İşte Haftasonları Yatağınızdan Çıkamayışınızın Arkasındaki Bilim!

Haftasonları geç uyanmak hayatın en büyük zevklerinden birisidir! Fakat, bazı insanlar yataktan kalkmamak konusunda diğerlerine kıyasla oldukça başarılıdır. Genellikle, günün ortasında yataktan çıkma ..
Görsel Telif:

Haftasonları geç uyanmak hayatın en büyük zevklerinden birisidir! Fakat, bazı insanlar yataktan kalkmamak konusunda diğerlerine kıyasla oldukça başarılıdır. Genellikle, günün ortasında yataktan çıkma davranışını, orta yaşlı ebeveynlerden daha çok ergenler sergiler. Fakat elbette ki bu konuda da kişisel farklılıklar yok değil.

Peki, bu durumun sebebi nedir? 

Ergenlerin yetişkinlerden daha geç yattıkları bilinen bir gerçek ve her birimizin doğal uyku ritmi mevcut; ama biz, çoğu insanın düşündüğü gibi vücudumuzun doğal mekanizmasının köleleri değiliz. Eğer bir pazar sabahı uzun bir uyku çekmiş olmanıza rağmen yataktan kalkamıyorsanız üzülmeyin, belki de yapabileceğiniz bir şeyler vardır.

İnsanlarda bulunan vücut saati belirli ritimlerden meydana gelir. Böylece bizler gündüz uyanık kalırız ve bu süre zarfında vücut sıcaklığımız yüksektir, geceleri ise uyuruz ve vücut sıcaklığımız düşüktür. Bu denge ve ritim vücut saati sayesindedir. Fakat bu mekanizma karanlık-aydınlık döngüsüne ve Dünya’nın dönüşü gibi etmenlerle alakalı farklılık gösteren sıcaklık değişimlerine göre evrimleşmiştir. Buradaki asıl soru işe bizim bu döngünün kontrolüne sahip olup olmadığımız.

Işığı Görmek

1960’lı yıllarda Jurgen Aschoff ve Rutger Wever, insanlardaki uyku ve vücut sıcaklığı ritmini çalıştılar. Aschoff ve Wever katılımcıları penceresi olmayan, hiçbir şekilde gün ışığı almayan ve zaman kavramı sağlattıramayacak bir bodrum katına yerleştirdiler.

Bu konuda yapılan araştırmaların çoğunda ışıklar sürekli olarak açılıp-kapatıldı ve katılımcılar aydınlık-karanlık döngüsünde kontrol sahibi değillerdi, yani yapay ışığın kontrolü araştırmacılardaydı. Fakat araştırmaların bazılarında ise, ışığın kontrolü katılımcılardaydı ve katılımcılar uyumak istediklerinde ışığı kapatıp, uyandıklarında da açabildiler. Aydınlık-karanlık döngüsünde kontrole sahip olan bu katılımcılar uyku düzenlerini keşfettiler ve vücut sıcaklıkları değişti. Yüzde 40’tan fazla vakada, uykunun artık vücut sıcaklığı ile senkronize olmadığı görüldü.

Şimdi biraz geriye gidip yaşamlarını avcılık ve toplayıcılıkla geçiren insanları düşünelim. Elektrikleri yoktu ve doğal ışık haricindeki tek ışıkları kamp ateşleriydi ki bu da onların vücut saatlerinin dengesini bozacak kadar güçlü değildi. Fakat bizim günümüzde maruz kaldığımız yapay ışıklar bu dengeyi bozacak kadar güçlü. Maruz kaldığımız bu yapay ışıklar, uyumamızı kolaylaştıran melatonin hormonunun sentezlenmesini engelliyor ve uykusuzluğu baskılıyor. Yani, ne kadar çok ışık açık durursanız o kadar çok uyumayacaksınız, uykunuz gelse bile bunu hissetmeyeceksiniz.

Bir düşünün: güneş doğana kadar bilgisayarınızla uğraştınız ve uyumadınız fakat ertesi gün işe gitmek zorundasınız. Çok az miktarda uyudunuz ve gözünüzü kapatmanızla alarmınızın çalması bir oldu. Fakat sinirlenmeyin, çünkü alarmınızın hiçbir suçu yok. Bu durumu tekrar yaşamamak için vücut saatinizin tik-taklarını biraz dinleyin ve uykunuzun geldiğini hissettiğiniz ilk anda ışıkları ve gözlerinizi kapatın. Vücudunuz bu sinyalleri alıp rahatlamaya geçecektir.

Günümüz şartlarında, özellikle büyük şehirlerde, işe yetişebilmek için evden erken çıkmak gerek. Evden erken çıkmak için ise çok daha erken kalkmak gerek. Fakat bunu hafta sonu yapmanız için hiçbir neden yok. İşte bu noktada sosyal jet-lag devreye giriyor. Hafta sonu ve hafta içi yaşadığınız bu fark vücut dengenizi bozabilir. Yapay ışığa daha az maruz kalmanız sizin için en faydalısı olacaktır!

Yazının girişinde bir takım kişisel farklılıklardan söz etmiştik. Bunlar yaş gruplarından yaş gruplarına ve yaş grupları içinde de kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bunun ışığa karşı hassasiyetle de çok yakından ilgisi var. Mesela bu yazıyı okuyanlarınızdan bazıları yapay ışığa daha hassastır. Yani, odanızdaki ışık açık kaldığı sürece uykunuzun geldiğini hissetmeyebilirsiniz, çünkü vücudunuzun salgıladığı melatonin hormonu baskılanacak, daha geç yatacak, daha çok uykusuz kalacak, hafta sonu daha uzun uyuyacak ve vücut dengenizi daha da bozacaksınız.

Elbette günümüz koşullarında kimse güneş doğduğunda kalkıp güneş battığında uykuya dalamaz, fakat aradaki bu farkı en aza indirdiğiniz takdirde daha sağlıklı bir yaşam süreceğinize emin olabilirsiniz! Doğadan kendimizi bunca uzaklaştırmak, biyolojik açıdan istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Alarm sesinizi sık sık değiştirip her seferinde o sesten irite olmak yerine vücudunuzun sesine kulak verin, maruz kaldığınız yapay ışığı en aza indirin ve alarmınızı suçlamaktan vazgeçin!


Kaynak: Derk-Jan Dijk (January 15, 2016) ”The science behind why you love a weekend lie-inThe Conversation Retrieved from https://theconversation.com/the-science-behind-why-you-love-a-weekend-lie-in-52875


 

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv