Evrim Teorisine Dair Mitler-5: “Evrim, Çevreye Mükemmel Uyum Sağlayan Canlıları Üretir”

Kısa Cevap: Hayatta kalmanız için çevreye mükemmel şekilde uyum sağlamış olmanız gerekmez, fakat en az rakipleriniz kadar iyi uyum sağlamış olmak zorundasınız. Yaban hayata dair belgesellerde durmadan..
Görsel Telif:

Kısa Cevap: Hayatta kalmanız için çevreye mükemmel şekilde uyum sağlamış olmanız gerekmez, fakat en az rakipleriniz kadar iyi uyum sağlamış olmak zorundasınız.

Yaban hayata dair belgesellerde durmadan tekrarlanan temadır. Hayvanların çevrelerine nasıl da mükemmel biçimde uyum sağlamış canlılar olduklarını tekrar tekrar duyarız. Oysa bu durum çok çok nadiren doğrudur.

Evrimin, olabilen en mükemmel “dizaynı” neden oluşturmadığına dair oldukça fazla sebep vardır. Doğal Seçilim’in tek kriteri bir şeyin işe yarar olmasıdır, mükemmel çalışması değildir. Gerçekte ise mükemmeliyetten ziyade baştan savma durumu oldukça yaygındır. Bunun en klasik örneği de; pandalardaki bamboo kavramaya yarayan baş parmaktır. Panda ve insan ellerinin anatomisi üzerine yapılan çalışmalar bu “baş parmakların” görevdeş olması gerektiğini göstermiştir. Her ikisinin de kemiklerine baktığınızda, “başparmakların” aslında o kadar da benzer olmadıklarını görürsünüz. [1] İnsan başparmağı eklemlidir ve pek çok kemikten oluşur. Pandanın başparmağı ise elin kenarından çıkan tek bir kemikten oluşur. 1978 yılında biyolog Stephen Jay Gould; pandanın baş parmağının bir role sahip olduğunu, yani pandanın genişlemiş bilek kemiği geliştirdiğini ve acemi gibi dursa da, bunun işe yarar olduğunu yazmıştı.

panda-bas-parmagi-bilimfilicom

Bu örnekte de görüldüğü üzere; evrim yeni olanı çıkarmak yerine var olanı yeniden şekillendirmeye daha yatkındır. İlkel balıkların yuvarlak uçlu yüzgeçleri kanat, yüzgeç, tırnak ve el gibi çeşitli yapılara dönüşmüştür. 5 parmağımız vardır çünkü amfibian atalarımızın 5 parmağımsı yapısı vardı. Yani 5, illa da insan elindeki parmak sayısı için ideal sayı değildir. [2], [3]

Birçok grup kendisini daha başarılı yapmak için özellikler evrimleştirmemiştir. Örneğin; köpek balıkları, kemikli yapıdaki balıkların kendilerine su içerisinde kaldırma kuvveti uygulanmasını kontrol etmelerine yarayan gaz torbacıklarına (bu torbacıklara alınan gaz miktarı ile yüzdükleri derinliğin ayarlamasını yapabilirler) sahip değildir. Bunun yerine sürekli olarak yüzmeye devam etmelidir. Köpek balıklarında kaldırma kuvvetine maruz kalması için karaciğer yağlanması görülür ve duruma göre de hava yutması gerekir. Benzer şekilde, çift yollu ciğere sahip memeliler tek yollu ciğere sahip kuşlara göre daha az verimlidirler. Ve bazen canlılar genel uyumluluklarını artırmaya yaramaktan ziyade bu uyumluluğu azaltan yapılar da evrimleştirmişlerdir, örneğin; tavuskuşları kuyruğu. [4]

Kullan ya da Kaybet

Art arda mutasyonlar aynı zamanda da; bir şeyi kullanmıyorsan onu kaybedersin anlamına gelir. Örneğin; birçok primat bir gen mutasyonundan dolayı C vitamini üretemezler. [5] Bu mutasyon diyetlerinde bolca C vitamini alan hayvanlar için bir fark oluşturmaz. Ancak, çevre değiştikçe, böylesi özellik kayıpları büyük farklar oluşturabilir; uzun deniz seyahatlerine çıkan primatları düşünün.

Evrimde bir öngörü olmaması, kalıtsal olarak defolu “dizaynların” ortaya çıkmasına sebep olabilir. Arkadan öne doğru bağlantısıyla -beyinden retinaya– ve sinirlerin retinaya doğru gittiği yer olan kör noktasıyla birlikte omurgalı gözü bunun bir örneğidir. Omurgalı gözünde ışığı algılayan hücrelerin bulunduğu tabaka üzerinde sinir ağı bulunmaktadır ve bu ağ, ışık hücrelerine gelen ışığın etkisini gereksiz bir biçimde azaltmaktadır. Ayrıca beyne giden sinirlerin bulunduğu kör noktada ışığa duyarlı hücreler yoktur ve bu yüzden ışık buraya düşecek olursa, körlük meydana gelir. Sonraki adaptasyonlar bu problemleri büyük oranda azaltsa da, doğal seçilim bu hatada –fakat işe yarar “dizayn”– karar kıldığında, bu durum türün soyunda kalıcılaşır.

Organizmanın uyumu aynı zamanda da sürekli olarak değişen çevreyle ilişkilidir. Av ve avcı arasında, parazit ile konak arasında sürekli bir “silahlanma” yarışı vardır. Birçok tür; daha iyi uyum sağlayanın kendisi olması ve mevcut uyumunu korumaya çalışmak için sürekli olarak evrimleşmek zorundadır.

Evrimin Zirvesinde miyiz?

Doğal seçilim ile evrimleşme; zaman ve sayıyla ilgilidir. Doğal seçilimin, ortaya çıkan yeni mutasyon ve fırsat sayısının hangisinin faydalı hangisinin zararlı olduğuna dair bir eleme süreci işletmesi; populasyonun büyüklüğüne, her bireyin sahip olduğu yavru sayısına, nesil sayısına ve diğer birçok şeye dayanır.

evrimin-zirvesinde-miyiz-bilimfilicomKendimizi oldukça evrimleşmiş bir tür olarak düşünebiliriz, fakat, kaç tane mutasyon döngüsü ve seçilimden geçtiğimize bakarsak, aslında en az evrimleşmiş türlerden birisiyizdir. [6]

HIV’li bir kişinin vücudunda her gün 10 milyar civarında yeni virüs parçacıkları üretilebilir. Öte yandan, dünyadaki toplam insan nüfusu; birkaç bin yıl önceye kadar yalnızca birkaç milyon kadardı.

Dahası, bir bakteri, on yıllık sürede 200.000 nesil üretebilir –bu sayı neredeyse; soy ağacında soyumuzun şempanzelerden ayrıldığından beri süre gelen insan nesli sayısı kadardır. Bu yüzden, bir insan ömründen daha az bir süre içerisinde HIV ve birçok antibotik dirençli bakterilerin sebep olduğu yeni hastalıkların evrimine tanık olduk.

Öte yandan, insanın evrimi son 10.000 yılda hız kazanmış durumdadır ve hala çevremizi  çok hızlı bir şekilde değiştiriyoruz. Sonuç olarak, daha iyi adapte olmak yerine, aslında oluşturduğumuz yeni dünyaya daha az adapte olabilen canlılar haline geliyoruz. [7] Obezite ve alerjiden, ön görüsüzlüğe, ilaç alışkanlığına ve uyuşturucu bağımlılığına kadar pençesinde olduğumuz modern felaketleri düşünün. Virüs ve bakteriler mükemmele yaklaşıyor olabilir, fakat biz insanlar henüz “karalama sayfası” aşamasındayız.

 


Kaynaklar: 
[1] http://evrimianlamak.org/evrimwiki/index.php?title=C1b:Analogy_06&diff=5846&oldid=4908
[2] http://www.sjgarchive.org/library/text/b16/p0405.htm
[3] One small step for fish, one giant leap for us. NewScientist. (2000, August 19)
[4] Dawkins, R. A flip-flop should be no handicap, https://www.edge.org/q2008/q08_15.html#dawkins (Retrieved on 2016, March 11)
[5] Ha, Michael N., Frank L. Graham, Chantalle K. D’Souza, William J. Muller, Suleiman A. Igdoura, and Herb E. Schellhorn. “Functional rescue of vitamin C synthesis deficiency in human cells using adenoviral-based expression of murine l-gulono-γ-lactone oxidase.” Genomics 83, no. 3 (2004): 482-492. http://dx.doi.org/10.1016/j.ygeno.2003.08.018
[6] Keightley, Peter D., Martin J. Lercher, and Adam Eyre-Walker. “Evidence for widespread degradation of gene control regions in hominid genomes.” PLoS Biol 3, no. 2 (2005): e42. DOI: 10.1371/journal.pbio.0030042
[7] http://www.amazon.com/Mismatch-World-Longer-Fits-Bodies/dp/0192806831
Evolution produces perfectly adapted creatures. NewScientist. (2008, April 10)


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv