan roughness – dalgalılık – insan çığlığının korku göstergesi olma durumunun tanımlanmasında da kullanılıyor – Görsel : Luc Arnal

 

Araştırma ekibi insanlardan, çığlıkları korkutuculuklarına göre değerlendirmelerini istediğinde sonuç, en yüksek dalgalılığa sahip olan sesin (en yüksek hızda -Hz- ses yüksekliğinin değişim gösterdiği sesler) en korkutucu seçilmesi oldu.

Çığlık olmayan bir sesi modifiye ederek daha dalgalı hale ve dolayısıyla çığlığa dönüştürmek de mümkün. Bu sonuca bağlı olarak da araştırmacılar insan beyninin amigdala bölgesinde korku tepkisini daha büyük aktivasyon ile yaratan özelliğin ‘dalgalılık’ olduğuna kanaat getirdi.

Araştırmacılar, insan çığlığını ; özellikle de yeni doğan çığlığını, araştırmaya , bu çığlıkların kaba çığlıklar olup olmadığını test etmek için laboratuvarda devam etmeyi planlıyor. Ayrıca ekip, analizlerini ; türler arasında bu davranışın nasıl korunup geçtiğini denemek için hayvan çığlıklarına uygulamak da istiyor.

Poeppel’e göre çığlıklar gerçekten de işe yarıyor. Herkesin yaptığı en eski seslerden biri olan çığlık her kültürde her çağda bulunuyordu. Bu sebepten ötürü araştırmacılar da, vokalizasyon söz konusu iken tüm insanların beyninde ortak olan mekanizmayı araştırmak için en uygun yolun buradan (her çeşit insanın çığlığını ve uyarılan  bölgeleri incelemek) geçtiğini düşündüler.

 


Referans : Arnal et al. Human Screams Occupy a Privileged Niche in the Communication Soundscape. Current Biology, 2015 DOI:10.1016/j.cub.2015.06.043


 

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv