Facebook Kıskançlığı, Twitter Öfkeyi Ortaya Çıkarabiliyor

Facebook’ta uzun süre zaman geçirmek birçok araştırmaya göre, mental sağlığı olumsuz etkiliyor. Ve asıl soru neden-sonuç ilişkisine bağlı olarak; zaten yalnız olan insanlar sosyal medyada daha f..
Görsel Telif:

Facebook’ta uzun süre zaman geçirmek birçok araştırmaya göre, mental sağlığı olumsuz etkiliyor. Ve asıl soru neden-sonuç ilişkisine bağlı olarak; zaten yalnız olan insanlar sosyal medyada daha fazla vakit geçiriyorlar. Yeni yapılan araştırmalar Facebook’un duygu durum hali ve mental hali kesin olarak etkilediğini ortaya koyuyor. Fakat etkinin olumlu ya da olumsuz olup olmadığı ise büyük oranda kişinin arkadaş listesindeki kişilerle etkileşimine dayanıyor. Yeni çalışmalardan bazıları Facebook’un olumsuz etkilerinin altında yatan nedenin kıskançlık olduğunu ortaya koyuyor.

2015 Şubat ayında Computers in Human Behaviors ‘da yayımlanan ve 736 üniversite öğrencisi üzerinde yürütülen bir çalışmada, Facebook kıskançlığı uyandırdığında, depresyon semptomlarını artırdığı sonucuna ulaşıldı. Fakat 2015 Mart ayında aynı dergide yayımlanan bir başka çalışmada ise; Facebook’un sosyal bağlılık ve destek arayan ve nihayetinde de bulduğunu hisseden kullanıcılarının depresyon belirtilerini düşürebildiği sonucuna ulaşıldı.

Yapılan bu çalışmalar; bazı insanların neden kıskanma durumunu deneyimlediği ve bazılarının da bunu neden deneyimlemediğine dair bir cevap arayışında değildi, fakat araştırmalar; kullanıcının Facebook ile olan etkileşiminin oldukça önemli olduğu bulgusuna eriştiler. Örneğin, University of Michigan ve University of Leuven ‘den araştırmacıların yürüttüğü bir çalışmada, 173 öğrencinin tutumları izlendi ve pasif kullanımın –örneğin yalnızca içerik akışına bakma gibi– kıskançlık duygularını artırarak duygu durum halini düşürmeye sebep olduğu görüldü. Aktif kullanım ise –örneğin, paylaşım yapma, yorum yapma gibi– böyle bir etkiye sahip değil. Journal of Experimental Psychology: General ‘daki bu iki araştırma 2015 Nisan’ında yayımlandı.

Bir başka önemli faktör ise; etkileşim içerisinde olduğunuz insanlara ne kadar yakın olduğunuz. 2015 Kasım ayında Computers in Human Behavior ‘da yayımlanan ilişkili iki deney ile; sitedeki paylaşımlara dair kullanıcıların duygusal tepkilerindeki ilişki gücünün rolü araştırıldı. 207 yetişkin Amerikalı ve 194 Alman üniversite öğrencisi üzerinde yürütülen çalışmada, araştırmacılar; insanların yakından tanıdıklarının paylaşımlarını okurken negatif duygulardan çok pozitif duyguları daha çok hissediyorlar. Araştırmacılardan Ruoyun Lin; ilişkilerin çok yakın olduğunda empatinin daha yaygın olduğunu, dolayısıyla da kişinin, yakın bir arkadaşının mutluluğunu yakalamaya daha yatkın hale geldiğini söylüyor. Öte yandan, yakın ilişkiler kıskançlığı da canlandırabilir, fakat araştırmacılar bu kıskançlığın sevecen tipte olmaya meyilli olduğu bulgusuna ulaştılar. Yani yakın bir arkadaştan gelen iyi haberlere verilen tepki genellikle olumlu.

Bilim insanları Facebook‘un sizi nasıl hissettirdiğini kontrol etmenin yolunun ondan ne aldığınızda ilişkili olduğunu söylüyor. Eğer kendinizi başkalarıyla kıyaslama ya da başkalarını kolayca kıskanma eğilimindeyseniz, sosyal medyada harcadığınız zamanı kısıtlamayı düşünmeli ya da pasif bir kullanıcı olmak yerine bilinçli bir aktif kullanıcı olmalısınız.

Çevrimiçi “Asıp-Kesen” İnsanlar Çevrimdışıyken de “Asıp-Kesen” Tipler Olabilir

Bastırılmış öfkeyi salıvermek oldukça iyileştirici olabilir, bu yüzden teknoloji çağında birçoğumuzun interneti dert yandığımız ortama çevirmemiz şaşırtıcı değildir. University of Wisconsin’den psikolog Ryan Martin tarafından toplanan verilere göre; Twitter kullanıcılarının %46’sı gerginlikleriyle başa çıkmanın bir yolu olarak tweet atarken, %37’si ise takipçisinin kendi online yorumunu görmesini umut ediyor. 2013 yılında Cyberpsychology, Behavior and Social Networking’ de yayımlanan çalışmada, bu “e-sinir” durumunun kısa vadede rahatlatıcı hissettirebileceği ve 24 katılımcının tamamının bunu yaparak rahatlamış ve sakinleşmiş hissettiği bulgusuna ulaşıldı.

Ancak dijital ortamda sıkıntılarını salıvermek her zaman rahatlatıcı değildir. Öfke deneyimini, bunu nasıl sergilediğini ve bununla ilgili yaşanan sonuçları gösteren bir ölçeğin doldurulduğu araştırmada, araştırmacılar çevrimiçi öfke gösteren insanların ortalama bir insandan yalnızca daha sinirli olduklarını değil, bu insanların çevrimdışı hayatta da –ayda ortalama bir fiziksel kavga ve iki ağız kavgası deneyimledikleri– daha fazla öfke deneyimi sahibi oldukları bulgusuna ulaştı. “Ateşli” yorumlar göndermenin insanları daha agresif yapıp yapmadığı kısmı henüz net değil, fakat araştırma ekibi; sosyal medya aracılığıyla olumsuz dışa vurumu artıranların, hayatın diğer alanlarında da olumsuz ifadeler göstermeye meyilli olduklarını ve benzer şekilde hayatın diğer alanlarında olumsuz dışa vurum gösterenlerin, sosyal medyada da olumsuz dışa vurum göstermeye meyilli olduklarını düşünüyor. Yani bu yönden bakınca dijital ve gerçek hayatın birbirini beslediğini söyleyebiliriz.

Kaynak ve İleri Okuma

  • Green with Facebook Envy, Red with Twitter Rage. ScientificAmerican MIND. (2016, March 1)

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv