İlk Defa Yeni Bir Ötegezegenin Doğuşu Görüntülendi

İlk defa astronomlar, dünyadan 113,4 parsek (370 ışık yılı) uzaklığındaki bir yıldızı çevreleyen toz diskinin içerisinde kendine yol açan bir bebek gezegenin görüntüsünü yakalamayı başardı...
Görsel Telif: ESO/A. Müller et al.

Astronomlar, Dünya`dan 370 ışık yılı uzaklıkta bir yıldızı çevreleyen ve toz diskinin içerisinde kendine yol açan bir bebek gezegenin görüntüsünü yakalamayı başardı.

Gezegen oluşumuna dair kesin ve makul bir modelimiz olsa da, bunun doğrulanması biraz zordur. Yıldızlar ilk oluştuklarında, ekvatorları etrafında yörüngede dolanan tozdan, kayalardan ve gazdan oluşan girdap şeklinde bir disk bulunur. Gezegen birikiminin ise, bu parçacıkların birbirleriyle çarpışması ve giderek artan bir kütleçekim meydana getirmeleri ve yörünge yolundan malzeme toplayarak en sonunda gezegeni oluşturmaları şeklinde meydana geldiği düşünülmektedir.

Bilindiği üzere, astronomlar, bu yörünge temizliği ile tutarlı boşluklar ve hatta gezegenlerin varlığıyla tutarlı bir şekilde elde edilen verilerle birlikte birçok pro-plantartal (gezegen öncüsü) disk tespit ettiler.

Fakat bir gezegenin doğarken doğrudan görüntülenmesi o kadar da kolay değildir. Çünkü ötegezegenler genellikle çok uzaklardadır ve çok sönük olduklarından optik teleskoplarımız tarafından –özellikle de yansıtabilecekleri herhangi bir ışık, yıldızlarının parlaklığı tarafından engellendiğinde (ki gündüzleri yıldızların görülememesinin nedeni de aynıdır)- tespit edilebilmeleri çok zordur.

Yörünge temizliği sonucu oluşan bu önemli boşluk, 2012 yılında PDS 70 ismi verilen yıldızın gezegen öncüsü diskinde keşfedildi. Bu nedenle de Max Planck Astronomi Enstitüsü ve Avrupa Güney Gözlemevi astronomları, araştırmalarını bir bebek gezegen arayışına yönlendirdi. Çünkü genç yıldızların çevresindeki bu diskler, gezegenlerin doğum yerleridir, fakat şimdiye kadar sadece bir avuç gözlemde bu disklerdeki bebek gezegenlerin izine rastlandı.

PDS 70, böylesi bir araştırmada uygun aday olmak için bazı özelliklere sahip. Öncelikle yıldızın gezegen öncüsü diski oldukça büyüktür  ve 130 astronomik birim yarıçaplık bir alana yayılmaktadır. (1 astronomik birim – ab -, Dünya ile Güneş arasındaki mesafedir; Kuiper kuşağı sadece 50 ab uzaklıktadır). Bu da gezegen oluşumu için yeterli büyüklüğünü ve malzemenin bulunduğu anlamına gelebilir.

Öte yandan, turuncu bir cüce olarak, Güneş’in kütlesinden biraz daha küçük kütlesiyle, PDS 70, ayrıca olağanüstü bir biçimde parlak da değil. Bu da onu bir koronograf ile ölçüm için elverişli hale getiriyor. Videodaki görüntünün ortasında, bir disk tarafından oluşturulan siyah nokta da diğer nesnelerin görünür hale gelmesi için yıldızın parlak ışığını engellemek adına kullanılmıştır. Ancak yine de diğer özelliklerin görünür kılınması için belirli dalga boylarını engelleyecek özel filtrelerin kullanılması gerekiyor.

Avrupa Uzay Gözlemevi’nin (ESO) Very Large Teleskopu’ndaki gezegen avlayıcı özelleştirilmiş SPHERE cihazı burada devreye giriyor. Bu cihazdaki koronograf ve polarizasyon filtreleri kullanılarak, ekip PDS 70’in gezegen öncüsü diskindeki boşlukta, yörüngede dolanan çok büyük bir gezegen keşfetti, bu da hala malzeme biriktirme sürecinde olduğu anlamına geliyor.

Astronomy&Astrophysics ‘de yayımlanan ikinci makalede ise, spektrumunu baz alan daha fazla incelemeye yer veriliyor.

Gezegenin kütlesi, Jüpiter’in birkaç katı ve yörüngesi yaklaşık 22 ab, yani Güneş’in çevresindeki Uranüs’ün yörüngesinden biraz daha uzak. Gezegenin, yıldızı çevresindeki bir turu yaklaşık 120 Dünya yılı sürüyor ve yüzeyindeki sıcaklık ise 1200 Kelvin civarında. Bizim Güneş sistemimizde en sıcak gezegen Venüs’tür ve ortalama sıcaklığı sadece 737 Kelvin’dir. Bu da gezegenin, bizim Güneş sistemimizdeki herhangi bir gezegenden daha sıcak olduğu anlamına geliyor.

Uzun zamandır PDS 70 adlı yıldızın yörüngesinde gezegen olduğundan şüphelenenen astronomlar yeni doğan bu ötegezegene PDS 70b adını verdi. Öte yandan detaylı analizler, PDS 70b gezegeninin, çekirdeğinden ve atmosferden gelen radyasyonu baskılayan bulutlarla sarılmış olduğunu gösteriyor.

Her ne kadar yerleşilebilir bir gezegen olmasa da, ki bu ötegezegen arayışının ana odak noktasıdır, hala oluşmakta olan bu gezegen; şimdiye kadar doğrulanmış ilk gezegen olma özelliği taşıyor, bu nedenle de gezegen bilimi açısından oldukça önemli. 

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv