Doğanın Safkan Köpek Irkı Hangisi?

Dünya üzerindeki herhangi bir hayvan türünün adını duyduğunuzda, belleğinizde o türün neye benzediğine ilişkin belli bir resim bulmakta pek zorlanmazsınız. Peki ya “köpek” dendiğinde gözün..
Görsel: Chris Buzelli

Dünya üzerindeki herhangi bir hayvan türünün adını duyduğunuzda, belleğinizde o türün neye benzediğine ilişkin belli bir resim bulmakta pek zorlanmazsınız. Peki ya “köpek” dendiğinde gözünüzde ne canlanıyor? Çoğu insanın aklına ilk olarak “cins köpekler” gelir. İnsanın en yakın dostu safkan köpeklerdir; sokak köpekleri olacak değil ya! Bu en yakın dostlar ABD’de, Avrupa’da ve diğer gelişmiş ülkelerde bolca bulunur, evlerde yaşar ve düzenli olarak aşılanırlar. Yakın dostlar bir dereceye kadar evcil hayvan dükkanlarının, köpek üreticilerinin, köpek maması firmalarının, veterinerlerin, çeşitli dergi ve kitapların da işin içinde olduğu birtakım ticari kaygıların ürünüdürler.

Peki acaba av köpeği, çoban köpeği, süs köpeği gibi sınıflara ayrılan ve çok farklı görünümlere sahip olabilen safkan ırklar, gerçek köpekleri temsil etmiyor olabilirler mi? Ya o başıboş köpekler, yani sokaklarda, otoyol kenarlarında ya da köylerde yaşayan bireyler doğal biçimde evrilmiş ve doğa tarafından seçilmiş, yani türü en iyi temsil eden “gerçek” köpeklerse?

Meksika’nın Mexico City şehrinin çöplüğündeki köpekleri gören bazı gençler şöyle diyor: “Bunlar gerçek köpeklerden farklılar; bunlar kırma.” Burada saklı olan anlam, sokak köpeklerinin atalarının safkan köpekler olduğu düşüncesi. Görünüşe bakılırsa insanlar, eğer bir köpek herhangi bir safkan ırka benzemiyorsa, onun hibrit yani melez olduğunu düşünüyor. Eğer tüm safkan köpekler salınırsa, birkaç nesil sonra etrafın çöplükteki köpeklere benzeyen farklı farklı tiplerle dolacağına inanıyorlar.

Fakat bu doğru olamaz. Örneğin Doğu Afrika Adaları’ndan Pemba’daki köpeklerin hepsi aynı görünüyor; üstelik herhangi bir köpek ırkına asla yakınlaşmış değiller. Safkan köpek ırkları, Darwin’in “yapay seçilim” olarak adlandırdığı sürecin meyvesidirler. Darwin, değişik güvercin ırkları, köpek ırkları ve çok sayıda çiftlik hayvanı ırkı üreten insanlardan çok etkilenmişti. Yapay seçilim, insanların belli bir özelliğe sahip dişi ve erkekleri seçip, toplumun geri kalanından ayırmaları ile başlar. Bu şekilde başarılan seçimli çiftleştirme, günümüz safkan ırklarının çoğunun ortaya çıkış nedenidir.

Doğal Seçilim Doğada İşbaşında

Dünyadaki köpek nüfusunun sadece %15 kadarını oluşturan safkanlar, eğer safkan olmayanlarla dolu özgür bir topluluğa katılırsa, dünyadaki köpek nüfusunun genetiğinde pek bir etki yapmayacaktır. Eğer dünyada bulunan 150 milyon safkan köpeği bir anda salsanız, zaten pek uzun süre mevcut kalamazlar. Neden? Çünkü hiçbir ekolojik mevkiye uyumlanmış değillerdir ve 850 milyon civarındaki sayılarıyla, doğal köpekler tarafından kısa sürede çiğnenirler.

Bizim güzel köy köpeklerimiz ne yapay seçilim ürünüdür, ne de sokağa düşmüş safkan köpeklerinin melezleşmesinin ürünüdür. Tüm sokak köpeklerinin ve çoban köpeklerinin ortalama büyüklükleri ve tiplerine dikkat ederseniz, bir ipucu yakalayabilirsiniz: Doğal seçilim hakkında bir ipucu…

Dünyadaki milyarlarca köpeğin dörtte üçü, diğer hayvan türlerinin üyelerinin birbirlerine benzerliği kadar birbirlerine benzerler. Birkaç yıl önce bir Navajo çobanına, Navajo çoban köpeğinin neye benzediği sorulmuştu. “Ne çok büyüktür, ne de çok küçüktür,” diye yanıtlamıştı. Dışarıdan bakıldığında Navajo çoban köpekleri büyüklük ve biçim olarak aynıdır ve birkaç farklı renk çeşitine sahiptirler. Bu durum, dünyadaki köpeklerin büyük bölümü için doğru. Ne çok büyükler, ne de çok küçükler. Dünyadaki köpeklerin %75’ine ilişkin en ilginç ayrıntılardan biri, hepsinin birbirine benzemesidir.

Bir biyolog için bu birörneklik, doğal seçilim sürecini akla getirir. Biçimleri ve büyüklükleri (ve hatta renkleri) bir mevkiye uyumlanmaya işaret eder. Köylerde yaşayan köpekler, yapay seçilimle üretilen safkanların bir karışımı değildir. Onlar, insanların üretim kontrolü olmadan kendi kendine evrilmiş ve yaşamını sürdürdüğü mevkiye uyumlanmış olan hayvandır. Birbirlerine benzeyen bu köpekler bulundukları yerde, kendi mevkilerinde evrilmiş ve bu mevkiye özgün uyumlanma gerçekleşmiştir. Sorumsuz köpek sahiplerinden kaçmış değillerdir. Onlar, insanlara yakın yaşayan, kendi yiyeceklerini bulan ve insan kontrolü olmaksızın gayet güzel üreyebilen doğal türdür.

Çevresel Koşullar Seçilimi Yönlendirir

Köpek, kendi özel çevresel koşullarına uyum sağlamış olan bir memeli türüdür. İnsanlar toplayıcı-avcı yaşam biçimini bırakıp, tarım yapmaya başladıklarında ortaya çıkan yeni ekolojik mevki (yeni çevresel koşullar), bu mevkiye uyumlanmasıyla ortaya çıkan “köpek”i yaratmıştır. Tarımsal etkinliklerden artan kalıntılar, köy köpeklerini hayatta tutacak besin desteğini sağlamaya başlamıştı. Tarım Devrimi‘nden önce köpek var mıydı? Bildiğimiz anlamda köpek muhtemelen yoktu ama eğer varolduysa bile, farklı bir mevkiye uyumlanmış durumdaydı.

Bir canlı formunun bir başka forma dönüştüğü, yani torunların “ortalama” görüntüsünün ve davranışlarının giderek ataların “ortalama” görüntüsünden ve davranışlarından farklılaştığı durumlarda, Darwin’in doğal seçilim kuramına göre yeni bir mevkiye (çevresel koşullara) uyumlanma var demektir. Yeni mevki, yeni besin kaynakları ve yeni barınma olanakları anlamına gelir; yani yavru büyütmek için daha elverişli ve tehlikelerin daha az olduğu bir ortam yakalanmıştır.

Darwin, besin kaynaklarının yeterliliğinden daha fazla canlı doğduğunda, bireylerin çoğu için yaşam çabasının zararının maliyetinin (tüketilen enerjinin), çabanın sonucunda elde edilen yararın maliyetinden (besinden alınan enerjiden) yüksek olacağını vurgulamıştır. Bu durumda canlı muhtemelen açlıktan ölecek ve zaten yavru da yapamayacaktır; dolayısıyla taşıdığı genler doğal seçilimde elenmiş olur. Bireylerin az bir bölümünün yaşamında ise verim oranı yüksek olacaktır; bulundukları ortama daha iyi uyum gösteren bu bireylerin kâr oranı, zarar oranını geçecektir. Onlar yaşayacak ve üreyeceklerdir; böylece ortama uyumlanmalarında payı olan genler bir sonraki nesilde varlıklarını sürdürecektir.

Köpeklerin Ortaya Çıkışı İçin Kâr-Zarar Hesabı

Köpekler, şu anda “köpek” sözcüğünün bize anlattıklarını tam anlamıyla karşılamayan, o nedenle “köpek” yerine “köpeğin atası” diye adlandırdığımız canlılardan evrildiler. Bu evrimin/ değişimin/ farklılaşmanın gerçekleşme nedeninin şu olduğunu düşünüyoruz: Yeni form, yeni bir mevkiye daha uygundu. Yani bir torun “yeni form”a ne kadar benziyorduysa, o zamanlar yeni oluşmuş durumdaki o yeni koşullarda daha verimli olabiliyordu. Karnını daha iyi doyuruyor ve daha fazla üreme şansı elde ediyordu. Böylece yeni mevkide “işe yarar” olan genler her nesilde biraz daha çoğalırken, işe yaramayan genler taşıyıcıları tarafından yeni nesle giderek daha az aktarılabilir oldu. Sonuçta ataların yaşam koşullarında pek dikkate değer olmayan birtakım ortalama özellikler, torunların görüntü ve davranış biçimlerinde belirleyici unsur olacak denli önemli “hayatta kalma ve üreme” özellikleri hâline geldi.

Yaşam çabası maliyetinden söz etmiştik. Buna bir de “oluşum maliyeti“ni eklemek gerek. Bir canlının tek hücreli formdan, çok hücreli ve üreyebilen bir yetişkin olmasının maliyeti (kalori olarak) nedir? 45 kg’lık bir kurt oluşturmak, 15 kg’lık bir köpek oluşturmaktan çok daha maliyetli bir iştir. Gelin şimdi bildiğimiz anlamda “köpek”i ortaya çıkaran çevresel koşulların, kâr-zarar hesabında ne kadar başarılı olduklarına bakalım.

Kurt oluşumunu düşünelim: Döllenmeden hemen sonraki tek hücreli formdan, yetişkin bir kurta dönüşene dek günde 2500 kalori gerektiğini varsayalım. Büyüme sürecinin başında daha az enerji gerekirken, giderek gereksinim artar. Ortalama olarak bir kurt 2 yaşına gelene dek, 365gün x 2yıl x 2500kalori = 1.825.000 kalori harcar. “Kurt yöntemleri” ile kendi besini bulabilecek, yani örneğin ren geyiği avlayabilecek kapasitede bir kurtun varolması için, ebeveynlerine maliyetini bir kenara bırakırsak, yaklaşık 2 milyon kalori gerekir.

Köpeğin yapısı ise ortalama günde 1000 kalori gerektirir. Üstelik kendi besinini elde edebileceği yaşa, kurttan çok daha erken ulaşır. 10 haftalık bir köpek, kendi “köpek yöntemleri” ile kendi besinini bulmaya başlayabilir. Mexico City şehrinin çöplüğünde, yavru köpekler sütten kesilir kesilmez yiyecek bulmaya başlarlar. Bunu da 1000kalori x 70gün = 70.000 kalori olarak hesaplayabiliriz.

Bir köpeğin kendi besinini bulma çağına ulaşana dek gereksindiği kalori miktarı, kurtunkinin %3,5’u kadardır. Bunu bir düşünelim. 70 günlük bir kurt yavrusunu, bir ren geyiği sürüsünün ortasına bıraksak, bırakın avlanmayı acaba sağ çıkma şansı nedir? Sıfıra yakın. Peki 70 günlük bir köpek yavrusunu, Mexico City şehir çöplüğüne bıraksam, yaşamını sürdürecek kadar besin bulma şansı nedir? Çok çok yüksek olmasa da, devasa toynaklıların ortasında duran bir kurt yavrusununkinden yüksek olduğu kuşkusuz.

Her Hayvan Kendi Mevkisinde “En Düşük Enerji İlkesi”ne Uyuyor

Kurt yavruları cinsel olgunluğa ikinci senelerinde erişir ve oraya varmak için yaklaşık 2 milyon kalori harcarlar. Köpekler ise 210.000 kalori harcayarak ulaştıkları 7 ayın sonunda yavrulayabilirler. Yani bir kurttan çok daha erken ve onun harcayacağı enerjinin sadece %10’u yeterli oluyor. Bir başka deyişle, köpek oluşumunun maliyeti, kurt oluşumun maliyetinden epeyce düşük oluyor.

Neden köpek oluşum maliyetini kurt yerine, boyutça köy köpeklerine daha yakın olan çakal ile karşılaştırmıyoruz? Bunun nedeni, kurtların maliyeti ile köpeklerin maliyeti arasındaki devasa farkın, davranışsal çevrebilimcilerin “hayvanların kendi mevkilerine uygunluğu” üzerindeki düşüncelerini daha iyi vurgulaması. Fakat eğer konuyu anlatmak için kurt yerine 12 kg’lık bir çakal seçmiş olsaydık da, yine köpeklerin ergenleşene dek masraflarının daha az olduğunu görürdük.

Geçim Derdi

Tüm türler için bir diğer büyük enerji masrafı, besin bulmak için yapılır. Aslında herhangi bir türe baktığınızda, çoğu zaman nasıl ve ne ile beslendiğine ilişkin ipuçları yakalayabilirsiniz. Hayvanın büyüklüğü, ağzının biçimi, dişlerinin sayısı ve şekli hep birer ipucudur. Şimdi 850 milyon köy köpeğine bu gözle bakıp, neden birbirlerine benzediklerini şu soru eşliğinde düşünelim: “Çabanın maliyeti, bu enerji yatırımının getirilerine kıyasla nedir?”  Bir kurt veya bir köpek için kalori cinsinden besine ulaşım maliyeti, artı besini elde etme maliyeti, artı onarım maliyeti, bölü besinden alınan faydanın, 1’den büyük olması gerekir.

Köy köpeklerinin besin arama çabasını, yabani köpekgillerin çabaları ile kıyaslayalım. Mexico City çöplüğündeki köpekler bütün gün oturup, çöp kamyonlarının gelmesini beklerler. Besine ulaşım maliyetleri sıfır sayılır. Besin elde etme çabaları da sıfıra yakındır ve dolayısıyla onarılması gereken yara da almazlar. Peki çöplüğe fazla yiyecek gelmediği günler çok olur mu? Pek sayılmaz. Daniel Stewart tarafından Güney Afrika’da yapılan bir çalışmada, köpeklerin günaşırı veya üç günde bir beslendikleri saptanmıştır. Bu elbette kurtlar için de doğrudur, ancak üç günde bir ya da daha uzun aralıklarla karınlarını doyuracak kadar yiyebilirler. Çöplükte mevsimsel çalkalanmalar olur mu? Pek olmaz. İnsanlar hemen hep aynı besinleri yer ve çöpe atarlar.

Çöplükte yaşayan bir köpeğin besin bulma maliyeti, yabani akrabalarına kıyasla çok düşüktür. Maliyeti, kâr ile karşılatırınca da köpekler daha iyi durumdadır. Kalori almak onlar için çok daha kolaydır. Köpeklerin iyi evcil hayvanlar olmalarının nedenlerinden biri de, içlerindeki bu “bir yerde oturup besinin gelmesini bekleyebilme” güdüsüdür. Onların mevkisi, yiyeceği insanların sunmasını beklemeyi avantajlı kılar.

Köpek ile kurt arasındaki besin bulma farkları üzerinde düşünürken, acaba kurtlar da Mexico City çöplüğünde yaşamlarını sürdürebilirler mi diye merak edebilirsiniz. Oluşum maliyetlerini anımsayın. Köpeğe günde 1000 kalori yeterken, kurta 2500 kalori gerekiyordu. Peki ya köpeklerle hemen hemen aynı boyutlarda olan çakallar? Onlar neden çöplüğe gelip, ulaşım-kazanım-onarım maliyetlerinden kurtulmuyorlar? Aslına bakarsanız kurtlar, çakallar, dingolar arada sırada çöplüklere uğrarlar, ama ortada hiç insan yoksa. Uzun vâdede ise çöplük koşullarına davranışsal olarak uyumlanacak olurlarsa, biz de zaten onlara kurt, çakal ya da dingo demek yerine, yeni adlar vermek durumunda kalırız.

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv