Havayı Kirleten Maddeler Derimizden Vücudumuza Girebiliyor

Havadaki kirletici maddeler derimizden vücudumuza giriyor.   Ve bu miktar, soluduğumuz şeye eşdeğer.   Kirliliğin çok fazla olduğu bölgelerde, etrafımızda uçuşan zehirli maddeleri solumaktan mümkün ol..
Görsel Telif:

Havadaki kirletici maddeler derimizden vücudumuza giriyor.
 
Ve bu miktar, soluduğumuz şeye eşdeğer.
 
Kirliliğin çok fazla olduğu bölgelerde, etrafımızda uçuşan zehirli maddeleri solumaktan mümkün olduğu kadar çok kaçınmaya çalışmamız gerektiğini hepimiz biliriz. Bu yüzden özellikle Çin’de hava kirliliği arttığı zaman, insanlara iç mekanlarda durmaları tavsiye edilir ve Japonya’da ameliyat maskesi giyen insan sayısındaki artışın ardında bulunan sebeplerden biri budur.
 
Fakat yapılan yeni bir çalışmanın sonucuna göre, derimizin ftalat olarak adlandırılan ve havayla taşınan belirli kirletici maddeleri sanki soluyormuşuz gibi çok miktarda emebildiği ortaya çıktı. ABD’deki Washington Üniversitesi’nden baş araştırmacı John Kissel, Science News’a konuşarak “Bu kimyasalları büyük bir sünger gibi emiyoruz,” açıklamasında bulundu.
 
Ftalatlar, plastiği yumuşak ve esnek yapmak için veya diğer madde türlerinde çözücü olarak kullanılan ‘yarı uçucu’ bir kimyasal takımıdır ve tüm kozmetik, güzel koku ile evsel temizlik ürünlerinde bulunur. Dünya çapında her yıl yağdan üretilen yaklaşık 2 milyon ton ftalat bulunuyor ve 20’den farklı türü yaygın şekilde kullanılıyor.
 
Geçen 50 yıl boyunca dünyada en geniş şekilde kullanılan ‘plastikleştirici’ (plastiklere veya diğer maddelere eklenen ve onları daha esnek yapan maddeler) haline geldiler fakat bunlara uzun süre maruz kalmanın (örneğin iç mekan havası, toz ve gıda paketleri aracılığıyla) sağlımıza olan etkileri üzerine endişelerin artması yüzünden bazı çeşitleri Avrupa ve ABD’de yasaklandı.
 
Yapılan çalışmaların gösterdiği üzere ftalatlar kan akışımıza, anne sütüne ve idrara karışabiliyor. Ayrıca östrojen ve androjen hormon düzenleri gibi vücudumuzun hormonsal düzenini etkileme şekilleri yüzünden ‘hormon bozucu’ (hormonal sisteme direk veya dolaylı olarak zarar verebilen maddeler – endocrine disrupting agents) olarak sınıflandırılıyorlar.
 
İlk araştırma, belirli ftalatları astım oranlarına bağladı ve 2008’de yapılan bir çalışma, ısıtılmış PVC dumanlarının yetişkinlerde astım gelişimine katkısı olabileceğini ve evde ftalata maruz kalmanın çocuklarda astım ve alerji tehlikesini artırabileceğini ileri sürdü. Ayrıca ftalata maruz kalmanın göğüs kanseri tehlikesinin artmasına yol açabileceğine dair belirtiler mevcut fakat araştırma henüz sonuçlanmadı.
 
Kissel ve takım arkadaşları, insanların kanında bulunan ftalat seviyeleri üzerinde deri üzerinden emilimin etkisini araştırmak istediler. Altı katılımcı topladılar ve onları hava yoluyla yoğunluğu artırılmış dietil ftalat (DEP) ile di(n-bütil) ftalat (DnBP) olarak adlandırılan iki tür ftalata maruz bıraktılar. The Latest News’dan Tim Sandle’a göre DEP, nemlendirici gibi kişisel bakım ürünlerinde bir çözücü olarak ve DnBP ise oje gibi ürünlerde bir plastikleştirici olarak kullanılıyor.
 
Altı gönüllü özel bir odada 6 saatlik bir süre boyunca kimyasallara maruz bırakıldı. İlk önce özelleştirilmiş soluma başlıklarıyla hiçbir ftalat solumadılar ve ardından gelen haftada başlık kullanmadılar. Maruz kalma işlemi esnasında giymelerine izin verilen tek giysi şort oldu. Odaya girmeden 12 saat önceye ve idrarları alındıktan 66 saat sonraya kadar sınırlı bir beslenme ve kişisel bakım ürünü kullanımı düzenine sokuldular.
 
Araştırmacılar Environmental Health Perspective dergisinde şu bilgileri verdi: “Katılımcılar bir başlık giyerken oda havasına maruz kaldıklarında araürün (metabolit) yoğunlukları daha düşüktü fakat yine de seviyeler katılımcılar odaya girmeden önce ölçülen seviyelerden oldukça yüksekti. Bu durum katılımcıların bir başlık giydikleri zaman önemli miktarda DEP ve DnBP aldıklarını gösteriyor.”
 
Takımın bulduğuna göre DEP’nin deri üzerinden alımı, nefes yoluyla alımından yaklaşık yüzde 10 daha yüksekti ve DnBP’nin deri üzerinden alımı ise nefes yoluyla alımının yüzde 82’si kadardı. Ayrıca katılımcılar ne kadar yaşlı olursa, havadan deri yoluyla alınan hem DEP hem de DnBP miktarları daha yüksek olmuştu. Araştırmacıların söylediğine göre, örneğin altı kişiyle çok sınırlı olmasına rağmen, yaşın etkisi şaşırtıcı şekilde büyüktü. “66 yaş tarafından alınan DEP, 27 yaşın aldığından beş kat daha fazlayken, DnBP alımı yedi kat daha fazlaydı.”
 
Araştırmacılar sadece şorttan daha fazlasını giymenin ftalat seviyelerini nasıl etkileyeceğine henüz bakmadılar ve evet, örnek boyutu küçük fakat sonuçlar yakında yapılacak bazı araştırmaları garanti ediyor. İnsan vücudundaki en geniş organ deridir, bu yüzden eğer bizi gerçekten yaygın şekilde kullanılan bu kimyasallara karşı korumuyorsa, bu bir sorun demektir. Önceki araştırmanın gösterdiğine göre ftalat gibi yarı uçucu kimyasallar deriden nispeten yavaş geçmeye yatkın fakat yine de birkaç yıl boyunca artarak zararlı seviyelere gelebilirler.
 
Kissel, Science News’a şöyle söylüyor: “Eğer vücudun tamamı maruz kalırsa, o zaman düşük maruz kalma oranları bile bu kimyasalların önemsiz olmayan miktarlara ulaşmasına sebep olabiliyor.”
 
Kaynak : Air pollutants are entering our bodies through our skin, study finds, www.sciencealert.com/air-pollutants-are-entering-our-bodies-through-our-skin-study-finds

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv