Erkek Kaynaklı Şiddetin Evrimsel Psikolojisi

Her güne, yeni bir kitlesel saldırı haberi ile uyanmaya başladık. Masumları hedef alan silahlı saldırılardan, kadın cinayetlerine kadar birçok haberin başrolünde de büyük çoğunlukla erkekler var. Tabi..
Görsel Telif:

Her güne, yeni bir kitlesel saldırı haberi ile uyanmaya başladık. Masumları hedef alan silahlı saldırılardan, kadın cinayetlerine kadar birçok haberin başrolünde de büyük çoğunlukla erkekler var. Tabii ki bunlarla da sınırlı değil. Gün içerisinde erkeklerden kaynaklanan şiddet eylemlerini tecrübe etmek için, yalnızca sokağa çıkmanız yeterli. Trafikte, barlarda, lise önlerinde, üniversitelerde, futbol maçlarında ve sayamadığımız birçok yerde, cinayetle sonuçlansın ya da sonuçlanmasın fiziksel münakaşaları gözlemleyebilirsiniz.

Bir erkek olarak bu yazıyı hazırlarken istasitiklerle ve erkek biyolojisinin ‘talihsizleri’ ile yüzleşmek, tahmin edersiniz ki insanı zorluyor. Fakat yine de istatistikler ve araştırmalar üzerinden duyguları karıştırmadan yazıya devam edelim.

Erkekler; bütün cinayetlerin %85’inden fazlasından, aynı cinsiyet cinayetlerinin %91’inden ve kurban ile katilin birbirleriyle herhangi bir bağı olmayan aynı cinsiyet cinayetlerinin %97’sinden sorumlular. Yani erkek kaynaklı bir şiddet dalgası ile karşı karşıyayız. İnsanlık tarihinde erkek şiddeti yeni değil. Fakat bu durumu tartışmaktan kaçınıyoruz. Masumları hedef alan terör saldırıları ya da masumlara karşı gerçekleştirilen silahlı kitlesel saldırılardan sonra, medyada da genel olarak bu olayların trajedisi üzerinde duruluyor. Olayın arkasındaki ruhsal rahatsızlıklar ve silahlara kolay erişim belki göz ardı edildiğinden belki de olayları normalleştirmek olarak görüldüğünden pek de dikkat çekmiyor.

Bu yazıda da amaç, tabii ki olayların normalleştirilmesi ve bu saldırıları salt olarak ruhsal problemlere ve insan doğasına bağlanmak değil; sadece olaylara bilimsel bir yaklaşım getirmek. Konuya tekrar dönecek olursak, aslında bu istatistikler ve açıklamalar büyük bir sorunun etrafında dolaşıyor: Neden genellikler bu tarz silahlı saldırıların arkasında erkekler var? Diğer bir soru da bu noktada sorulabilir; neden genellikle bu saldırıları genç erkekler gerçekleştiriyor?

Evrimsel psikoloji, ilgili konu hakkında ipuçları verebilir.

Tehlikeli Erkeklik

Psikolog Joseph Vandello ve Jennifer Bosson tarafından ortaya atılan ‘precarious manhood’ terimi, yalnızca erkeklerin yüzleştiği bir ikilemi tanımlamak için kullanılır ve bu terimi ‘tehlikeli erkeklik’ ya da ‘tehlikeli adamlık’ olarak çevirebiliriz.

Araştırmacılara göre, ‘adamlık’ zamanla toplum içerisinde kazanılan bir statüyü tarif ediyor. Bir bireyin, çoğu toplumda, gerçek bir erkek olarak değerlendirilmesi de, o bireyin kişisel değeri ile ilişkilendiriliyor. Ayrıca bu durum oldukça tehlikeli; çünkü kolay bir şekilde kaybedilebiliyor. Özellikle bir erkek, karşısına sonu gelmeyen zorluklar çıkaran hayat koşulları ile baş edemediyse, bu durumlar erkeğin ‘yiğitlik’ seviyesini sınıyorsa ya da diğer erkeklerle rekabetinde başarısızsa, unvan ve statü kolay bir şekilde kaybedilebiliyor.

Toplum içerisinde genellikle ‘kadınlık’ teriminin kaybedilmesinin çok bir tehlike arz etmediği düşünülüyor; fakat ‘yiğitlik’, ‘adamlık’ ve ‘erkeklik’ statüsünün kaybedilmesi bir tehlike olarak değerlendiriliyor. Erkeklerin yaşadıkları bu çelişkinin kökleri, tarih öncesi geçmişimize dayanır. Hayvanlar aleminde, genellikle erkekler, eşlere cinsel erişimi sağlamak için rekabet içerisindedir.

Cinsel erişim rekabetinde, tarihsel olarak güçlü erkekler genellikle; hiyerarşide geride kalmış, şiddete yönelmeyen ve bu izleri takip ettiğinizde ulaşabileceğiniz düşük statüye sahip erkeklere göre daha şanslılardır. Yıllarca Güney Amerika’daki Yanomamo insanları üzerine çalışmalar yürütmüş, antropolog Napoleon Chagnon’un keşfine göre, hemcinsini öldüren erkekler, öldürmeyenlere kıyasla daha çok eş sahibi oluyorlar. Bütün parametreler göz önüne alındığında da, bu grup içerisinde erkeklerin statüsü genel olarak karşısına çıkacak tehditlere fiziksel şiddetle nasıl karşılık verebileceğine dayanıyor.

Değişik kültürlerde, erkeğin baskınlığının sınanması farklı şekillerde gerçekleşebilir. Fakat bütün değişkenlere rağmen, evrensel geçerliliği olan bir motivasyon da mevcut. Bilim insanı Jonathan Gottschall’ın aşağıdaki cümlesi tam da bu durumu tanımlıyor.

[miptheme_quote author=” Jonathan Gottschall” style=”boxquote text-center”]‘’Başka bir erkeği fiziksel olarak baskı altına almak, sarhoş edicidir.’’[/miptheme_quote]

Bundan dolayı, ‘doğru’ zamanda ‘doğru’ kişiye karşı uygulanan fiziksel şiddet, toplumdaki başarının bir kısa yolu olarak görülebilir. Doğru zaman ve doğru kişi sözleriyle kastedilenin, fiziksel mücadeleden başarılı çıkma ihtimali olarak detaylandırabiliriz.

Rekabetçi Dürtüler

Evrimsel temelde düşündüğünüzde, genç erkeklerin kendilerini genellikle statü ve baskınlık kaygısıyla bulduklarını görebilirsiniz. Geçmişteki insan toplumlarında, erken yetişkinlik sırasında rekabetteki başarı ya da başarısızlık, erkeğin geri kalan yaşantısındaki sosyal statüsünün belirleyicisiydi. Basit bir şekilde bir toplumdan ayrılıp diğer bir topluluğa girmek de mümkün değildi. Ergenlik yılları, toplumsal yapı içerisinde baskın bir yaşam sürmek için büyük öneme sahipti. Bu sebeple genç erkekler arasındaki yüksek riskli rekabet, amiyane tabirle ‘racon’ kesme fırsatı sağlıyordu. Başarılı raconun ödülü; toplum içerisinde kaynaklara kolay erişim ve güç göstergesi oluyordu. Sonuç olarak cesaretle ya da düşünmeden ortaya çıkmış atılgan davranış, statü ve saygı ile ödüllendiriliyordu. Tabii ki genç erkek bu davranışı sonrasında hayatta kalabilirse…

Aslında günümüzdeki spor müsabakaları, genç erkeklerin bu rekabetçi duygusuna, kavga dışında bir yapıcı alternatif oluşturulmasını sağlıyor. Yasal olarak düzenlenmiş alanlarda genç erkeklerin tırmanma, atış yapma, koşma, güreşme, halat çekme gibi müsabakalara girmeleri; aslında atalarının yaşadığı çevrelerde hayatta kalmak ve savaşmak için gerekli yetenekleri üzerinden birbirleri ile mücadele etmelerini sağlıyor.

Genç Erkek Sendromu

Genç erkeklerin şiddet davranışlarından, yaşlı erkeklerinkine kıyasla daha çok korkulduğu aşikardır. Bu konunun da tabii ki bir sebebi var.

Kanadalı psikolog Margo Wilson ve Martin Daly’e göre, bu durumun arkasında ‘genç erkek sendromu’ olarak tanımladıkları durum, yani genç erkeklerin daha riskli ve agresif davranışlara olan eğilimi, yer alıyor. Wilson ve Daly’nin cinayetleri araştırdıkları çalışmalarının bulgularına göre, kadınların cinayete kurban gitme ihtimalleri, yaşları ilerledikçe çok değişmiyor. Fakat erkeklerde bu durum daha farklı. 10 yaşındayken her iki cinsiyet grubunun da cinayete kurban gitme ihtimalleri aynı iken, 20’li yaşlara gelindiğinde erkeklerin cinayete kurban gitme ihtimalleri 8 kat artıyor. Wilson ve Daly’nin elde ettiği verilerle paralel şekilde, Chicago’da gerçekleşen 598 cinayetin %87’sinin kurbanı erkek ve bu kurbanların %64’ü 17 ile 30 yaşları arasında. Ölümcül şiddetin kurbanı olma ihtimali, erkekler arasında geç ergenlikte ve 20’li yaşların sonunda en uç noktasına ulaşıyor. Daha sonra ise istikrarlı bir şekilde hayatlarının sonuna kadar düşüyor.

Erkeklerin şiddete yönelmesinde doğal yakıtı ise testosteron oluşturuyor.

En yakın primat akrabalarımız olan şempanzeler üzerinde yapılan araştırmalar, yüksek testosteron seviyeleri ile yüksek şiddet potansiyeli arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Dahası, bütün yetişkin erkek şempanzeler en yüksek testosteron seviyelerini hamileliğe uygun döneminde olan bir dişinin varlığında tecrübe ediyorlar. Bu durum, cinsel aktivitede bir artışa yol açmazken, yalnızca şiddet seviyesinin artışıyla ilişkileniyor. Testosteron seviyeleri ve agresifliği bağdaştıran çalışmaların bulgularına göre, testosteron kaynaklı şiddet genel olarak erkekler arası rekabet ortaya çıktığında ya da erkeğin sosyal statüsü bir şekilde değiştiğinde ortaya çıkıyor.

Ayrıca testosteron seviyeleri, tenis ya da güreş gibi rekabet gerektiren sporlardaki başarı ve kayıplara göre azalıyor ya da artıyor. Bu durum, büyük müsabakalardan sonra çıkan kavgaların sebeplerinden birisi olabilir.

Bir Erkeğe Silah Verirseniz Ne Olur?

bir-erkege-silah-verirseniz-ne-olur-erkek-kaynakli-siddetin-evrimsel-psikolojisiPeki kurduğumuz fiziksel şiddet denklemine silah eklersek ne olur?

2006 yılında yapılan bir araştırmada ise, erkekler ellerine silah aldıklarında, testosteron seviyelerinde artış meydana geliyor ve daha agresif davranışlar sergiliyorlar. Araştırmada ilginç bulgular da yer alıyor; araştırma içerisinde rekabette silah ile uğraşan katılımcılar ve fare kapanı ile uğraşan katılımcıların, diğer erkeklere olan davranışlarında farklılık meydana geliyor. Araştırmanın detayına biraz değinelim. Yapılan araştırmada her bir katılımcı ya bir silahı ya da bir fare kapanını parçaladı ve bu objelerin nasıl birleştirileceği ile ilgili bir kılavuz yazdı. Daha sonra her bir katılımcıya, başka bir insanın içeceğine sıcak sos koymaları söylendi. Silah ile uğraşan katılımcıların hepsi, kayda değer şekilde daha çok sıcak sos kullandılar ve bu içeceği başkasının içmeyeceğini öğrenince hayal kırıklığına uğradılar.

Testosteron dahil olmayan tehditlerde, sıklıkla agresif davranışlara rastlanmadığını söylemek mümkün. Fakat erkekler ellerine silah aldıklarında, yeni bir güç kazandıklarını düşünüyorlar ve testosteron seviyelerinde artış meydana geliyor. Bu erkeklerin agresif davranışlar sergileme ihtimalleri de, dolayısıyla, yükseliyor.

Kitlelere Silahlı Saldırılar = Az-Baskın Kaybeden Erkekler mi?

Genç erkeklerde şiddete genellikle olaya diğerlerinden saygı görmeyen erkekler dahil olduğunda rastlanıyor. Bu erkekler genellikle küçük görüldüklerini ve kendilerine hak etmedikleri şekilde davranıldığını düşünüyorlar.

İngiliz klinik psikolog Paul Gilbert’in geliştirdiği Social Attention Holding Theory(Sosyal Dikkati Üzerinde Tutma Teorisi) bu konuya değiniyor. Gilbert’e göre, birbirimizle rekabet halinde olmamızın sebebi, diğer insanların bizimle ilgilenmeleri istememizdir. Çünkü diğer insanların dikkatini çektiğimizde, dolaylı yoldan statü kazanmış oluruz. Diğer insanların bize gösterdikleri ilgi, her çeşit pozitif duyguya yol açabilirken; diğerleri tarafından sürekli ihmal edilmek özellikle haset etmek ve sinirlenmek gibi daha karanlık duygulara yol açıyor.

Medyanın genellikle masum insanlara silahlı saldırı gerçekleştiren bireyleri ve teröristleri uyumsuz ya da yalnız olarak tanımladıkları da sır değil. Çünkü çoğu durumda, öyle olduklarının bulgularına ulaşıyoruz. Açık bir şekilde; diğer insanlar tarafından gösterilen ilgide eksiklik, statünün azalmasına yol açıyor ve bu da kadınlara olan erişimin azalması ile sonuçlanıyor. Bu durumu genç erkeklerin testosteronu ile birleştirdiğinizde de, ortaya zehirli ve zararlı bir karışım çıkıyor.

Milyonlarca yıl boyunca evrimleşmiş bu yapıyı değiştirmek için yapabileceğimiz pek bir şey yok. Tabii ki bu da, toplumda gerekli yeri elde edememiş bireyler tarafından zarar görmemize müsaade edeceğimiz anlamına gelmiyor.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  • The interacting roles of testosterone and challenges to status in human male aggression doi:10.1016/j.avb.2009.04.006
  • Precarious Manhood and Its Links to Action and Aggression, doi: 10.1177/0963721411402669
  •  Napoleon A. Chagnon, The Yanomamo  
  • Competitiveness, risk taking, and violence: the young male syndrome, doi:10.1016/0162-3095(85)90041-X
  • Dominance, aggression and testosterone in wild chimpanzees: a test of the ‘challenge hypothesis, doi:10.1016/j.anbehav.2003.03.013
  • Guns, Testosterone, and Aggression: An Experimental Test of a Mediational Hypothesis, doi: 10.1111/j.1467-9280.2006.01745.x
  • The Relationship of Shame, Social Anxiety and Depression: The Role of the Evaluation of Social Rank, Clinical Psychology and Psychotherapy 7, 174–189 (2000)

Bu yazı The Conversation’da yayımlanan, If you give a man a gun: the evolutionary psychology of mass shootings yazısından derlenmiştir.


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (1 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  • Emre Gül 28 Haziran 2016 - 00:22
  • Bu konuyu bende çok merak ederdim.Tarih boyunca birçok savaşa , katliama , şiddetlere çoğunlukla erkekler sebep olmuştur.Erkeklerdeki bu “pis” geni yok edersek Dünya’nın daha güzel bir yer olabileceğini düşünüyorum.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv